MURAT ÖZTEKİN

Umuda uçan güvercin

Türkiye’de şehirlerden kaçmaya çalışanlar sadece insanlar değil, Türk sineması da son on yıldır İstanbul’dan kaçmaya çalışıyor!
Nuri Bilge Ceylan’ın öncülüğünü yaptığı sinemamızdaki taşra eğilimi, Semih Kaplanoğlu, Reha Erdem, Mahmut Fazıl Coşkun gibi yönetmenlerce devam ettirildi. Hatta popüler sinemaya da sirayet etti… Bu sebeple beyazperdede peşi sıra Ege ve Trakya filmleri gördük, görmeye de devam ediyoruz… “Taşralı” filmlerin bazıları, Anadolu’ya yabancı bir gözle bakıyor ama bundan azade olan orijinal eserler de yok değil… Genç yönetmen Osman Nail Doğan’ın ilk uzun metraj filmi ‘Güvercin Hırsızları’ da  bu akıma, mütevazı ama çarpıcı bir katkı sunuyor. Çeşitli festivallerden mükâfatlarla dönen filmde, vakitlerini güvercin çalarak geçiren 16 yaşındaki Mahmut’un, babası tarafından terk edilen minik İsmail’e sahip çıkma çabası merkeze alınıyor. Filmin çoğu amatör isimlerden meydana gelen oyuncu kadrosunda Seyit Nizam Yılmaz, Mert Buğra Tataroğlu, Kutay Sandıkçı, Gökhan Yıkılkan ve Burçin Sezen var.
Filmin hemen başında birlikte yaşadığı dedesi “Böyle kuş peşinde, it peşinde gez bakalım. Ne olacak sonun…” diye kızıyor Mahmut’a... Gerçekten de Mahmut, gündüzlerini güvercin muhabbeti yaparak gecelerini de arkadaşlarıyla birlikte güvercin çalarak geçiriyor. Çaldığı kıymetli kuşları da mezat yapan büyüklerine satıyor. Hikâyenin bu kısmında, hastalık derecesinde güvercinlere bağlanan garip hayatlar ve nafile çabalar resmediliyor. 

iNSAFLI HIRSIZ
Derken bir gün, Mahmut’un süt beyaz güvercini kaçıyor. Konduğu yer ise minik İsmail ile annesinin yaşadığı evin çatısı oluyor... “Babası, İsmail ve annesini terk edip gitmiş, ailenin ev hayalleri de yarıda kalmış” Güvercin hırsızı Mahmut, süt beyaz kuşun peşinden gittiğinde bunu öğreniyor. Ayakkabı boyayarak evleri için tek tek tuğla biriktiren İsmail’in çabasını görünce de kalbi yumuşuyor. Hırsızlık yapıp aylak aylak dolaşan Mahmut’un şimdi hayatta bir maksadı oluyor: Babasız İsmail’in ev hayalini gerçekleştirmek. Ama bunun için yine başkalarının canını “insaflı bir şekilde” yakmayı tercih ediyor…

Hayatta gri tonlar da var

Yönetmen Doğan, “Güvercin Hırsızları” filminde iki çocuğun yaşadıkları üzerinden, mutlak kötüye doğru uzanan çizgide, gri tonların da varlığını göstermeye çalışıyor. Bunun için bizi kafesler arasında dolaştırıyor, karanlıkta kalmış karakterlerin arasına sokuyor. Yönetmen Doğan, kendisiyle konuştuğumuzda hırsızlığı “olumlama” çabası gütmediğini söylemişti ama filmin sıcak atmosferi seyirciyi Mahmut’la empati kurmaya zorluyor. Buna rağmen yönetmen Doğan’ın eseri, Anadolu’ya yabancı gözle bakıp geleneksel unsurlara alaycı bir tavırla yaklaşan yönetmenlerin eserlerinden ayrı bir yerde duruyor. Anadolu insanı, olabildiğince peşin hükümlerden uzak bir şekilde tasvir ediliyor. Yönetmenin ilk uzun metrajlı eseri olan filmdeki minimalist hikâye bazı boşluklar taşıyıp bazen derdini anlatmada zorlansa da etkileyici bir dram ortaya çıkıyor. 

O soyguncular çok değişti

Yönetmen Frank Oz’un 1988 yılında beyazperdeye gelen ‘Kirli, Çürük ve Adi’  filmi, kibar dolandırıcı Lawrence ile ufak işlerin adamı Freddy’nin hırsızlık maceralarını ele alarak, komedi filmleri arasında unutulmaz bir yer edinmişti. Ama bu film aslında 1964 yapımlı ‘Bedtime Story’nin yeniden çevrimiydi. Şimdi bu film ikinci defa yeniden çevrildi. Yönetmenliğini Chris Addison’ın üstlendiği ‘Düzenbazlar’ adlı filmde erkek karakterler, yerini kadınlara bırakıyor; başrollerde Anne Hathaway ve Rebel Wilson rol alıyor. Biraz yenilik katılan hikâye şöyle: Josephine sahtekârlıkta çağ atlamış elit bir hırsızken Penny küçük işler çıkaran biridir.

Penny, bir tren yolculuğu esnasında tanıştığı Josephine’le  ekip olmak ister. Ne yapıp edip onu ikna eder. İkili sonunda bir iddia üzerine milyoner yazılımcı Thomas Westerburg’ü soymaya karar verirler. Ancak kaderde ava giderken avlanmak da vardır. Hollywood yapımcıları sevilen yapımları kadınsılaştırarak yeniden beyazperdeye getiriyor. Ancak ‘Ocean’s 8’de olduğu gibi bu maya pek tutmuyor. Feminist bir ruhla karakterleri değiştirilen ‘Düzenbazlar’ önceki filmin çok gerisinde kalmış. Klişelerle yoğrulan senaryo, oyunculuklara rağmen vasatı aşamamış.

Cep Herkülü’ne renkli kadro

Özer Feyzioğlu’nun yönetmen koltuğunda oturduğu filmin oyuncu kadrosunda sinema ve tiyatro  dünyasının tanınmış isimlerini bir araya gelecek. Hayat van Eck’in meşhur halterciyi canlandıracağı filmde, Yetkin Dikinciler Süleymanoğlu’nun babası, Selen Öztürk ise annesi rolünde seyirci karşısına çıkacak. Gürkan Uygun, Renan Bilek, Barış Kıralioğlu, Uğur Güneş, İsmail Hacıoğlu, Mehmet Esen, Evren Erler, Mustafa Kırantepe ve Kerem Atabeyoğlu da eserde rol alacak diğer isimler. Film, 25 Ekim’de seyircilerle buluşacak.

Türk sanatçı fantastik filmde

Halk Düşmanları filmiyle tanıdığımızKarim Abbou yönetmenliğinde çekilecek olan “420-Kesin Bir Bakış /A Certain Look” sinema filminde Türk sanatçı Hasan Yıldırım, Fransız sanatçı Nathalie Cardone ile birlikte başrolde yer alacak. Çekimleri yakında başlayacak olan fantastik türdeki film “Fantastik bir çiçeğin insanlara şifa vermesini anlatan modern bir masal” olarak tanımlanıyor. Hasan Yıldırım “Böyle fantastik bir modern masal filminde oynama teklifi aldığım için heyecanlıyım” diyor.