Akbağ: Şöhret basamaklarını yavaş yavaş tırmanın
“Genç oyuncular acele etmesin. Böyle birdenbire koca bir adım atıp onuncu basamağa çıktıktan sonra orada kalması zordur. Bu iş, kilometre işi...”
Bir Demet Muhabbet isimli gösterisiyle Beşiktaş Kültür Merkezinde sanatseverlerle buluşan ünlü oyuncu Demet Akbağ, oyunculuğu seçen ve seçecek olan gençlere, sakin olmaları tavsiyesinde bulundu. Akbağ, şunları söyledi: Acele etmesinler. Böyle birden bire koca bir adım atıp onuncu basamağa çıktıktan sonra orada kalması zordur. Basamakları biraz yavaş yavaş çıksınlar. Oynadıkları rollerin keyfine varsınlar. Zamanla büyütsünler. Kolay yoldan çabuk şöhret olmak, bir an önce popüler olmak için yarışmasınlar. Niyeti çok başka olan genç oyuncular da var. Daha çok tiyatronun içinde olmak, tiyatroda öğrenmek ve pişmek gibi. Çünkü bu iş, kilometre işi. Sahnede ne kadar küçük rollerle başlayıp rolünüzü yavaş yavaş büyütür öğrenirseniz daha doğru bir bilgi birikiminiz oluşuyor. Ben şimdiki gençleri aceleci buluyorum. O yüzden biraz sakinliği tercih etmelerini öneriyorum...
OYUNCULUKTA DÜNYADAN GERİ KALIR TARAFIMIZ YOK
Türk dizilerinin dünyanın hemen her ülkesinde büyük beğeniyle izleniyor olmasına da değinen sanatçı Akbağ “Bazı diziler başarılı olabilir. Gayet büyük emek verilip yapılan işler, bayağı bayağı sinema filmi tadında diziler var. Bizde de iyi hikâyeciler, iyi oyuncular var. Oyunculukta hiç de dünyadan geri kalır bir tarafımız yok” diye konuştu. Akbağ, Türk dizilerinin başarılı olmasını değerlendirerek şunları söyledi: “Yabancı dizilere baktığımızda görüyoruz ki, 9 bölümde sezon finali yapıyorlar. 40 dakika bilemediniz 50 dakika o diziler. Bizde ise neredeyse iki buçuk saat sürüyor bir dizi. Ben hiçbir şekilde bu dizileri bir hafta, 10 günde çektiğimize inandıklarını zannetmiyorum. Hani tamam, iki ekip çalışıyor ama bence hiç aşağı kalır yanımız yok...”
HER AKŞAM BAŞKA OYUN OYNARIZ AMA SEYİRCİ BUNU PEK HİSSETMEZ
Tiyatronun bir sevda olduğunu sözlerine ekleyen sanatçı “Ama sinemayı da bir kere tadınca vazgeçemiyorsunuz. Her ikisinin dinamiği çok farklı. Yani sinemanın galasında da o gece ilk defa bir oyunun prömiyerini yapıyormuş gibi heyecan duyuyorum. Tiyatroda, her gece aynı oyunu oynadığınız için seyirciler ‘Sıkılmıyor musun yine aynı oyun’ derler ama biz her akşam aynı heyecanla oynarız ve her akşam aslında başka bir oyun oynarız ama seyirci bunu pek hissetmez. O yüzden onun heyecanı da başka” dedi.
