ÜMİT TANRISEVEN

Yeşim Salkım; oyuncu, şarkıcı ve güçlü kadın… 50 yaşın olgunluğuna, acı tatlı hatıralarla ulaştı. ‘Anlatacak hikâyelerim var’ deyip kendi hayatını kaleme aldı. Kitap henüz bitmedi çünkü eserine, hatıralarına, hikâyelerine bir yenisi eklendi: TGRT Haber… Geçtiğimiz ay büyük bir gürültü ile başladı ‘Şeffaf Masa’sı. Çünkü daha programı yayınlanmadan ortalık yine ‘yapamazsın, edemezsin’lerle doldu. Ve program başladığında herkes hayran hayran ekrana kilitlendi. Tepkiler kırıldı, övgüler başladı. Hayatı dobra dobra yaşayan Salkım, programında halkın sesi oldu. Peki bu başarının altında neler var? Ailesi, sanat dünyasına bakışı ve projeleri nelerdir? Gelin bunları kendisinden dinleyelim… 

En baştan başlayalım. Habercilik teklifi nasıl geldi? Olaylar nasıl gelişti?

Aslıhan Ören'in görüşmek istediğini söylediler. Aslıhan Hanım’la Star TV’den tanışıyoruz. Burada, bir kadının bir kadına güveni söz konusu. Bütün dünyadaki olayları yakından takip ederim. Ben haberci değilim, kendimi hiçbir zaman haberci olarak da görmüyorum. Sadece, kendi fikirlerimi gelen konuklarla beraber yorumluyorum. 

İKİNCİ MESLEĞİM OLABİLİR

Teklif ilk geldiğinde ‘yapamam’ gibi düşünceler geçti mi içinizden?

İlk anda çok heyecanlandım fakat hiçbir zaman ‘yapamam’ diye düşünmedim. Çünkü daha önce de bir kadın programında deneyimim olmuştu. Fakat burada habercilik yapıyorum ve çok köşeli bir yermiş. En başta teklif, bir partnerleydi. Fakat ben ‘habercilik’ yapmak istediğimi söyledim. Aslıhan Hanım da şaşırdı ve ‘gerçekten mi’ karşılığını verdi. ‘Evet, öğrenmek, işin arkasını görmek istiyorum’ dedim. Aslıhan Hanım da bundan çok etkilendi. ‘Yapabilecek misin’ dedi, ben de ‘Yapabileceğime inanıyorum’ dedim. Sonra baktığımızda da olduğunu gördük. İkinci bir meslek edinmek istersem ‘haberciliği’ tercih ederim. 

Daha yayınlanmamış bir programa ‘layık görülmemek’ sizi nasıl etkiledi?

Eleştiri yaparken haddimizi korumalıyız. Bunu yapmazsak zaten eleştiriden çıkar. Hakaret etmekle, eleştiri arasında büyük fark var. Ben Twitter’da ülkemle alakalı konularda açık ve net bir dille düşüncelerimi belirttim. Kimseye hakaret etmedim. Ben bunu bir kadın, bir anne ve bir vatandaş olarak dile getirdim. Bir sanatçı, bir oyuncu olarak değil. 

SANATÇILAR ÖRNEK OLAMAZ

Toplumun sanatçıya bakışı nasıl olmalı?

Bizim gibi insanlar topluma örnek teşkil etmez. Bizim örneğimiz ve kökenimiz anne babalarımız, dedelerimizdir. Bugüne kadar kimseyi kendime örnek teşkil ettirmedim. Her insan kendine münhasırdır. Seyretmek, hayranı olmak, onu takip etmek başkadır. 

Şu an gidişattan memnun musunuz? 

Beni çok eleştirdiler. Zannettiler ki ben muhalifim, ben hükûmete karşıyım. Hayır... Ben ülkesini seven, birliğini bütünlüğünü korumak isteyen, bayrağını seven, insanını seven bir kadınım. Şu anda gidişat çok iyi. Benim TGRT seyretmeyen kitlem bile artık TGRT seyrediyor. Bütün ön yargılar kırıldı. 

Ekrana ‘halkın sesi’ olarak çıkacağınızı söylemiştiniz. ‘Şeffaf Masa’da kim olarak bulunuyorsunuz?

Ben programda aracıyım. Bulunduğunuz yerde, orayı kendinize, kendi duygu ve düşüncelerinize göre kullanamazsınız. Onu yapacağınız yer sosyal medya. Bu kuruma karşı sorumluluğum var ve zarar verecek hiçbir şeyi yapmam. Dolayısıyla benim ‘Şeffaf Masa’da bulunma sebebim, halktan gelen soruları, işi bilen uzmanlara sormaktır. Ama biraz zorlarım, o ayrı...

BİZDEN YILIN ANNESİ OLMAZ

Yılın annesi ödülü almıştınız, nasıl bir duygu annelik?

Bana yılın annesi ödülü verildiğinde kabul etmedim. Orada bir şehit annesini çağırdım ve ona o ödülü verdim. Çünkü, bu ülkede bir anne örnek seçilecekse onlar bizler değiliz. Bizim evimizde yardımcılarımız var, ütümüzü yapıyorlar, çocuğumuza bakıyorlar, gidiyoruz yemeğimizi yiyoruz. Neyin örnek annesi?

GELENEKÇİYİM, KÖKLERİMİ UNUTMAM

Modern bir kadın mısınız yoksa geleneğe bağlı mısınız?

Ben köklerine bağlı, anneanne ile büyümüş bir kadınım. Fakat şimdilerde gelenek ve göreneklerimizi çok unuttuk. Modernleşmek demek, ahlaksızlaşmak ve gelenek ve göreneğini unutmak demek değildir. Ben modern bir kadınım fakat geleneğimi, göreneğimi unutmadan yaşadım. Bıçak sırtı bir iş yaptığımın farkındayım. En doğru, en halka yakın şekilde yapmaya çalışıyorum.

PAZARA GİDERİM, YEMEĞİMİ YAPARIM

Hayatınız bir düzene girdi mi? 

Şimdi çok düzenliyim. Altı sene oldu kızım Ada'nın babasından ayrılalı. Kendi başıma ailemle, çocuklarımla bir hayat kurdum. Pazarıma giderim, yemeğimi kendim yaparım. İnsan önce kendine faydalı olmalı, sonra da çevresindekilere...

KIZIM ADA BANA LÜTUF

İki kızınız arasında 20 yaş fark var. Anlaşıyorlar mı?

Ben 40’ımdan sonra hastayken doğum yaptım. Bir seçim yapmam gerekiyordu. ‘Çocuğunuz mu, siz mi’ dediler. Çocuğumu seçtim. İnancı kuvvetli bir kadınım. Tedavi bile olmadan 40 yaşından sonra Allah bana bir evlat verdiyse bir sebebi vardır. Ada bana bir lütuf gibi geldi. Gizem de, iyi bir abla oldu; büyük bir abla kardeş sevgisi var. Birlikte film seyredip, uyuyorlar, aralarında güzel bir bağ var. 

SAVAŞ MUHABİRİ OLURDUM

TGRT Haber ailesi ile aranız nasıl?

Ben pervasız, gözü kara bir kadınımdır. Kimseye de kolay kolay iltifat etmem. Burada gerçekten çok rahat ve huzurluyum. Ailem gibi oldu. Benim zor günlerimde yanımda duran çok özel bir kadın var. Ben onu kardeşim gibi görüyorum, o da beni öyle görüyor. Binaya girdiğim andan itibaren herkes bana son derece ilgili, saygılı. Ekip, canla başla çalışıyor. Zaten habere de meraklı bir kadınım. Bu işleri yapmasaydım herhâlde ‘savaş muhabiri’ olurdum. O derece meraklıyım. 

ÖZEL HAYATIM BENİM İÇİN HAYAT OKULU

İnişler, çıkışlar, mesleki kavgalar, hareketli bir hayatınız oldu. ‘Son Sigara’dan bugüne, hayat sayfalarınızdan koparıp atmak istedikleriniz var mı?

Hiç yok, asla. Yaşadığım her güne bu kadını geliştirdiği için şükrettim. Çünkü her insanın size karşı bir görevi vardır. Hayat size bir öğretmendir. Birilerini gönderir, onlar size gelip bir şeyler öğretir, bazen de bir şeyi alırlar. Ve o aldıkları yerden de siz yeniden yola çıkar ve orayı tamamlamaya bakarsınız. Bir hayat okulu oldu benim özel hayatım. Anlatacak çok hikâyem var. Ömrüm dizi olur ve hatta 8 senedir hayatımı yazıyorum. Hayat devam ettiği için bir türlü de insanın eli varıp da bitiremiyor. Kitabım biyografi olmayacak. Kendisiyle yüzleşen bir kadın olacak. 

YETKİ VERİLSE SOSYAL MEDYAYI SINIRLARIM

Türkiye’nin en büyük problemi sizce nedir?

Ülkemiz, sosyal medyayı çok ciddiye aldı ve hayatını burada yaşamaya başladı, bütün insani ilişkilerini de bir kenara kaldırdı. Bir insanın yarasını ancak bir insan sarar. Bana şimdi bir yetki verilse, tek yapacağım şey sosyal medyayı sınırlamaktır. İnsanlar bu mecrada kelimeleri ve cümleleri dahi doğru kurmuyor. Büyük bir tuzak, tehlike, burası gerçek değil. Bizim derhâl, özümüze, kökümüze dönmemiz; özentilikten uzaklaşmamız lazım. Sosyal medya, insanları uyutmak için yapılan bir sistemdir. Biz, çok güzel bir milletiz ancak bize, kendimizi ve birbirimizi unutturmaya çalışıyorlar. 

KADINLAR, ERKEKLER ÜZERİNDEN PRİM YAPMAYI BIRAKSIN

Altın Portakal ödül törenlerinde, oyuncu Tamer Karadağlı ile Nihal Yalçın çok konuşuldu. Sizin olaya yaklaşımınız nasıl oldu?

Sanatçılar politik olmamalı. Görüşlerini söyleyebilir fakat politik konuşmaların yapılacağı yerler, ödül törenleri değildir. Bu oyuncuların ciğerlerini biliyorum. İki iş tutunca böyle havaya girmenin anlamı yok. Kesinlikle Tamer’i haklı buluyorum, aradım ve bunu kendisine de söyledim. Erkeklerin üzerinden artık prim yapmaktan biraz vazgeçsin bu kadınlar. Mademki kadın hakkı diyorsunuz; aç arabanı bin, benim kapımı aç deme. Çiçek getireceksin deme adama, git çiçeğini kendin al. Hep bir beklenti içinde olup, sonra eline pankartı almak olmaz. Hasta ruhlu erkeklerden bahsetmiyorum. Ben PKK'ya karşıyım, ülkemde kimse PKK sempatizanlığı yapamaz. İşin oyunculuk, takdir ettiler, teşekkürünü et, git otur. Herkes haddini bilecek.

RAHMETLİ BABAMLA DÜET YAPACAĞIM

Müzik hayatınız devam edecek mi?

Müziğe devam edeceğim. Rahmetli babam Dursun Salkım’ın şarkılarından oluşan bir proje yapmak istiyorum. Altın Plak aldığı bir şarkı ile başlayacağım. Şarkının adı ‘Belki Yıllar Sonra’... Bu şarkıda babamın sesinden ve benim sesimden öyle bir şey yapmak istiyorum. Teknoloji sayesinde aynı şarkıyı seslendireceğiz. Babama ve bana bir hatıra kalsın istiyorum. Kıymetli bir babanın kızı olduğumu, onu kaybedince daha iyi anladım. Adını en iyi şekilde sürdürmek istiyorum.

BİR SORU, BİR CEVAP...

TGRT: Güven
Sahne: Nefes almak
Doğa: Tabiat ana
Sosyal Medya: Kirlilik
Makyaj: Güzelseniz makyaj yapmaya ihtiyacınız kalmaz
Evlat: Can 

TİTİZ VE SİMETRİ HASTASI

En değerlisi: Ailem
Vazgeçemediği şey: Dürüstlüğüm
En büyük hüsranı: Bize keşke hayatı masallardaki gibi anlatmasalardı, öyle değilmiş
En büyük başarısı: İyi bir oyuncuyum, yeri geldiğinde haddimi bilmek
Takıntısı: Titizim, simetri hastalığım var, besmelesiz dışarı çıkmam, erkeklerde el ayak bakımına dikkat ederim.
Rengi: Rengârenk bir kadınım
Siniri: Had bilmeyenler
Pişmanlığı: Yok
En büyük aşkı: Evlatlarım
En sevdiği şehir: İzmir
Tuttuğu takım: Beşiktaş

Reyhan Karaca: 'Sevdik Sevdalandık' bana dikilmiş bir elbise Reyhan Karaca: 'Sevdik Sevdalandık' bana dikilmiş bir elbise Bugünlerde yeni albümü ile sevenleriyle buluşan ünlü şarkıcı Reyhan Karaca, "'Sevdik Sevdalandık' klibinin altına küçük arkadaşlarımızdan mesajlar geliyor. Ben anlıyorum ki şarkı babadan oğula, anneden kızına geçiyor. Çok mutluyum. Kolay kolay yeri doldurulamayacak bir şarkı" dedi.