Erdoğan'dan Teksas'tan Ankara'ya güvenlik ağı çağrısı: Bizi dışlamanın faydası yok
Dolmabahçe Sarayı'nda NATO Parlamento Başkanları’nı ağırlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO’ya seslendi. Cumhurbaşkanı “Türkiye'nin savunma alanında sahip olduğu kapasiteyi dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yoktur. İttifak çapında, Teksas'tan Ankara'ya uzanan, amasız, fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız” dedi. Cumhurbaşkanı “Orta Doğu'daki gerilimlerin temelinde Filistin meselesi yatmaktadır. İşgal bitmeden İsrail 'in sürekli artan toprak gaspı bitmeden maalesef bölgemizde kalıcı barış sağlanamaz” diyerek kalıcı barış vurgusu yaptı.
- Türkiye, NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefik arasında yer almaktadır.
- Cumhurbaşkanı Erdoğan, ittifakın Avrupa sütununun gelişiminde söz sahibi ülkelerden biri olarak kıtadaki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine dahil olma iradesine sahip olduklarını belirtti.
- Avrupa Birliği tarafından açıklanan savunma ve güvenlik girişimlerine Türkiye'nin dahil edilmesi konusunda parlamenterlerin desteği beklendiğini ifade etti.
- Türkiye'nin savunma alanında sahip olduğu kapasitenin dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlanmasının kimseye faydası olmadığını vurguladı.
- 7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştirilecek NATO zirvesinin, Avrupa Atlantik Güvenliği'nin tarihi bir dönemeçten geçtiği bu dönemde ayrı bir anlam taşıdığını belirtti.
- Orta Doğu'daki gerilimlerin temelinde Filistin meselesinin yattığını ve kalıcı barışa giden yolun iki devletli çözümden geçtiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Dolmabahçe Sarayı'nda NATO Parlamento Başkanları onuruna verilecek öğle yemeği öncesinde önemli açıklamalar yaptı.
Türkiye’nin NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefik arasında yer aldığını belirten Cumhurbaşkanı “İttifakın Avrupa sütununun gelişiminde söz sahibi ülkelerden biri olarak kıtadaki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine dahil olma iradesine sahibiz. Avrupa Birliği tarafından açıklanan savunma ve güvenlik girişimlerine Türkiye'nin dahil edilmesi konusunda siz parlamenterlerin yakın ilgi ve desteğini bekliyoruz. Türkiye'nin savunma alanında sahip olduğu kapasiteyi dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yoktur. Bu noktada ittifak çapında Teksas'tan Ankara 'ya uzanan amasız, fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız” dedi.
“BELİRSİZLİK DÖNEMİNİN TAM ORTASINDAYIZ”
Cumhurbaşkanı’nın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle;
7 -8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştireceğimiz NATO zirvesi öncesinde ayrı bir anlam taşıdığına inanıyorum. Avrupa Atlantik Güvenliği tarihi bir dönemeçten geçiyor. İttifakımızın Bilhassa Doğu ve Güneydoğu sınırlarında cereyan eden savaş kriz terör ve düzensiz göç gibi tehditler, güvenlik anlayışımızı yeniden şekillendirmemizi gerekli kılıyor. Eski kalıplar, eski ön kabuller bir bir yıkılırken yerlerini neyin alacağı, neyin ikame edileceği henüz bilinmiyor. İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşılacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız.
“NATO'NUN ÜSTLENDİĞİ ROLÜN ÖNEMİ ARTTI”
Küresel sistemi ve siyaseti tarif eden mevcut tanımlamalar bugünün dünyasında anlamlarını büyük ölçüde yitirmiştir. Başta Gazze ve Lübnan'da yaşananlar olmak üzere yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar insanlığın vicdanında derin yaralar açarken aynı zamanda uluslararası kurumların ve kuramların itibarını yere sermiştir. Yeni dönemin bu boyutunu görmeden eski kavramlarla mevcuttur.
Bu ortamda hem NATO'nun caydırıcılığını muhafaza etmesinin hem de müttefikler arasındaki dayanışmanın tahkiminin daha kritik hale geldiğine inanıyorum. Mevcut jeopolitik denklem NATO'nun üstlendiği rolün önemini artırmıştır.
“ANKARA ZİRVESİ TECRÜBE PAYLAŞIMININ EN GÜÇLÜ ZEMİNİ OLACAK”
Kriz bölgeleriyle 1800 kilometreyi aşan kara sınırına sahip Türkiye, güçlü ordusu, modern askeri kabiliyetleri, gelişmiş savunma sanayisiyle 70 yılı aşkın süredir NATO'nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başındadır. NATO misyonlarında aktif görev alıyor, barış ve istikrarın korunmasına destek oluyoruz. Gerek bölgesel krizleri yönetmedeki müstesna becerimizi gerekse NATO bünyesindeki engin tecrübemizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz. Ankara zirvesi tecrübe paylaşımının en güçlü zemini olacaktır. Sadece müttefikler arasında değil dünya genelinde de Ankara zirvesine yönelik yoğun bir ilginin söz konusu olduğunu müşahede ediyoruz. Zirveden temel beklentimiz müttefiklerin milli güvenlik hassasiyetlerini gözeten ittifak dayanışmasını ve birlik ruhunu güçlendiren neticelerin elde edilmesidir.
“ANKARA'YA UZANAN AĞI OLUŞTURMALIYIZ”
NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefik arasında yer alıyoruz. Ancak bu katkılarımıza rağmen Türkiy 'nin Avrupa güvenliğine sağladığı vazgeçilmez faydaların bazı durumlarda görüntüleri, ardı edildiği de bir vakadır. İttifakın Avrupa sütununun gelişiminde söz sahibi ülkelerden biri olarak kıtadaki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine dahil olma iradesine sahibiz. Avrupa Birliği tarafından açıklanan savunma ve güvenlik girişimlerine Türkiye'nin dahil edilmesi konusunda siz parlamenterlerin yakın ilgi ve desteğini bekliyoruz Türkiye’nin savunma alanında sahip olduğu kapasiteyi dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yoktur. Bu noktada ittifak çapında Teksas'tan Ankara 'ya uzanan amasız, fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız.
“KARDEŞ ÜLKELERLE KATKILARI VERMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Ankara zirvemizin bir diğer ayırt edici özelliği savunma sanayi iş birliğine yapacağı vurgudur. Zirve kapsamında düzenleyeceğimiz NATO savunma sanayi formunda bir yandan gelişmiş ürünlerimizi sergilerken diğer yandan da bu iş birliğini çok daha etkili hale getirecek tedbirleri ele alacağız. Müttefiklerimiz ve misafirlerimiz Türkiye’nin savunma sanayi alanında kısa sürede kat ettiği önemli mesafeyi görmüş olacağım. Ayrıca NATO'nun güvenliğe 360 derece yaklaşımı uyarınca Ukrayna, İran, Körfez ve Filistin başta olmak üzere küresel ve bölgesel gelişmeleriyle değerlendireceğiz. Bu noktada Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir çözümle neticelendirilmesi için Pakistan ve Katar'ın yanı sıra dost ve kardeş ülkelerle birlikte gereken katkıları vermeyi sürdüreceğiz. Bölgemize ve dünyaya rahat bir nefes aldıran mutabakatı baltalamayı amaçlayan özellikle Lübnan'ı hedef alan saldırıları yakından takip ediyoruz.
“KALICI BARIŞA GİDEN YOL İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM”
Orta Doğu'daki gerilimlerin temelinde Filistin meselesi yatmaktadır. İşgal bitmeden İsrail 'in sürekli artan toprak gaspı bitmeden maalesef bölgemizde kalıcı barış sağlanamaz. Kalıcı barışa giden yolun kapısı ise iki devletli çözümdür. 1967 sınırlarında bağımsız egemen toprak bütünlüğünü haiz bir Filistin devleti mutlaka kurulmalıdır bu süreçte siz parlamenterlere de önemli görevler düşmektedir. Burada şuna da dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye gerek tarihiyle gerek toplumsal yapısıyla gerek stratejik konumuyla Avrupa'dan Asya 'ya ve Balkanlar'dan Afrika 'ya uzanan geniş coğrafyayla aynı anda iletişim sağlama tecrübesine sahip güçlü bir ülkedir. Biz bu potansiyelimizi bölge barışı ve dünya barışı için azami ölçüde kullanmayı arzu ediyoruz. Rusya, Ukrayna savaşının diyalogla çözümü noktasında önümüzdeki dönemde netice almamız gerektiğini bilhassa vurgulamak istiyorum.
