'5G sağlığa zararlı mı' tartışması! Uzman isim 4.5G ile farkını anlatarak tartışmalara son noktayı koydu
Türkiye'nin dijital yarışta tarihi bir eşiği daha aşarak 5G teknolojisine geçiş yaptı. 81 ilde hayata geçirilen ve yüksek hızda internet ile vatandaşların günlük akışlarının her alanına temas edecek olan 5G'nin sağlığa etkisi nasıl sorusunun cevabı merak ediliyor. Uzman isim 5G ile 4.5G arasındaki farka ve benzerliklere dikkat çekerek, 5G'nin sağlık üzerindeki etkisini açıkladı.
- Prof. Dr. Hüseyin Arslan'a göre 5G, tarımdan sağlığa, ulaşımdan bankacılığa kadar birçok dikey sektörü dönüştürecek bir 'nesnelerin haberleşmesi' devrimidir.
- 5G'nin sağlık üzerindeki etkisinin, mevcut 4.5G, 3G ve 2G teknolojilerinden çok daha farklı olmayacağı belirtiliyor.
- Asıl kritik noktalar olarak veri güvenliği ve yerli teknoloji üretimi öne çıkıyor.
- Türkiye'deki şebekelerin %80'inin Çin menşeli firmalar tarafından sağlanması, veri güvenliği açısından endişe veriyor.
- 6G teknolojisine geçiş için şimdiden yerli ve milli çalışmalara başlanması gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye, 1 Nisan itibarıyla 5G teknolojisiyle tanışmaya hazırlanırken, bu yeni nesil ağın beraberinde getirdiği heyecan kadar güvenlik ve sağlık endişeleri de gündeme taşındı.
İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan, 5G'nin sadece bir haberleşme hızı artışı değil, özellikle 'dikey sektörler' için tarımdan sağlığa, ulaşımdan bankacılığa kadar tüm dikey sektörleri dönüştürecek bir "nesnelerin haberleşmesi" devrimi olduğunu ifade etti. Vatandaşların önemli endişelerinden biri olan sağlık risklerinin önceki teknolojilerden farklı olmadığını belirten Arslan, asıl kritik noktanın veri güvenliği ve yerli teknoloji üretimi olduğunu ifade ederek Türkiye'nin 6G vizyonu için bugünden atması gereken stratejik adımlara dikkat çekti.
5G'NİN SAĞLIĞA ETKİSİ 4.5G'DEN FARKLI MI?
İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan, vatandaşların 5G teknolojisiyle ilgili özellikle sağlık endişelerinin yüksek olduğuna değinirken, konuya ilişkin şu açıklamalarda bulundu:
"5G bildiğiniz gibi Türkiye'ye geliyor, 1 Nisan itibarıyla operatörler 5G servisi verecek. Tabii halkımızda büyük bir heyecan var, büyük bir de merak var: 'Acaba bu 5G nedir, bize neler getirecek?' diye. En sık karşılaştığımız sorulardan bir tanesi ve endişelerden bir tanesi '5G sağlığımıza etki edecek mi?'. Tabii 5G ile beraber yeni frekanslar da devreye giriyor; hem daha geniş frekanslar, bantlar ve hem de daha yeni frekanslar kullanılacak. Burada da bir endişe oluşuyor, 'Acaba bu yeni frekanslar, 5G ile beraber gelen frekanslar sağlığa bir zarar veriyor mu?' diye. Kısaca şöyle söyleyebilirim: 5G'nin sağlığa etkisi 4.5G'den, şu anda kullandığımız 4.5G'den ya da daha önce kullandığımız 3G ve 2G'den çok daha farklı olmayacak, insanlarımız bu konuda çok endişe etmesin. Tabii 5G ile beraber daha fazla alanda daha çok baz istasyonu görmeye başlayacağız. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, aslında 2G ve 3G, 5G'ye göre daha güçlü sinyal yayıyor. Eğer endişe edeceksek onlardan endişe etmemiz lazım, onları da zaten yıllardan beri kullanıyoruz. Şu ana kadar kesinleşmiş, net bir zararını görmedik. Bu baz istasyonlarında ve cep telefonlarında yayılan sinyal güçleri ve radyasyonlar öyle çok güçlü ve sağlığa etki edecek sinyaller değil."
"5G İLE BİRLİKTE KİŞİLER HABERLEŞMEYECEK, NESNELER HABERLEŞECEK"
5G'nin önceki nesillere göre çok ciddi yenilikler getirecek bir teknoloji olduğunu aktaran Arslan, tarımdan sağlığa pek çok sektörde 5G ile kapsamlı ilerlemeler kaydedileceğini ifade etti. Prof. Dr. Arslan, 5G'nin özellikle dikey sektörlere yansıyacak etkilerinden şu şekilde bahsetti:
"5G'yi hem dikey sektörlere hem de normal kullanıcılara çok büyük avantajlar sağlayacak ve hayatımızı daha da iyileştirecek bir teknoloji diye düşünebiliriz. Zaten 5G'nin temel amacı da bu; tarım, sağlık, eğitim, ulaşım ya da elektrik ve su altyapıları gibi pek çok noktayı daha akıllı yapacak, daha dijitalleşecek ve daha verimli hale getirecek bir teknoloji. Veri hızında da tabii ki 5G ile beraber bilgiyi bir noktadan bir noktaya çok daha hızlı şekilde taşıyabileceğiz. Bu noktada aslında bireyler de hem kapasite, hem kapsam hem de veri hızı anlamında 5G'nin nimetlerinden faydalanacaklar. Burada kişiler haberleşmeyecek, nesneler haberleşecek. Örneğin bir aracın içindeki cihazlar kendi içlerinde, başka araçlarla ya da etraftaki yayalarla haberleşebilecek. Bununla beraber "self-driving car" dediğimiz, kendi kendini süren araçlar da olacak. 5G cihazların ve nesnelerin internete bağlandığı, "nesnelerin interneti" konseptinin gelişmesine imkan sağlayacak. Bunu sadece tarımla ve otomotiv sektörüyle kısıtlamak doğru değil; bankacılık da dahil olmak üzere bildiğimiz bütün sektörlere etki edebilecek ve bunların hepsini dijitalleştirecek bir teknolojiden bahsediyoruz. Bu noktada aslında 5G'yi bir çığır açıcı bir teknoloji diye düşünebiliriz."
5G'DE SİBER GÜVENLİK VE VERİ GÜVENLİĞİ
5G teknolojisinin getirdiği en büyük endişenin siber güvenlik ve veri sorunları olabileceğini belirten Prof. Dr. Arslan, "Türkiye'de çok büyük bir heyecan var, herkes heyecanla bekliyor. İnsanlar 5G ile beraber her şey değişeceğini düşünüyor olabilir ancak şu anda o değişimi sağlayacak yeterince veri yok elimizde. Elbette ülkemize 5G'nin gelmesi çok önemliydi ama biz hala 5G'nin nimetlerinden sadece Türkiye'de değil dünyada da tam anlamıyla faydalanabilmiş bir noktada değiliz. Benim 5G ile ilgili en büyük endişem ilgili siber güvenlik ve veri güvenliği endişesi. 5G ile beraber aslında her noktadan veri akışı daha da fazla artacak. Her şey veri üretecek; tarım, sağlık ya da insan vücudu veri üretecek ve internete bağlanacak. Tabii internete bağlanması çok iyi, beynimiz de dahil internete bağlanacak belli bir noktada. Bunların internete bağlanması her şeyi daha da geliştiriyor, iyileştiriyor ve otomatikleştiriyor; fakat internete bağladığımız her şeyde bir risk de var, benim için endişe verici kısım bu" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı resmen ilan etti! Türkiye 5G'ye geçti
"UMUYORUM Kİ 5G'YE GEÇİŞİMİZ YERLİ VE MİLLİ OLUR"
5G'de veri güvenliğinin sağlanması için yerli ve milli teknolojinin önemine dikkat çeken Arslan, "Aslında Türkiye'deki şebekelerin yüzde 80'i Çin menşeli firmalar tarafından sağlanıyor. Bu da tabii ki hem o firmalara hem o firmaların arkasındaki ülkelere çok ciddi bir şekilde avantajlar sağlayacak çünkü bu şebekelerin kontrolü tamamen onların elinde; operatörlerin çok fazla bir kontrolü yok. Bizim verilerimizin, kişilerin ve sektörlerin güvenliğini garantiye alabilmemiz için mutlaka ve mutlaka yerli üretime önem vermemiz lazım, yerli teknolojiye önem vermemiz lazım. İnşallah umuyorum ki 5G'ye geçişimiz sadece yerli değil aynı zamanda milli olur, 5G'ye geçişimiz güvenli olur" dedi.
6G'YE GEÇİŞ İÇİN KRİTİK UYARI
Dünyada yakın gelecekte 6G teknolojisine geçileceğini aktaran Arslan, Türkiye'de de bu teknolojinin güvenli bir şekilde sağlanabilmesi için yerli ve milli çalışmaların önem taşıdığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
"Biz 5G'de aslında bir nevi geç kaldık; 5G'yi konuşmaya, düşünmeye ve bununla alakalı çalışmalara 15 yıl önce başlamamız gerekiyordu. Şu anda ne yapabiliriz? Büyük bir ihtimalle 10 yıl sonra 6G gelecek ve 6G kullanılmaya başlanacak. 6G, 5G'nin de çok daha ötesinde ve çok daha fazla yeni hizmetler veren; sadece haberleşme değil radar sistemleriyle ilgili algılamayı da sağlayan bir noktada olacak. Bir taraftan karasal network'ler, uzaydaki network'ler, uydular, alçak irtifa platformları gibi daha kapsamlı, daha geniş ve kabiliyetli bir network geliyor 5-6 yıl sonra dünyaya, 10 yıl sonra da büyük ihtimalle Türkiye'ye. Bu konuda aslında Türkiye olarak geç kalmış değiliz. 5G'de yaptığımız hatayı tekrarlamamak için bütün kurumlarımız ve üniversitelerimizle beraber 6G'ye dört koldan sarılmamız lazım. Bu teknolojiyi geliştirmemiz lazım ki 10 yıl sonra yerli ve milli bir şekilde '6G bizim, 6G güvenli ve 6G ile ilgili hiç bir endişemiz yok' diyebilelim."
