ZİYNETİ KOCABIYIK

Biliyorum bayrama ilişkin en can sıkıcı sağlık yazıları, “Bayramda ne yiyeyim ne yemeyelim?” tarzında olanlar. Şunu dediğinizi duyar gibiyim “Amaaannn bugün bayram. Bayramda bari ne yediğimize, içtiğimize karışmayın…” Böyle düşünmekte belki haklısınız. Belki de zaten yediklerinize pek dikkat etmiyorsunuz, bir de bayramda o güzelim baklavaları, börekleri, dolmaları geri çevirmek… Aman aman ben bu sayfayı hemen geçeyim diye düşünüyorsunuz değil mi? Durun! Bir yere kaçmayın. Hele ramazan ayında Allah rızası için 30 gün oruç tuttuysanız bunu hiç yapmayın…
Ramazan Bayramı’nda ve ramazan ayından sonra yediklerimize içtiklerimize niçin biraz daha dikkat etmemiz gerektiğini iç hastalıkları uzmanı Dr. Ayça Kaya ile konuştuk. Bence klasik bayram beslenmesi yazısı olmadı. Çünkü hem ruhun hem de midelerin doymasından bahsettik. Biraz da günlük hayatımızda ne yiyelim ne içelim onlara değindik. Buyurun hep birlikte okuyalım. Tam olarak yapamasanız da aklınızda bulunsun…

¥ Bayramda en fazla yapılan beslenme hataları neler?
Belki geçmişte çok fazla gıda olmadığı için özel günler için ikram edilen yiyecekler bol unlu, yağlı, şekerli, karbonhidrat değeri, kalori değeri yüksek yiyecekler olmuş. Bu yüzden toplumsal olarak bayramlarda, bol bol baklavalar, tatlılar yapıp misafirlerimize ikram ediyoruz. Oysa ramazanda bütün bir ay boyunca oruç tuttuk, vücudumuzu temizledik, metabolizmamız sağlıklı bir dengeye oturdu. Ancak bayramın birinci günü ile birlikte vücuda aniden ve çok fazla karbonhidrat girince metabolizmamız tersine dönüyor.  Yağlanma eğilimleri başlıyor, fazla kalori alımına bağlı olarak hızlı kilo artışı ortaya çıkıyor. Çok yemek karaciğer yağlanmasına sebep olabiliyor. Hastalıkları olanlar için tabi durum daha tehlikeli. Tansiyon hastalarının tansiyonu, diyabetlilerin şekeri yükseliyor. Kısacası belki biz bayram yapıyoruz ama vücut bayram yapmıyor.

MUHABBET AĞIR İKRAMLIKLAR HAFİF OLSUN
¥ Ne yapalım?

Eğer gün içinde birkaç ziyaret yapacaksak sadece gittiğimiz bir yerde yiyelim. Diğerlerini kırmamak için de çay, kahve, bitki çayı içerek ziyaretimizi tamamlayalım. Her gittiğimiz yerde ikişer dilim baklava yesek neredeyse bir günde 20 dilim baklava yemiş gibi oluruz.
Bayram demek aslında vücuda da bayram yaptırmak demek. Bayram yapmak çok yemek anlamına gelmemeli. Arkadaşlık ve dostluk bağlarımızı güçlendirmek anlamına gelmeli. Burada da ikram ederken ikramlıklarımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. Baktığınızda hepsi un ve şekerden yapılıyor. Bu ikramlıkların içeriğini biraz daha değiştirsek daha sağlıklı olur. Mesela baklava yerine sütlaç, muhallebi, keşkül gibi bir sütlü tatlı yapsak, kısırlar börekler mercimekli köfteler yerine patlıcan salatası, zeytinyağlı yeşil fasulye, enginar gibi lif oranı yüksek, sebze, protein değeri yüksek yiyecekler koysak. Mesela küçük köfteler, tavuklu salatalar yapsak, sofraya bol bol meyve koysak, işte o zaman vücudumuza bayram yaptırmış oluyoruz.

RAMAZANIN DİSİPLİNİNİ DİĞER GÜNLERDE DE SÜRDÜRELİM
¥ Otuz gün boyunca oruç tuttuk vücudumuzda ne oldu?
2016 yılında Japon bilim adamı bu konu ile ilgili Nobel Tıp Ödülü aldı. Tıpta otofaji diye bir kavram var. Yani vücut açlıkta kendini tamir ederek ve zararlı hücreleri yok etme üzerine çalışıyor. Tabii bütün bunlar doğru oruç tuttuysak oluyor. Yani akşama kadar aç kalıp sonra da bir sürü yemek yiyip ramazandan kilo alarak çıktıysanız, oruç da bedene bir sağlık kazandırmıyor aslında. Ramazanda sağlıklı oruç tuttuk, beş on çeşit yiyeceği sofraya koymadık, sofralarımızı, yemeklerimizi sadeleştirdiysek bu, bizim vücudumuza sağlık kazandırmıştır. Ramazan, sofralarımızı ve bedenlerimizi sadeleştirmek için bir fırsattır. Belki bu ramazan için geçti ama bundan sonrası için ramazan sofralarında beş çeşit yemeği masanıza koymayın, iftardan sonra da gece yatana kadar yemeyi kaldırın derim.

ACIKMADAN YEMEYİN
¥ Ramazandan sonra bu beslenme nasıl devam etmeli?

Aslında hayatımızı yemek odaklı yaşamamamız gerekiyor. Yemek fizyolojik bir ihtiyaçtır. Vücudumuzun sesini dinleyip acıkıyorsak yiyeceğiz, acıkmıyorsak yemeyeceğiz. Ramazandan sonra da buna özen göstermek gerekiyor. Az, az sürekli olarak yemek vücudumuzu sürekli insülin bombardımanına tutar. Ama şöyle bir altın kural vardır: Sabah kahvaltısını kral, öğlen yemeğini prens, akşam yemeğini de fakir gibi ye!.. Sabah öğününü protein, karbonhidrat, yağ dengeli bir kahvaltı şeklinde hazırlayın. Yumurtası, peyniri, domatesi, salatası, esmer ekmeği, yeşil çayı olan bir kahvaltı yaptığınızda, öğlen de biraz et ve salata yediğinizde, bunu akşam da sebze ve yoğurtla dengelerseniz sağlıklı hayat için çok iyi bir alternatif olur. Nasıl ki, gece yatarken yarın ne giyeceğimizi düşünüyorsak ertesi gün ne yiyeceğimiz konusunda da plan yapmalıyız.

ŞEKER YERİNE MENDİL VERİN
¥ Bayramın maneviyatı da önemli. Siz kişisel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz bayramları?
Bizim yaşadığımız bayramlarla şimdiki bayramlar çok farklı. Biz kasabada yaşayan çocuklardık. Eskiden yiyecek içecek çok azdı. Bayramda komşuya gittiğimizde verilen bir akide şekeri bizim için çok özeldi. O zamanlar çocuklara mendiller verilirdi. İçine para konurdu. Baklava olmazdı diye hatırlıyorum. Evlerde bu kadar kuş sütü eksik sofralar olmazdı. Ama ziyaretler çok olurdu. Kafamıza kolonyalar dökülürdü. En fazla oralet diye bir içecek vardı, onu içerdik.
Ama şimdiki bayramlara baktığımızda çikolatalar, baklavalar, börekler var. Çocuklar ne yazık ki, her gittiği yerde avuç avuç çikolataları ceplerine doldurarak çıkıyorlar. Bugün de çocuklara şeker yerine mendil ya da onların seveceği bir kalem veya silgi hediye etmek çok daha iyi olacaktır. Öte yandan bayramlar dostluk ve akrabalık bağlarımızı güçlendirmek adına çok güzel bir fırsat. Bayramlarda da tek başına tatillere gitmekten, tekilleşmekten çok çoğullaşmaya çalışıp akrabalık ve dostluk bağlarımızı güçlendirmek, mana olarak da bizi çok mutlu edecektir diye düşünüyorum.