ZİYNETİ KOCABIYIK

Türkiye’de her 7 kişiden biri istediği hâlde çocuk sahibi olamıyor. Modern hayat içinde maruz kaldığımız zararlı maddeler, radyasyon, kötü beslenme ve kullanılan bazı ilaçların kısırlığa zemin hazırladığını söyleyen Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Banu Kumbak Aygün, ilaçla kas geliştirmeye çalışan genç erkekleri uyardı. Kas geliştirmek için bilinçsiz şekilde kullanılan protein tozları ve hormonların erkeklerin “baba” olma umuduna darbe vurduğunu anlatan Prof. Dr. Aygün “Aşırı spor yapan erkeklerin kullandığı ilaçlar kısırlığa yol açıyor. Son dönemde bu tür vakalarla sık karşılaşıyoruz” dedi.
Kas geliştirmek için kullanılan ürünlerin spor hekimlerinin denetiminde kullanılması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Aygün “Oysa mahalle aralarında açılan spor salonlarında gençler, uzman tavsiyesi olmadan, kontrolsüzce protein tozu ve hormon kullanıyorlar. Oysa bu ürünlerin kullanım sıklığı ve bir seferde alınabilecek miktar kişiye göre değişir. Gençler çoğunlukla farmakoloji ile ilgili bilgisi olmayan spor hocalarının ya da arkadaşlarının tavsiyesi ile bu ürünlerini kullanıyor ve geleceklerini tehlikeye atıyorlar” diye anlattı.

TÜP BEBEKTE KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ
Uzmanlık derneklerinin ifadeleri ile Türkiye’de yaklaşık 950 bin çift çocuk sahibi olmaya çalışıyor. Günümüzde kadınlardaki en önemli kısırlık sebebinin ileri yaş olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Aygün “Bize tüp bebek için başvuran kadınların yüzde 40’ının problemi, ileri yaş sebebiyle doğal yollarla hamile kalamamaları. Artık hanımlar evlilik ve çocuk sahibi olmayı erteledikleri için yaş ilerledikçe yumurta rezervleri azalıyor. Bu hastalarda PRP, yumurta havuzlama gibi yöntemlerle sağlıklı yumurta elde etmeye çalışıyoruz. Onun dışında yumurta rezervi, rahim duvarı incelikleri, geçirilmiş enfeksiyonlar,  endometriozis gibi hastalıklar rahimi de etkileyebiliyor ve embriyonun tutunmasını engelleyebiliyor. Bunları çift bize ilk başvurduğunda tetkiklerle belirliyoruz. Tüp bebekte de problemine yönelik kişiye özel tedavi uyguluyoruz” dedi.

ANNELER SOSYAL MEDYAYI ÖRNEK ALIYOR
Günümüzde sosyal medyada binlerce “anne blogger” bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aygün “Çocuk doğuran her kadın kendine bir blog sayfası açıyor ve buradan ‘uzman’ tavsiyesinde bulunuyor. Bir şeyi tecrübe etmiş olmak uzman olmak için yeterli değildir. Çocuk sağlığı gibi son derece önemli bir konuda, sağlık personeli yerine hiçbir uzmanlığı olmayan kişilerin tavsiyelerine uymak son derece olumsuz sonuçlara sebep oluyor” dedi.  

DONMUŞ YUMURTANIN BAŞARISI YÜZDE 20
Son yıllarda hemen bebek sahibi olmak istemeyen hanımların en sık başvurduğu yöntemlerden biri yumurta dondurma işlemi. İlk dönemlerde kemoterapi alacak kanser hastalarında uygulanan yumurta dondurma işleminin, yakın zamanda sağlıklı kadınlar tarafından da yoğunlukla yapıldığını söyleyen Prof. Dr. Banu Kumbak Aygün, dondurulan yumurtalardan gebelik elde edilme başarısının taze yumurta kadar yüksek olmadığını belirtti.

Günümüzdeki kanuni düzenlemelerin erken menopoz riski ile yumurta rezervi azalan kadınlara yumurta dondurma izni verdiğini hatırlatan Prof. Dr. Aygün “İleri yaşlarda toplanarak dondurulan yumurtaların kalitesi genç kadınlar kadar yüksek değil. Çözülen yumurtaların yüzde 25’i hayatiyetini devam ettirebiliyor. O sebeple aslında yumurta dondurma hiç olmamasına göre bir güvence ama şu an için literatürde de bizim de yaptığımız uygulamalarda da çözülen yumurtalardan gebelik elde etme oranı yüzde 20 civarında” diye anlattı.

'CEP'İ CEPTE TAŞIMAYIN
Gençlerde cep telefonu ve tablet kullanımı da önemli. Özellikle erkek çocukların cep telefonlarını ceplerinde taşımaları ileriki dönemde erkek kısırlığını artırıyor. İletişimde yoğun olarak kullandığımız kablosuz internet cihazlarından ve elimizden düşürmediğimiz cep telefonu ve tablet gibi teknolojik cihazların doğurganlık üzerindeki etkisinin önümüzdeki yıllarda daha iyi ortaya çıkacağına dikkat çeken Prof. Dr. Banu Kumbak Aygün “Cep telefonlarından yayılan sinyaller yüzünden telefonu cepte taşımak, genç erkeklerde sperm kalitesini bozuyor. Cepte taşıma süresi, bu sırada telefonun açık olup olmaması, kullanılan telefonun markası kısırlık riskinin ortaya çıkışında etkili olacaktır” dedi.

HAMİLELİKTE VİTAMİN ÇILGINLIĞI YAŞANIYOR
Vitamin ve minerallerin öncelikle besinlerle alınması, testlerde eksikliği saptanan ve tamamlanması gereken vitaminler doktorun tavsiyesi ile kullanılmas gerektiğini söyleyen  Prof. Dr. Banu Kumbak Aygün “Özellikle bir omega çılgınlığı yaşanıyor. Haftada 2 defa balık yemek yeterli olabilir” dedi.

Bebeğin ilk 3 ay ekstra vitamine ihtiyaç duymadığını anlatan Prof. Dr. Aygün “Bebek bu dönemde annesinin depolarını kullanır. Bu dönemde sadece folik asiti tavsiye ediyoruz. İlerleyen haftalarda demir ve kalsiyumu takviye edebiliyoruz. Bunun dışında eksikliği varsa D vitamini B1 vitamini verilebilir. Ancak omega ve magnezyum gibi vitamin ve mineraller ikincil desteklerdir” diye anlattı.

MANKEN HASTALIĞI ANNELİĞİ VURUYOR
Genç kızlar arasında gelişme döneminde kilo takıntısı yaşanıyor. Özellikle sosyal medyanın da etkisiyle yaygınlaşan “sıfır beden” eğiliminin gelişme dönemindeki genç kızların sağlığını hayat  boyu etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Banu Kumbak Aygün “Ergenlik döneminde birdenbire aşırı kilo veren genç kızlar, o dönemde meydana gelen hormonal değişiklikler yüzünden ilerleyen yıllarda çocuk sahibi olmakta zorluk yaşıyorlar. Bu dönemde daha zayıf görünmek için sağlıklı beslenmeyi aksatan genç kızların demir ve kalsiyum depoları da boşalıyor. Çünkü kemiklerinize yatırımı genç kızlıkta yapıyorsunuz. Ergenlik döneminde beslenme ile yeterli kalsiyum alınamıyorsa, menopoz dönemi geldiğinde kemik kırığı riski çok artıyor. Anneleri tarafından özel durumlarında düzensizlik yaşanan genç kızlar getiriliyor bana. Araştırdığımızda büyük bölümünün kısa zamanda aşırı kilo vermiş olduğunu görüyoruz. Ergenlikte kilo verirken mutlaka bir diyet uzmanına danışmak gerekir” diye anlattı.