ZİYNETİ KOCABIYIK

Küçük çocuğu olan anne babaların en sık kurdukları cümlelerin başında “Çocuğum çok iştahsız, yemek yemiyor” ya da “çok yemek seçiyor” gelir. Aslında bu durum büyüyüp okul çağına gelince de pek değişmez. Elinde kaşıkla bir tabak yemek yedirinceye kadar saatlerce çocuğunun peşinde koşan anne bitap düşerken, çocuğun yeme alışkanlıkları da yaşı büyüdükçe daha çok sağlıksız yiyeceklere doğru evrilir.

Oysa bilimsel çalışmalar çocuğun sağlıklı yiyecekleri “sevmeyi” öğrenebileceğini gösteriyor. İnsanların tat algısı daha anne karnındayken oluşmaya başlıyor. Bebeklerin ağızlarında yaklaşık 30 bin tat algılayıcı bulunuyor. Ağız içinde dilde, damakta ve yanaklarda bulunan tat algılayıcılarının sayısı yaşlandıkça sayıları azalmaya başlıyor. Bunlar sağlıklı bir yetişkinde 9 bine kadar düşüyor.

Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının temelinin atıldığı çocukluk döneminde sağlıklı yiyeceklerin çocuklara nasıl sevdirilebileceğini, Danimarka’da çocuklar ve büyükler üzerinde “tat öğreticiliği” üzerine çalışmalar yapan Danimarka Aarhus Üniversitesi Prof. Dr. Karen Wistoft’la konuştuk. Sabri Ülker Vakfının düzenlediği “Uluslararası Beslenme, Sağlık Okuryazarlığı ve Eğitim Konferansı”na katılan. Dr. Wistoft,  Danimarka’da 2014 yılında başlatılan bir “Taste for Life” adı verilen bir projede yiyeceklerden tat almayı öğretiyor. “İyi bir hayat, tat almayı öğrenerek sağlanabilir” diyen Prof. Dr. Wistoft, tat duygusunun, sağlıklı gelişime, hastalıklardan uzak kalmaya ve mutlu hissetmeye yardımcı olduğunu belirterek, aynı zamanda kötü beslenmenin de önüne geçebileceğini söylüyor.

TADIN YEDİ BOYUTU VAR
Tat alma duygusunun sadece ağız içindeki algılayıcılar ve beyinle sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Wistoft, bütün bunların yanı sıra ruh hâlimiz, anılarımız, içinde bulunduğumuz durum, çevremizle iletişimimizin de yiyeceklerden aldığımız lezzetin de etkili olduğunu vurguluyor. Tat sisteminin psikolojik, zihinsel ve sosyal sistem olmak üzere üç ana noktada toplandığını ifade eden Prof. Dr. Wistoft “Psikolojik sistemini, sinirsel tepkiler ve algımız yönetirken, zihinsel sistem bilinç, hatıralar ve tecrübelerden oluşmaktadır. Sosyal sistem ise iletişim, iyi anlaşmak ve yemeği aile veya arkadaşlarla yemekle gelişir. Bunlar da tadın yedi boyutunu meydana getirir” diyor.

BİRLİKTE YEMEK YAPIN
Özellikle annelerin çocukları mutfaktan uzak tutmaya çalıştığını söyleyen Prof. Dr. Wistoft, bunun önemli bir hata olduğunu ifade ediyor. Annelerin yemek yaparken çocuklarını mutfağa sokmalarını tavsiye ederek “Yemek yapan veya yapılmasına yardım eden çocuklar bu sırada atıştırırlar. Böylece yemek olarak önüne gelmeyen bazı tatları da öğrenir. Bu yüzden çocuklarınızı yemek yapım sürecine dâhil edin ve yaşlarının yettiği zaman da bırakın mutfağı fethetsinler” diye anlatıyor.

YEMEK İSTEMİYORSA
Zorlamayın öğretin

Anne babaların çocukların yemek alışkanlığı ile ilgili yaptığı en büyük hata seçici ve yemeğe ilgisiz olarak görmeleri. Bunun için yemek istemediği yiyecekleri yemeye zorluyorlar. Çocuğun tat zevkini yönetmeye çalışmak beyhude bir çaba ve yanlış bir algı. Yetişkinler çocukların tat zevkini kontrol etmeye çalışmak yerine o tadı sevecek hâle getirmektir.   

SAĞLIKLI YEMEK
Lezzetliyse yer

Çocukların sağlıklı yiyeceklerin tadını sevmelerinin önündeki engel, sunumu. Eğer sağlıklı yemek lezzetliyse ve tadı güzelse çocuklar problemsiz bir şekilde yiyecektir. Sağlıklı yemek demek tatsız, lezzetsiz çocukların sevmediği veya sıkıcı bulduğu yemek olmamalıdır.

SİZ DE YİYİN
Rol model olun

Anne babanın çocukların sağlıklı yiyecekleri tercih etmesindeki rol model olmaları çok önemli. Siz yemek seçerseniz, bazı yiyecekleri sevmediğinizi çocuğun yanında söylerseniz kötü örnek olursunuz. Çocuk tadını bilmeden, denemeden o yiyecekleri yemeyi reddeder.

AİLE YEMEKLERİ
Masaya birlikte oturun

Yiyeceklerle örnek olmak kadar önemli bir başka konu da masaya birlikte oturulmasıdır. Çocuk oturabilecek yaşa geldiğinde masaya oturmalı ve günün konularının tartışıldığı, ailenin en çok iletişimde olduğu bu anı birlikte yaşamalı. Böylece tatlarla bağdaştırabileceği güzel anılar da beynine kaydolur.

 

ABUR CUBUR DÜŞKÜNLÜĞÜ
Neden tatlı sever?

Herkesin kafasında “çocuklar neden şekerleme, çikolata, abur cuburları daha çok sever?” sorusu var. Çocuklar daha tatlı ve yağlı yiyeceklere yönelme içgüdüsüyle doğar. Anne sütü yağlı ve şekerli olduğundan bebekler bu tada karşı duyarlıdır. Diğer tat ve dokuları öğrenmeleri gerekir.