Ziyneti KOCABIYIK

Yaklaşık iki yıldır bütün dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi AIDS’le mücadeleyi de baltaladı. Ülkemizde son iki yılda tespit edilen vaka sayısında azalma görülürken genel olarak AIDS hastası sayısı 10 yılda 20 kat arttı. Uzmanlar, azalmanın pandemi döneminde şüpheli kişilerin yeteri kadar test yaptırmamasına bağlı olduğunu, bu durumun toplum içindeki “sessiz yayılmayı” artırdığı uyarısında bulunuyor. 

HIV/AIDS’e dikkat çekmek amacıyla 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla Türkiye Hastanesinin iş birliği ile Altınbaş Üniversitesinde bir toplantı düzenlendi. Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan ve Türkiye Hastanesi Genel Müdürü Hayati Odabaşı’nın açılış konuşmasını yaptığı “Bilmek hayat kurtarır, AIDS pandemisi” başlıklı toplantıda Türkiye Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Özlem Alıcı, AIDS konusundaki dünyadaki ve Türkiye’deki en son durumu paylaştı. 

YENİ VAKALAR GENÇLER ARASINDA YAYILIYOR

UNAIDS 2021 Raporu'na göre, dünyada HIV epidemisinin başlangıcından bugüne kadar 79,3 milyon kişi HIV ile enfekte olduğunu, 36,3 milyon kişinin ise AIDS ile ilişkili hastalıklar sebebiyle hayatını kaybettiğini söyleyen Doç. Dr. Alıcı “Türkiye’de de HIV enfeksiyonunun son 10 yılda 10-20 kat arttığını görüyoruz. Ülkemiz dünyada HIV vakalarının en büyük artış gösterdiği Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesi içinde bulunuyor. Sağlık Bakanlığı resmî verilerine Türkiye'de 1985'ten 15 Kasım 2021'e kadar 29 bin 284 HIV pozitif kişi ve 2 bin 52 AIDS vakası tespit edildi. 2000 yılında 168 kişide HIV teşhis edilirken, bu sayı 2020’de 2.122’ye çıktı. Yani ülkemizde AIDS hastalığında katlanarak giden bir artış var. Vakaların yüzde 81,2'si erkek, yüzde 18,8'i kadın, yüzde 16'sı yabancı uyruklulardan oluşuyor. 2020 yılında 25-29 yaş grubu, diğer yaş gruplarına göre daha fazla sayıda bildirilmiş” dedi.

AIDS KRONİK HASTALIK OLDU

HIV tedavisinde kullanılan çok sayıda ilaç geliştirildiğini, haftada, ayda, yılda bir kullanılabilecek ilaçların araştırılmasının ise devam ettiğini söyleyen Doç. Dr. Alıcı “Yan etkileri daha az, etkinlikleri daha yüksek ve tek bir tablet içinde 3 farklı ilacı içeren ilaçların kullanıma girmesiyle, hasta uyumu arttı. AIDS diyabet gibi tedavi edilen kronik bir hastalık hâline geldi” diye anlattı.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ: 2030 HEDEFİ 90-90-90

Hastalıkla ilgili çok önemli adımların da atıldığına ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) liderliğinde hedeflerin belirlendiğine işaret eden Doç. Dr. Özlem Alıcı, 2030 yılı hedefinin 90-90-90 olduğunu belirterek “Yani hedef şüpheli kişilerin yüzde 90’ının teste ulaşabilmesi, toplumdaki HIV pozitif kişilerin yüzde 90'ına tedavi verilmesi ve yine tedavi verilen hastaların yüzde 90'ında tedavinin başarılı olmasıdır.  Tedavi başarısı dediğimizde elimizdeki ilaçlarla tedavi alan kişilerde HIV virüsünün kandaki miktarının ölçülemeyecek derecede baskılanması ve bu şekilde bulaştırıcılığının ortadan kalkmasıdır. Doğru tedavi ile HIV pozitif kişilerin sağkalım süresi, HIV’le enfekte olmayan kişilerle aynı düzeye geliyor” diye konuştu.

TESTİ POZİTİF ÇIKANA PSİKOLOJİK DESTEK

Testin HIV pozitif çıkması durumunda kişilerin psikolojik ve sosyal travma yaşadıklarını söyleyen çocuk ve ergen psikoloğu Buse Baytın “Hastalığın niteliği, anlamı, çağrışımları bulaşıcı ve ölümcül olması çaresizlik, inkâr ve terk edilme tepkisine yol açar. Bu kişiler işlerini ve statülerini kaybetme korkusu da yaşarlar. Özellikle hastalarda mental problemler ve uyku bozuklukları da görülür. Hastalar bu süreçte ayrımcılık, sosyal destek eksikliği ve öz güven eksikliği yaşar. Bu dönemde ailenin ve arkadaşların HIV pozitif teşhisi almış kişiye desteklerini artırmak ve onların kendini izole etmesini engellemek ve tedaviye yönlendirmek gerekir” dedi.

TEST YAPTIR AKLINDA KALMASIN

Yeni teşhis alan HIV/AIDS vakalarının görülme sıklığı bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de artmaya devam ediyor. Bu problemle mücadeleye katkı sağlamak adına HIV/AIDS’e yönelik ülkemizdeki çalışmalarda rol üstlenen beş hekim derneğinden oluşan Türkiye HIV/AIDS Platformu Şüphen Olmasın isimli inisiyatifi hayata geçirdi. HIV/AIDS Korunma ve Eğitim Derneği (HAKED), Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK), HIV Enfeksiyonu Derneği (HIVEND), Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) ile AIDS ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Derneğinden (ACYBHD) oluşan ‘Türkiye HIV/AIDS Platformu’ riskli davranışlarda bulunan kişilerde şüphe duygusunu tetikleyerek test olmaya yönlendirmeyi hedefliyor. www.suphenolmasin.com web sitesinde HIV ve AIDS ile ilgili temel bilgilerin yanı sıra HIV’in tanı ve test süreçleri ve HIV ile yaşayan kişilerin akıllarındaki toplumsal ve özel hayata dair birçok problemin cevabı bulunuyor.

HIV TAŞIYAN KİŞİLER DE ÇOCUK SAHİBİ OLABİLİR

HIV enfeksiyonu taşıyan kişilerin düzenli tedavi almasının çok önemli olduğunu söyleyen Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Taşova “HIV enfeksiyonu taşıyan kişiler düzenli tedavi alırlarsa çocuk sahibi olabiliyor. Gebe kalan kadınların HIV testi yaptırmasını mutlaka öneririm. Çünkü HIV tespit edilirse gebelik boyunca alınacak ilaçlar ile bebek HIV olmaktan kurtuluyor bu çok önemli. Bütün herkes hayatında bir defa HIV testi yaptırmalıdır” dedi.

COVID-19 AIDS’le savaşa darbe vurdu COVID-19 AIDS’le savaşa darbe vurdu Günümüzdeki tedavilerle başarılı şekilde kontrol altına alınabilen HIV/AIDS hastalığında, şüpheli kişilerin koronavirüs korkusu yüzünden test yaptırmaya gitmemesi, yeni teşhislerin azalmasına sebep oldu. Teşhis edilmeyen vakalar virüsü bulaştırmayı sürdürüyor.

İnternetteki anne sütünde AIDS riski İnternetteki anne sütünde AIDS riski Bütün uyarılara rağmen internetten anne sütü satışı sürüyor. Bebeğini beslemek için sütü yetmeyen anneler, gramına binlerce lira vererek bu sütleri satın alıyor ve bebeklerine içiriyorlar.