Özel çocukların umut yolculuğu: Atın sırtında hayata tutunuyorlar
İstanbul Atlı Spor Kulübü’nün maneji… Bir yanda sessizce çocukları bekleyen atlar, diğer yanda heyecanla kaskını takan minikler… Ortalık ana baba günü... Çocukların kimisi ilk defa bir ata dokunuyor, kimisi artık onunla dost olmuş durumda. Ancak burada verilen mücadele yalnızca binicilik değil; hayata tutunma, öz güven kazanma ve “başarabilirim” diyebilme mücadelesi…
- Engelli çocuklara haftada bir at binme dersleri veriliyor.
- Terapi, otizm, serebral palsi, Down sendromu ve genetik hastalıklarla yaşayan çocuklar için düzenleniyor.
- Atın ritmik hareketleri denge, kas kontrolü ve koordinasyon gelişimini desteklerken, atın sakinliği ruhsal dünyayı güçlendiriyor.
- Çoğu dar gelirli aile için bu terapi, çocuklarının toplumla yeniden bağ kurabildiği nadir alanlardan biri.
- Farklı engellere sahip çocukların hikayeleri ve bu terapinin onlardaki olumlu etkileri örneklerle anlatılıyor.
- Atlı terapi, özellikle denge problemi yaşayan çocuklarda ciddi ilerlemeler sağlıyor.
ZİYNETİ KOCABIYIK- İstanbul Atlı Spor Kulübü’nde haftanın bir günü farklı bir telaş yaşanıyor. Kulübün Sarıyer bölgesindeki çocuklara yönelik belediyeyle iş birliği yaparak gerçekleştirdiği organizasyonda engelli çocuklara haftada bir at binme dersleri veriliyor. Otizm, serebral palsi, Down sendromu ve genetik hastalıklarla yaşayan çocuklar için düzenlenen “atla terapi” seansları, çocuklarda sadece fiziksel değil duygusal anlamda da büyük değişime sebep oluyor.
Uzmanlara göre atın ritmik hareketleri çocukların denge, kas kontrolü ve koordinasyon gelişimine katkı sağlarken; atın sakinliği ve insanla kurduğu bağ çocukların ruhsal dünyasını da güçlendiriyor.
Çoğu dar gelirli aile için bu terapi, aynı zamanda çocuklarının toplumla yeniden bağ kurabildiği nadir alanlardan biri… Bu seanslardan birinde biz de onlara katıldık ve onların heyecanına ortak olmaya çalıştık. İşte minikler ve hikâyeleri...
“ATA GİDELİM” DEMESİ BİLE BÜYÜK GELİŞME
Altı yaşındaki Tuğçe’nin teşhisi otizm. Ancak annesi Özlem Hanım’a göre onun hikâyesi çok daha farklı. “Dünyada çok az çocukta görülen genetik bir silinmesi var. Tıp onu bir kategoriye koyamadığı için otizm içinde değerlendiriliyor” diyor.
Benjamin Button senaryosu gerçek mi oluyor? Bilim dünyası yaşlanmayı geri sarmanın peşinde
Tuğçe atla terapiye henüz bu yıl başlamış. İlk günlerde korkmuş ama zamanla atla arasında görünmez bir bağ oluşmuş. Annesi Özlem Hanım, Tuğçe’nin artık kendi isteği ile ata binmeye geldiğini söylerken heyecandan gözleri parlıyor ve “Bizim gibi özel çocuğu olan aileler için bu çok büyük bir şey. At hem çocukları mental olarak rahatlatıyor hem de psikolojik olarak daha uyumlu hâle getiriyor” sözleriyle duygularını ifade ediyor. Tuğçe, antrenör abilerinin ve ablaların eşliğinde atın üzerinde tur atarken yüzünde oluşan o küçük gülümsemeyle aslında annesine de büyük bir umut veriyor.
KEREM’İN EN SEVDİĞİ GÜN: AT GÜNÜ
On bir yaşındaki Kerem’in hafif zihinsel ve bedensel engeli var. Kaynaştırma öğrencisi olarak bir devlet okuluna gidiyor. Haftanın en mutlu günü ise at çiftliğine geldiği gün… Annesi Özlem Çavuşoğlu, “Buraya geldiğimizden bu yana dokunsal hassasiyetinde ciddi bir gelişme oldu. Atla bütünleşmesi ona hayvan sevgisi kazandırdı. Buraya her hafta gelmek onun için terapi gibi” diyor. Kerem okuldan sonra doğrudan terapiye getiriliyor. Atın üzerinde geçirdiği kısa süre bile onu disipline sokuyor, sakinleştiriyor. Annesi, “Düzenli gelmesi genel anlamda çok iyi geliyor” derken gözlerini Kerem’den ayıramıyor.
CEMRE ARTIK AĞLAMIYOR, ATA SARILIYOR
Beş yaşındaki Cemre’nin genetik bir hastalığı var: Prader-Willi sendromu… Kas zayıflığı ve kilo problemi yaşayan küçük kız için hareket etmek bile bazen zor olabiliyor. İlk geldiği günü annesi unutamıyor; “Ağlaya ağlaya zor bindirmiştik. Ata yaklaşmak bile istemiyordu. Şimdi severek geliyor. İlk günle bugün arasında inanılmaz fark var. Artık atı görünce müthiş heyecanlanıyor” diyor. Atlı spor klübünde hem çocukların hem de ailelerin bir araya gelmelerinin de ayrı bir faydası olduğunu belirten genç kadın, “Farklı ortamlara girmeleri hem bu çocuklar için hem de bizim için çok önemli. Çünkü normal hayatta her yere gidemiyoruz. Çocuklarımızın hareketlerinden dolayı insanların meraklı ve garip bakışlarıyla karşılaşıyoruz. Burada ise özgür hissediyorlar. Ayrıca atın üzerinde dik durmaya çalışan Cemre’nin kasları güçlenirken, dikkat süresi ve sosyal uyumu da gelişiyor. Bunun farkını görebiliyorum” diyor.
ÖYKÜ ARTIK DAHA DENGELİ YÜRÜYOR
Yedi yaşındaki Öykü’de de genetik bozukluk ve gelişim geriliği bulunuyor. İki yıldır atla terapi alan Öykü’nün en büyük problemi denge kaybıymış.
Annesi, “Oturamıyordu. Fizik tedaviyle birlikte at terapisi çok iyi geldi” diyor. Atın ritmik hareketleri sayesinde Öykü artık bedenini daha kontrollü kullanabiliyor.
ATLA TERAPİ ONLARIN HEM BEDENİNİ HEM RUHUNU İYİLEŞTİRİYOR
İstanbul Atlı Spor Kulübü Başantrenörü Nevra Ölçer ise 10 yıldır özel çocuklarla çalışıyor. Ona göre at sadece bir terapi aracı değil; aynı zamanda çocukların en sessiz dostu. “Binicilik eğitimi çocukların hem fiziksel hem zihinsel gelişimine katkı sağlıyor. Özellikle denge problemi yaşayan çocuklarda çok ciddi ilerlemeler görüyoruz” diyor.
Ailelerden gelen geri dönüşlerin kendilerini duygulandırdığını anlatan Ölçer, atların çocuklarla kurduğu bağın tarif edilmesinin zor olduğunu söylüyor. Çünkü atlar korkuyu hissediyor, kaygıyı anlıyor ve çoğu zaman tek kelime etmeden çocukların kalbine dokunuyor.
DÜNYADA SOSYAL TERAPİ OLARAK DA KULLANILIYOR
Özellikle Avrupa ve ABD’de savaş travması yaşayan askerler ile psikolojik travma geçiren çocuklarda da “equine therapy” adı verilen at destekli psikolojik terapi metotları uygulanıyor. Uzmanlara göre atın yürüyüş ritmi insanın yürüme hareketine çok benziyor. Çocuk atın üzerinde otururken vücudu istemsiz şekilde denge kurmaya çalışıyor. Bu da kasları çalıştırıyor, omurga ve pelvis hareketlerini destekliyor, dengeyi geliştiriyor, koordinasyonu artırıyor, kas tonusunu düzenliyor, ayrıca atın sıcaklığı ve ritmik hareketi çocuk üzerinde sakinleştirici etki oluşturuyor.
