Toksik kişilikler erken yaşlandırıyor! Yüzünüzdeki kırışıklıkların sebebi çevrenizdeki insanlar olabilir
Çevrenizdekilerle iletişiminizde kendinizi sürekli açıklamak zorunda mı hissediyorsunuz? Sınır koyduğunuzda suçluluk duyuyor, bazı kişilerle görüşmeye giderken geriliyor; görüştükten sonra da kendinizi tükenmiş hissediyor musunuz? İlişkisel stres olarak adlandırılan bu durum uzun sürdüğünde yalnızca ruh halinize değil, bedeninize de zarar veriyor.
ZİYNETİ KOCABIYIK’IN HABERİ - Uyku düzeninden bağışıklık sistemine, dikkat performansından biyolojik yaşlanmaya kadar birçok alanı etkileyen ilişki stresini ve nasıl baş edilmesi gerektiğini Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Öykü Gönültaş anlattı...
BEYNİMİZ ZOR İLİŞKİLERİ TEHDİT OLARAK ALGILIYOR
Hayatımız boyunca yüzlerce, belki de binlerce insanla ilişki kuruyoruz. Kimileri hayatımıza kısa süreliğine girip çıkarken, kimileri yıllarca yaşamımızın önemli bir parçası oluyor. Ancak bazı ilişkiler var ki yalnızca duygularımızı değil, günlük yaşamımızı da derinden etkiliyor. İş yerinde yaşadığınız bir tartışmayı saatler sonra bile zihninizde yeniden canlandırdığınız, bir aile üyesinden gelen telefonu görünce içinizin sıkıldığı ya da yanında kendinizi güvende hissetmeniz gereken eşinizin veya partnerinizin yanında sürekli savunmada hissettiğiniz oldu mu? Öykü Gönültaş, beynimizin bu durumu tehdit olarak algıladığını söylüyor.
Olumsuz ruh hali (kronik stres, depresyon ve anksiyete) ile biyolojik erken yaşlanma arasındaki doğrudan bağı kanıtlayan çok sayıda güçlü bilimsel çalışma mevcuttur. Modern tıp, takvim yaşımız (kronolojik yaş) ile hücrelerimizin yıpranma durumunu gösteren biyolojik yaşımız arasındaki farkı incelerken psikolojik faktörleri ilk sıraya koyuyor. "Bedenimiz yalnızca fiziksel tehditlere değil, ilişkilerde hissettiğimiz güvensizlik ve sürekli alarm haline de tepki verir” diyen Gönültaş, “Bu nedenle kendimizi sürekli savunmada hissettiğimiz ilişkiler, zaman içinde hem psikolojik hem de biyolojik bir yük oluşturabilir" değerlendirmesini yapıyor.
DESTEKLENMEK SİNİR SİSTEMİNE GÜVEN VERİR
Beynimizin sosyal ilişkileri aynı zamanda bir güvenlik sistemi üzerinden değerlendirdiğini belirten Öykü Gönültaş, “Kabul görmek, anlaşılmak ve desteklenmek sinir sistemine güven mesajı verirken; sürekli eleştirilme, küçümsenme, reddedilme ya da öngörülemeyen tepkilerle karşılaşma beklentisi beynimiz tarafından sosyal bir tehdit olarak algılanabilir. Bu durumda bedenimiz de tıpkı fiziksel bir tehlike karşısındaymış gibi stres yanıtını devreye sokabilir" diyor.
BEDENİNİZ İLİŞKİNİZE TEPKİ VERİYOR!
Ancak ilginç olan nokta şu ki bazen stres tepkisi hemen ortaya çıkmayabiliyor. Bazı kişilerle görüşmeden önce 'Yine kendimi anlatamayacağım', 'Yine yanlış anlaşılacağım' ya da 'Sınır koyarsam suçlu hissedeceğim' gibi düşüncelerin zihni meşgul etmeye başladığına dikkat çeken Klinik Psikolog Öykü Gönültaş, “Kalp atışının hızlanması, kasların gerilmesi, sürekli tetikte hissetme ya da konuşmayı defalarca zihinde prova etme gibi tepkiler de beynin kendisini olası bir tehdide hazırlamasının doğal sonuçlarıdır. Kişi bedensel olarak gevşemekte zorlanabilir ve duygusal olarak tükenmiş hissedebilir” ifadelerini kullanıyor.
TELOMER KISALMASI VE HÜCRESEL YAŞLANMA
Psikolojik durumun hücreleri nasıl yaşlandırdığına dair en temel kanıt telomer araştırmalarıdır. Kromozomlarımızın uçlarında bulunan ve DNA’mızı koruyan bu koruyucu başlıklar, hücre her bölündüğünde doğal olarak kısalır. Ancak klinik araştırmalar, ağır ve tedavi edilmeyen kronik depresyon yaşayan bireylerde bu telomerlerin, sağlıklı akranlarına kıyasla çok daha hızlı kısaldığını göstermektedir. Telomer kritik seviyeye indiğinde hücre bölünmesi durur ve doku yaşlanması başlar.
İLİŞKİ STRES SADECE RUHU DEĞİL, BEDENİ DE YORUYOR
Stres, kısa süreli olduğunda beden değişen koşullara uyum sağlamak için doğal bir savunma mekanizması geliştirir. Ancak stres kaynağı devam ettiğinde, vücut tekrar tekrar alarm durumuna geçer. Bu durumun bilimsel olarak "allostatik yük" olarak tanımlandığını belirten Öykü Gönültaş, “Bedenimiz stresle başa çıkabilmek için sürekli uyum sağlamaya çalışır. Uzun süreli stres üzerine yapılan çalışmalar, bedenin stres altında yalnızca “gergin” kalmadığını; aynı zamanda dengeye dönebilmek için daha fazla kaynak harcadığını gösteriyor. Bu ekstra çaba uzun süre devam ettiğinde, bedenin dinlenme, onarım ve toparlanma kapasitesi zorlanabilir. Başka bir deyişle yalnızca zihnimiz değil, bedenimiz de bu yükü taşımaya başlar" diyor.
BU BELİRTİLER İLİŞKİ STRESİNİN EN NET GÖSTERGESİ OLABİLİR
Uzun süre devam eden ilişkisel stres duygusal yorgunlukla birlikte bedeni de etkileyen fiziksel yansımalara neden oluyor.
Klinik Psikolog Öykü Gönültaş, Bedendeki belirtiler ilişkisel stresin yansımasıdır. Çünkü beden, kendini sürekli tetikte tutmanın bedelini zamanla ödemeye başlar. Son yıllarda yapılan çalışmalar da uzun süre devam eden olumsuz sosyal ilişkilerin biyolojik yaşlanma, inflamasyon ve genel sağlık yüküyle ilişkili olabileceğine işaret ediyor” uyarısında bulunuyor.
KENDİNİZE BU SORULARI SORUN!
"Bu kişiyle görüştükten sonra kendimi nasıl hissediyorum? Daha gergin, daha yorgun ya da daha yetersiz mi? Aynı döngüyü tekrar tekrar mı yaşıyorum?" sorularını sormanın, ilişkisel stresi fark edebilmek açısından önemli ipuçları sunduğunu belirten Psikolog Öykü Gönültaş, “Sınır koymak da her zaman ilişkiyi sonlandırmak anlamına gelmez. Bazen konuşma süresini kısaltmak, belirli konulara girmemek, her talebe hemen 'evet' dememek ya da tartışma büyüdüğünde konuşmaya ara vermek de sağlıklı bir sınır olabilir" ifadelerini kullanıyor.
Sağlıklı ilişkilerin ruhsal olduğu kadar fiziksel sağlık için de koruyucu olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Öykü Gönültaş, "Kendimizi güvende, anlaşılmış ve desteklenmiş hissettiğimiz ilişkiler stresin etkisini azaltır, psikolojik dayanıklılığımızı güçlendirir. Ruhsal iyi oluş yalnızca kendi iç dünyamızı düzenlemekten değil; bizi tüketen ilişkileri fark edip, bize iyi gelen ilişkileri çoğaltabilmekten de geçiyor" diyor.
