Ünlü uzmandan umut veren sözler: Pankreas kanserinde ufukta ışık göründü
Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Avrupa Pankreas Derneği Başkanı Prof. Dr. Güralp Ceyhan başkanlığında Acıbadem Üniversitesi’nde gerçekleşen uluslararası pankreas kongresinde (58. EPC/IAP Joint Meeting) en öldürücü kanser türü olan pankreas kanseri konusundaki en son gelişmeler paylaşıldı. ASCO’da sunulan büyük pankreas kanseri araştırmasına katılan Heidelberg Üniversitesi Hastanesi’nden Prof. Dr. Patrick Michl, “Bu hastalıkla ilgili en yanlış inanış: 'Artık oyun bitti’ düşüncesi. Hayır oyun daha yeni başlıyor...” dedi.
- Dünya Sağlık Örgütü'ne göre yılda yaklaşık 500 bin yeni pankreas kanseri vakası teşhis ediliyor ve bu kanser türü yılda yaklaşık 100 bin kişinin ölümüne neden oluyor.
- 58. EPC/IAP Joint Meeting'de pankreas kanseri tedavisindeki heyecan veren gelişmeler paylaşıldı ve multidisipliner yaklaşımın önemi vurgulandı.
- ASCO 2026'da sunulan ve Heidelberg Üniversitesi'nin de yer aldığı uluslararası bir çalışmada, daha önce hedeflenemez kabul edilen KRAS proteinine yönelik yeni küçük molekül ilaçların, metastatik pankreas kanseri hastalarında genel sağkalımı standart kemoterapiye kıyasla iki katına çıkardığı belirtildi.
- Gelecekteki önemli hedefler arasında RAS'ı hedefleyen tedavilerin kombinasyonlarının geliştirilmesi ve mRNA aşı stratejilerinin kullanımı yer alıyor.
- Erken tanı alanında önemli sorunlar devam etmekle birlikte, gelecekte yapay zekanın görüntüleme, klinik veriler ve diğer biyobelirteçlerle bütüncül bir yaklaşım sergileyeceği öngörülüyor.
- Pankreas kanseri tedavisinde tümör mikroçevresi ve kanser hücrelerinin çevresiyle etkileşimine odaklanan araştırmalar, sinyallere müdahale ederek tümör büyümesini durdurmayı hedefliyor.
Ziyneti KOCABIYIK - Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, yılda yaklaşık 500 binin üzerinde yeni pankreas kanseri vakası teşhis ediliyor. Yılda yaklaşık 100 bin kişinin ölümüne neden olan bu kanser türünün tedavisi ile ilgili son dönemlerde yapılan çalışmalar geleceğe yönelik olarak umut vaad ediyor.
HEYECAN VEREN GELİŞMELER VAR
Bu yıl ilk defa ülkemizde yapılan 58. EPC/IAP Joint Meeting’de bu alandaki gelişmeleri öğrenmek için uzmanlarla bir araya geldik. Kongre ile ilgili bilgi veren Kongre başkanı Prof. Dr. Güralp Ceyhan son yıllarda pankreas kanserinin tedavisinde heyecan veren gelişmeler yaşandığına dikkat çekerek, “Pankreas hastalıklarına multidisipliner yaklaşımın önemini bir kez daha vurguladığımız bu buluşmada, en güncel bilimsel gelişmeleri paylaşırken yeni fikirler, yeni iş birlikleri ve yeni dostluklar için de değerli bir zemin oluşturuyoruz. Bilimin sınırları aşan bir ortak dil olduğuna inanıyorum. Farklı ülkelerden, farklı disiplinlerden gelen uzmanlarla aynı çatı altında buluşmak; daha iyi hasta bakımı ve daha güçlü bilimsel iş birlikleri için hepimize ilham veriyor” değerlendirmesini yaptı.
3 gün süren kongre için ülkemize gelen Heidelberg Üniversitesi Hastanesi’nde (ASCO’da açıklanan yeni ilaç çalışmasında yer alan üniversitelerden Heidelberg Üniversitesi’nde Öğretim Üyesi) Gastroenteroloji, Hepatoloji, Enfeksiyon Hastalıkları ve Zehirlenmeler Bölümü'nün Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Patrick Michl bu alanda yaşanan gelişmelere ilişkin sorularımızı cevaplandırdı...
AYAKTA ALKIŞLANAN ARAŞTIRMAYI DEĞERLENDİRDİ
1. ASCO 2026’da sunulan ve büyük yankı uyandıran sizin üniversitenizin de çalışma grubu içerisinde olduğu, pankreas kanseri ile ilgili çalışmayı özetler misiniz? Bu çalışma hastaların hayatına nasıl yansıyabilir?
Bu yılki ASCO'da gerçekten dönüm noktası niteliğinde bir çalışma sunuldu. Bu, birçok ülkenin katıldığı uluslararası bir çalışmaydı. Temel bulgu şuydu: Pankreas kanserinin gelişmesini ve büyümesini sağlayan en önemli proteinlerden biri olan KRAS, onlarca yıl boyunca 'ilaçla hedeflenemez' olarak kabul edildi; yani bu proteine yönelik etkili bir tedavi geliştirmenin mümkün olmadığı düşünülüyordu. Ancak bu durum son birkaç yılda değişti. Yeni küçük molekül ilaçlar geliştirildi ve bunlar ilk kez büyük klinik çalışmalarda denendi. Sonuçlar gerçekten nefes kesiciydi. Standart kemoterapi sonrasında hastalığı ilerlemiş, metastatik pankreas kanseri hastalarında bu yeni RAS hedefli tedavi, standart kemoterapiyle karşılaştırıldığında genel sağkalımı yaklaşık iki katına çıkardı. Bu gerçekten devrim niteliğinde bir bulguydu.
Bu gelişme elbette hastaların yaşamını doğrudan etkiliyor; yaşam süresini iki katına çıkarıyor. Ancak burada kemoterapiden farklı yan etkiler görülebiliyor. Bazı hastalarda oldukça ciddi deri döküntüleri gelişiyor ve bunları yönetmek, azaltmak ya da önlemek için çalışmamız gerekiyor.
2. Pankreas kanseri hâlâ en ölümcül kanser türlerinden biri olarak görülüyor. Sizce önümüzdeki 5-10 yıl içinde bu hastalığın seyrini değiştirebilecek en önemli bilimsel gelişme ne olacak?
Bence artık elimizde RAS'ı hedefleyen tedaviler var ve bundan sonraki en büyük hedef bunların kombinasyonlarını geliştirmek olacak. Hastaların büyük çoğunluğu bu tedavilerden fayda görüyor ancak zaman içinde direnç gelişiyor. Bu nedenle RAS hedefli tedavilerin kemoterapi, immünoterapi ve diğer hedefe yönelik tedavilerle birlikte kullanıldığı kombinasyon çalışmaları planlanıyor. Amaç, kabul edilebilir bir toksisite profiliyle sağkalımı daha da uzatabilmek.
mRNA AŞILARINDANI DA UMUTLUYUZ
İkinci önemli alan ise mRNA aşı stratejileri. Özellikle cerrahi sonrası hastalarda şimdiye kadar oldukça umut verici sonuçlar gösterdiler. Çalışmalar hâlen devam ediyor. Büyük umut vaat ediyorlar. Önümüzdeki bir veya iki yıl içinde büyük çalışmaların sonuçlarını bekliyoruz. Erken dönem çalışmaların vaat ettiklerini doğrularlarsa en azından önemli bir hasta grubuna fayda sağlayabilirler.
3. Erken tanı pankreas kanserinde en büyük ihtiyaçlardan biri. Biyobelirteçler, sıvı biyopsi ve yapay zekâ destekli tarama yöntemleri konusunda bugün ne noktadayız ve yakın gelecekte rutin pratiğe girebilecek umut verici gelişmeler var mı?
Bu konuda hâlâ önemli sorunlarımız var. Pankreas kanserinde erken tanı yetersiz. Hastalığa özgü erken belirti ve semptomlarımız yok. Ayrıca toplum taramasını haklı çıkaracak kadar yüksek duyarlılığa sahip güçlü biyobelirteçlerimiz de bulunmuyor. Eğer biyobelirteçler yeterince iyi değilse çok sayıda yalancı pozitif sonuç elde edersiniz. Bu da sağlıklı insanların gereksiz yere pankreas kanseri şüphesiyle biyopsi yapılmasına, hatta ameliyat edilmesine neden olabilir.
Bugün yapay zekâ destekli görüntüleme alanında ilerlemeler var ancak henüz istediğimiz düzeyde değil. Benim kişisel görüşüm, geleceğin çözümü tek bir biyobelirteç olmayacak. Yapay zekânın görüntüleme sonuçlarını; klinik veriler, sıvı biyobelirteçler ve yaşam tarzı, genetik, çevresel maruziyet ile sosyal geçmiş gibi 'ekspozom' verileriyle birlikte değerlendirdiği bütüncül bir yaklaşım olacak. Yani oyunu değiştirecek olan tek bir biyobelirteç değil, tüm klinik tablonun yapay zekâ ile birlikte yorumlanması olacaktır.
Erken tanı neden bu kadar zor? Çünkü pankreas cerrahisi meme biyopsisine veya cerrahisine benzemez. Meme biyopsisinde yanlış pozitif sonuçların bedeli çok daha düşüktür. Oysa pankreas hayati damarlar ve organlarla çevrilidir. Gereksiz bir pankreas ameliyatının ciddi sonuçları olabilir.
4. Çalışmalarınızda tümör mikroçevresi ve kanser hücrelerinin çevresiyle etkileşimine özel önem veriyorsunuz. Bu alandaki yeni bilgiler, pankreas kanserinin tedavisinde hangi yeni kapıları açabilir?
Bu gerçekten çok önemli bir araştırma alanı. Pankreas kanserinin önemli özelliklerinden biri, mikroskop altında bakıldığında tümörün büyük kısmının kanser hücrelerinden değil; stromal hücrelerden, fibroblastlardan, az sayıdaki bağışıklık hücresinden ve damarlardan oluşmasıdır. Gerçek tümör hücreleri tümör hacminin yalnızca yaklaşık yüzde 10-20'sini oluşturur. Bu durum sadece ileri evre tümörlerde değil, erken dönem hatta kanser öncesi lezyonlarda da görülüyor. Bu erken lezyonların etrafındaki tümör dışı hücreler büyümeyi destekleyen sinyaller salgılıyor olabilir. Bu nedenle bugün asıl araştırma konusu, bu sinyallerin neden üretildiğini anlamak ve bunlara müdahale edebilmektir. Eğer bu sinyalleri engelleyebilirsek tümör hücrelerinin büyüme avantajını da ortadan kaldırabiliriz.
UFUKTA UMUT VAR
5. Bir hekim ve araştırmacı olarak, pankreas kanserine ilişkin toplumda en sık karşılaştığınız yanlış inanış nedir? Hem hastalara hem de sağlık profesyonellerine vermek istediğiniz en önemli mesaj ne olurdu?
Pankreas kanseri tanısı alan bazı hastalardan en sık duyduğum yanlış inanış şu: 'Artık oyun bitti.' Oysa bu değişmeye başladı. Evet, pankreas kanseri hâlâ ciddi ve seyri kötü bir hastalık. Ancak artık ufukta ışık var. Umut var. Hastalara vermek istediğim en önemli mesaj bu.
Sağlık profesyonellerine ise erken belirtilere dikkat etmelerini söylemek isterim. Örneğin birçok hastada karın ağrısı yerine sırt ağrısı görülüyor çünkü pankreas omurgaya çok yakın yerleşimli bir organ. Bu şikayetle hastalar ortopediden ortopediye dolaşabiliyor ve kimsenin aklına pankreas kanseri gelmeyebiliyor. Özellikle 50 yaş üzerinde, yeni diyabet gelişen, kilo kaybı yaşayan hastalarda pankreas kanseri olasılığı mutlaka düşünülmelidir.
