Vakalar 30 yılda ikiye katlandı: Kolon kanseri artık genç hastalığı
Türkiye’de ve dünyada kanser haritası değişiyor. Bir zamanlar 60’lı yaşların ardından kapıyı çalan kolon kanseri, artık 20’li ve 30’lu yaşlardaki gençlerin hayatını sarsıyor. Durumu Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Server Sezgin Uludağ değerlendirdi...
- 1990'dan 2019'a kadar erken evre kolon kanseri vakalarında dünya genelinde yüzde 100'den fazla artış yaşandı.
- Kolon kanseri tarama yaşı dünya genelinde 50'den 45'e çekildi.
- Genç hastalarda tanıdaki gecikmeler en büyük risk faktörü olup, belirtiler sıklıkla göz ardı ediliyor.
- Makattan kanama, kilo kaybı ve demir eksikliği her yaşta ciddiye alınmalı.
- Kolon kanseri tedavisinde robotik cerrahi, özellikle dar alanlarda hassasiyet ve sinir koruyucu cerrahi gibi avantajlar sunuyor ancak her hasta için gerekli olmayabilir.
- Hayat tarzı değişiklikleri, batı tipi beslenme, obezite ve hareketsizlik gibi faktörler hastalığın genç yaşlara kaymasında önemli rol oynuyor.
ZİYNETİ KOCABIYIK- Dünya Sağlık Örgütünün Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının (IARC) gençler arasındaki kolon kanseri artışı ile ilgili raporu endişe uyandırdı.
Kolon kanserinin “yaşlı hastalığı” imajını yıkan ve 50 yaş altı daha genç nesilleri hedef alan ürkütücü bir tabloyu ortaya koyan rapora göre 1990’dan 2019’a kadar erken evre kolon kanseri vakalarında dünya genelinde yüzde 100’den fazla artış yaşandı.
Kolon kanserinin gençler arasındaki artışını Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Server Sezgin Uludağ’a sorduk... Doç. Dr. Uludağ, son 20-30 yıldır 50 yaş altındaki bireylerde kolorektal kanser sıklığında belirgin bir artış olduğunu vurgulayarak, bu sebeple dünya genelinde tarama yaşının 50’den 45’e çekildiğini hatırlattı.
“GENÇTİR, KANSER OLMAZ” YANILGISI
Gençlerde bu hastalığın daha agresif seyredip seyretmediği yönündeki sorularımızı cevaplayan Doç. Dr. Uludağ, halk arasındaki “gençse hızlı ilerler” algısının tıbbi bir dayanağı olmadığını, asıl meselenin tümörün biyolojisi olduğunu belirtti.
Ancak genç hastalardaki en büyük riskin tanıdaki gecikmeler olduğunu söyleyen Doç. Dr. Uludağ, “Genç hasta da hekim de ‘Bu yaşta kanser olmaz’ diyerek belirtileri geçiştiriyor. Gençler genellikle daha ileri evrede tanı alıyor. Çünkü şikayetler basit bir hemoroit veya geçici hazımsızlık sanılıyor. Oysa makattan kanama, kilo kaybı ve demir eksikliği her yaşta ciddiye alınmalı” uyarısında bulundu.
ROBOTLA MİLİMETRİK HASSASİYET
Kolon kanseri tedavisinde cerrahinin hâlâ en güçlü silah olduğunu belirten Doç. Dr. Sezgin Uludağ, ameliyat kararının evrelemeye göre verildiğini söyledi.
Cerrahide hem hasta hem de cerrah için büyük avantajlar sağlayan robotik cerrahinin kolon kanseri ameliyatlarında çığır açmış durumda olduğunu belirten Doç. Dr. Sezgin Uludağ, robotik yöntemin hastaya ve cerraha sağladığı avantajları şöyle özetledi:
"Robotik cerrahiyi aktif kulanan bir hekim olarak, özellikle pelvis gibi dar alanlarda büyük avantaj sağladığını söyleyebilirim. Üç boyutlu görüntü, yüksek hassasiyet ve daha kontrollü hareket imkânı sunuyor. Bu da özellikle rektum kanserlerinde sinir koruyucu cerrahiyi kolaylaştırıyor. Daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi gibi avantajları da önemli. Ancak her hasta için gerekli değildir; açık ya da laparoskopik cerrahi ile de benzer onkolojik sonuçlar elde edilebilir. Önemli olan doğru hasta seçimi ve cerrahın deneyimidir.Robotik cerrahi bizim için ‘iyi onkolojik sonuçlar ‘ için sadece bir araç. Hastalarımızı tedavisi için en iyi olanı kullanmayı tercih ediyoruz"
ÖNLENEBİLİR HASTALIK
Kolon kanserinin diğer birçok kanser türünden farklı olarak “önlenebilir” bir hastalık olduğunun altını çizen Doç. Dr. Uludağ, gençlere şu hayati mesajı verdi: Kolon kanseri artık sadece yaşlıların hastalığı değil. Belirtileri hafife almayın. Sağlıklı beslenin, hareket edin ve eğer birinci derece akrabalarınızda bu hastalık varsa taramalarınızı asla geciktirmeyin.
BU BELİRTİLER VARSA VAKİT KAYBETMEYİN!
- Makattan kan gelmesi veya dışkıda kan görülmesi.
- Bağırsak alışkanlıklarında (kabızlık-ishal) belirgin değişiklikler.
- Açıklanamayan kilo kaybı ve sürekli yorgunluk.
- Sebebi bulunamayan demir eksikliği (kansızlık).
"DEDELERİMİZ VE NENELERİMİZ GİBİ BESLENMİYORUZ"
Hastalığın genç yaşlara kaymasındaki en büyük faktörün hayat tarzı değişiklikleri olduğunu ifade eden Doç. Dr. Uludağ, “Suçlu sadece tek bir faktör değil. Batı tipi beslenme dediğimiz; liften fakir, ultra işlenmiş gıdaların egemen olduğu bir diyet düzeni içinde olmamız. Dedelerimiz, nenelerimiz gibi doğal ürünlere ulaşımımız ne yazık ki kısıtlı.
Üzerine obezite ve hareketsizlik eklenince bağırsak mikrobiyotamız bozuluyor. Obezite ve hareketsizlik artık birer salgın; bunlar sadece kolon kanserini değil, birçok kanser tipine davetiye çıkarıyor” dedi.
Özellikle 20-39 yaş aralığındaki artışın sosyopsikolojik etkilerinin de çok daha sarsıcı olduğuna dikkati çekti.
