Epstein dosyaları onları gündeme getirdi: Kaybolan çocuklar ve genç kızlar merak konusu
Jeffrey Epstein davası, yıllar boyunca kayıtlara giren ve cevapsız kalan kaybolan çocuk vakalarını da yeniden gündeme taşıdı. Gazete arşivlerinde kaybolan çocuklar ve genç kızlar hakkında çarpıcı bilgiler bulunuyor. Bir zamanlar "Yakınlarını Kaybetmiş Aileler Derneği" (YAKAD) çarpıcı bilgiler vererek aileleri nasıl uyarıyordu, gelin yakından bakalım...
- Jeffrey Epstein davası, çocuk kaybolma vakalarını küresel ve Türkiye bağlamında yeniden gündeme getirdi.
- TÜİK kaynaklı olduğu iddia edilen "Türkiye'de her yıl 10 binden fazla çocuğun kaybolduğu" bilgisi, İletişim Başkanlığı tarafından dezenformasyon olarak yalanlandı ve TÜİK verilerinin çarpıtıldığı belirtildi.
- 2000'li yılların başında Yakınlarını Kaybetmiş Aileler Derneği (YAKAD) verilerine göre Türkiye'de her yıl yaklaşık 2 bin kişi kayboluyordu.
- Bu kayıpların önemli bir kısmı çocuklar ve zeka özürlüler olup, organ mafyası şüphesi, evden kaçma ve aile içi şiddet gibi nedenlere dayanıyordu.
- YAKAD, ailelere çocuklarının son fotoğrafları, parmak izi, DNA örnekleri ve kimlik kartı bulundurma gibi tedbirler almalarını tavsiye ediyordu.
- YAKAD'ın "kayıp otobüsü" gibi önemli projeleri, maddi imkânsızlıklar nedeniyle çoğu zaman faaliyet gösteremiyordu.
ALİ TÜFEKÇİ - Jeffrey Epstein davası, yalnızca ABD’deki bir suç ağını değil, farklı ülkelerde yıllar boyunca kayıtlara giren ve çoğu zaman cevapsız kalan çocuk kaybolma vakalarını da yeniden gündeme taşıdı.
Epstein’in faaliyet gösterdiği dönemle örtüşen yıllara dair haberler, kaybolan çocuklar, kapatılan dosyalar ve uluslararası bağlantılar konusunda bugün daha dikkatle okunmayı gerektiriyor.
En son yayımlanan 3 milyon civarı döküman, uluslararası derin bir çetenin varlığını ortaya koyarken sosyal medyada da dezenformasyon faaliyetlerinin yürütüldüğü görülüyor.
"TÜİK ALET EDİLİYOR"
'Türkiye’de her yıl 10 binden fazla çocuğun kaybolduğu' iddiası bunların başında geliyor. İletişim Başkanlığı TÜİK kaynak gösterilen paylaşılan bilgiler hakkında şu açıklamayı paylaştı:
"Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından paylaşılan bilgiler, bağlamından koparılıp çarpıtılarak kamuoyuna servis edilmektedir. TÜİK istatistikleri, yalnızca hakkında resmi kayıp müracaatı yapılan ve daha sonra bulunan çocuklara ilişkindir. Bu verilerde de iddia edildiği oranlarda bir durum söz konusu değildir.
Ayrıca kamu kurumları tarafından, “kayıp ve bulunamayan çocuk sayısı” başlığı altında yayımlanmış resmî bir istatistik de bulunmamaktadır.
Bahse konu iddialar, 2024 yılında Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz tarafından açık ve net biçimde yalanlanmıştır.
Buna rağmen, kamuoyunu yanıltma amacı taşıyan bu dezenformasyon içerikli paylaşımların kasıtlı olarak yeniden dolaşıma sokulduğu tespit edilmiştir. "
KAYBOLAN ÇOCUKLAR
Epstein dosyalarında kaybolan çocuklarla ilgili araştırmalar devam ederken biz de arşivlerimize göz gezdirdik.
Güvenlik kameralarının yaygın olmadığı 20-25 yıl önce emniyetin ve ailelerin tedbirlerine rağmen kaybolma ve kaçırılma vakaları adeta normalleşmişti.
Kayıplarını arayanlar "Yakınlarını Kaybetmiş Aileler Derneği" (YAKAD) adı altında birleşiyor ve umutla arayışlarını sürdürüyordu.
Türkiye Gazetesi de YAKAD ve diğer kayıp bulma derneklerinin sesi olarak çocuk yetişkin demeden fotoğraflarını paylaşıyor, özel haberler hazırlıyordu.
Gelin 2000'li yılların başına giderek iki haber üzerinden o dönemin manzarasına göz atalım.
22 Temmuz 2003 tarihinde Türkiye Gazetesi’ne konuşan YAKAD Başkanı'nın verdiği bilgiler şu şekilde haberleştirilmişti:
"TÜRKİYE'DE HER YIL YAKLAŞIK 2 BİN KİŞİ KAYBOLUYOR"
"Kaçırılanların önemli bir kısmının çocuk ve zeka özürlü olması organ mafyası şüphesini artırıyor
Yakınlarını Kaybetmiş Aileler Derneği (YAKAD) Başkanı Zafer Özbilici, Türkiye genelinde her yıl yaklaşık 2 bin kişinin kayıp olarak kayıtlara geçtiğini belirterek, özellikle çocukların kaybolma olaylarına karşı ailelerin duyarlı olması gerektiğini bildirdi.
"Organları için"
Kayıp olaylarının kaçırılma, kendi isteğiyle kaçma ve sağlık sorunları olmak üzere 3 başlık altında toplanabileceğini anlatan Özbilici, kaçırılmaların da evlenme vaadi, fuhuş, evlat edinmek, cinayet, dilendirmek, organ ile uyuşturucu ticaretinde kullanmak ve siyasi amaçlar gibi nedenlerle gerçekleştiğini söyledi.
"En çok İstanbul'da"
Özbilici, kayıpların İstanbul ağırlıklı olmak üzere yüzde 59'unun Marmara, yüzde 10'unun İç Anadolu, yüzde 9'unun Ege, yüzde 10'unun Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşandığını kaydederek, bunlardan okur-yazar olmayanların yüzde 25, okuma-yazma bilmeyenlerin oranının yüzde (...), yüksekokul mezunu veya öğrencisi olanların da yüzde 4 civarında olduğunu bildirdi.
"Zeka özürlüler"
YAKAD Başkanı Özbilici, “Sadece İstanbul'da, her yıl evden kaçmak veya kaçırılmak suretiyle bine yakın çocuk kaybolmaktadır. Bunların önemli bir kısmı reşit olmayan veya zeka özürlü kişilerden oluşuyor. Yüzde 25'inin izine bile rastlanmıyor” diye konuştu."
“ÇOCUĞUN GİDİŞ-DÖNÜŞÜNE DİKKAT EDİN”
YAKAD Başkanı Zafer Özbilici, ailelerin alabileceği tedbirleri de şu şekilde sıraladı:
“Hiç kimse, ‘benim çocuğumun başına bir şey gelmez’ diye düşünmemeli. Her aile bu tehlikeyle karşı karşıya. Bu nedenle aileler, her zaman çocuklarının son çekilmiş fotoğraflarına mutlaka sahip olsunlar. Hatta mümkünse parmak izini, DNA testinde kullanabilecekleri saç telini, arkadaşlarının ve ailelerinin telefon numaralarını bulundursunlar. Okul döneminde, çocuğun gidiş-dönüş saatlerini takip etmeli, güzergâhı bilmelidirler. Türkiye'de ihmal edilen bir diğer konu da çocukların üzerinde kimlik kartı bulundurulmasıdır. Çocukların üzerinde kimlik kartları ve ebeveynlerine ulaşılabilecek telefon numarası, adres gibi bilgiler mutlaka bulundurulmalıdır.”
1 yıl sonra daha kapsamı bir röportaj yapılıyor. Burada da çarpıcı bilgiler paylaşılıyor.
2004 yılında Zafer Özbilici Türkiye gazetesine şunları söylüyor:
"EMNİYET KAYITLARINA GÖRE SON 5 YILDA 11 BİN 500 İNSAN KAYBOLMUŞ"
"Türkiye'nin en büyük problemleri arasında yer alan “kayıp”ların esrarı, yıllardan beri süregelen birikimle adeta çığa dönüşmüş gibi. Bugün Türkiye'de her yıl ortalama 2 binin üzerinde insan çeşitli sebeplerle kaybolurken, çoğu maalesef bulunamamaktadır.
YAKAD Başkanı Zafer Özbilici, insanların geçmişe nazaran daha bilinçlendiğini ancak bunun da yeterli olmadığını belirterek, “Aile içi şiddet, çocukların evden kopmasına büyük ölçüde zemin hazırlıyor. Biz dernek olarak artık insanların çocuklarını döverken bir kez daha düşünmesini sağladık. Bu bizim için gurur kaynağıdır” dedi.
Türkiye'nin “kayıp” ülkesi olmaya başladıklarını söyleyen Özbilici, bilinçli toplum olmanın temelinde eğitimin yattığını ve ailelerin buna çok ehemmiyet vermesi gerektiğini söyledi. Başkan Özbilici, kayıp insanların geriye acı yüklü büyük bir insan topluluğu bıraktığını belirterek, “Ölümün üzerindeki bir acı bize göre ‘kayıp’tır” diyerek, “İnsan ölse, yakını mezara gider, dua okur ve bu kendisine bir teselli vesilesi olur. Ancak kayıp insanın geride hiçbir şeyi yoktur. Acı olanı da budur. Onun için ‘kayıp’ bize göre ölümün üzerinde bir acıdır” şeklinde “kayıp”ı tarif etti.
‘SEBEP’ VE ‘YAŞ’LAR DÜŞÜNDÜRÜCÜ
Türkiye'nin büyük problemlerinden biri olan “kayıp”lar yumağı çözülemediği gibi bundan sonra da pek çözüleceğe benzemiyor. Kaybolanların yüzde 55’i 15-30 yaş arası, yüzde 19’u 0-15 yaş arasında bulunuyor. Kayıpların yüzde 59’unu Marmara, yüzde 10’unu İç Anadolu, yüzde 10’unu Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri oluşturuyor. Kaybolma sebeplerini başta yüzde 24 özürlü grubu oluştururken, yüzde 15’i evden kaçma, yüzde 8’i aile içi şiddet ve tartışma, yüzde (...)’i psikolojik sebepler, yüzde 6’sı kandırılma ve kaçırılma gibi sebepler oluşturuyor. En ilginç olanı ise kayıpların yüzde 80’ini ilkokul mezunu ve okuma-yazma bilmeyenlerin oluşturması.
DÜNYANIN TEK ‘KAYIP’ OTOBÜSÜ; ANCAK...
YAKAD Başkanı Özbilici, Türkiye’de günde yaklaşık (...) insanın çeşitli sebeplerle kaybolduğunu, bunların bir kısmının bulunduğunu ancak diğerlerinin ise hâlâ kayıp olduğunu belirtti. “Dünyada tek kayıp otobüsü bizde var” diyen Özbilici, “Fakat o da maddi imkânsızlıklar yüzünden çoğu zaman çalışmıyor. Otobüs iyiliksever bir dostun kuruma hediyesidir. Kurum desteklenip, iyice sahip çıkılsa Türkiye’de şu anda kayıplar listesinde olan çok insanın bulunması sağlanırdı” dedi. Öte yandan YAKAD Başkanı Özbilici, hazırladıkları “Umuda Yolculuk” adlı kayıplar kitabı ile hayatlarının her anında mutlaka yakınlarını bekleyen gözü yaşlı insanlara yardımcı olmak istediklerini söyledi.
GEZECEK MAZOTU YOK
Dünyada bir benzeri daha olmayan “kayıp otobüsü” hayırsever bir iş adamı arafından bağışlanmış, ancak otobüsün çoğu zaman mazotu olmadığı için çalışamadığı, buna rağmen kayıp yakınlarının hâlâ ondan ümidini kesemediği belirtildi."
1996 yılında gazetemiz tarafından hazırlanan kayıplara dair yazı dizilerinden bazıları şöyle:
