Yarım asırdır kalay ateşini yakıyor: Baba ve oğul 50 yıllık geleneği birlikte yaşatıyor
Gaziantep’te 7 yaşında çırak olarak başladığı kalaycılık mesleğinde 50 yılı geride bırakan 60 yaşındaki Cuma Dağdeviren, oğluyla birlikte Tarihi Bakırcılar Çarşısı’nda asırlık zanaatı yaşatmak için her gün ocak başına geçiyor.
- Cuma Dağdeviren, 7 yaşından beri bu mesleğin içinde olduğunu ve hiç okula gitmediğini belirtiyor.
- Mesleği ağabeyinden öğrendiğini ve 1997'de kendi iş yerini açtığını ifade ediyor.
- Kalaycılığın eskisi gibi revaçta olmadığını, modern mutfak eşyaları ve bakırın pahalanmasıyla talebin azaldığını söylüyor.
- Gaziantep'te eskiden 50 kalaycı varken şimdi 10 ustanın bile kalmadığını belirtiyor.
- Meslekte çırak yetişmediğinden yakınan Dağdeviren, mesleğin devamı ve sağlık için evlerde bakır ürün kullanılmasını istiyor.
- Oğlu Salih Dağdeviren de 7 yaşında mesleğe başladığını, babasının izinden gittiğini ve mesleği sayesinde çocuklarını okuttuğunu belirtiyor.
Gaziantep’in tarihi dokusunda, unutulmaya yüz tutmuş zanaatların son kalelerinden biri olan kalaycılık, Cuma Dağdeviren ve oğlunun ellerinde hayat bulmaya devam ediyor. Yıllardır geçimini kalaycılıkla sağlayan 60 yaşındaki Cuma Dağdeviren, sabır, emek ve sevgiyle 50 yıldır sürdürdüğü mesleğini yaşatma mücadelesi veriyor.
MESLEĞİNİ SEVEREK SÜRDÜRÜYOR
Kentte yetişen son kalaycılardan olan Dağdeviren, işi öğrendikten sonra ustalaştı ve mesleğinden elde ettiği kazançla 3 çocuğunu büyüttü. Kentte mesleğini sürdüren son kalaycılardan biri olan Dağdeviren, modern mutfak eşyalarının yaygınlaşmasına ve geleneksel kalaycılık mesleğini yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmasına rağmen mesleğini severek sürdürüyor. Sadece lokanta, restoran ve bakır eşyaları turistik amaçlı alanlar sayesinde ayakta kaldıklarını belirten Dağdeviren, hem mesleğin devamını hem de sağlık için evlerde bakır ürünler kullanılmasını istiyor. Yıllardır geçimini sağladığı mesleğini oğluna da öğreten Dağdeviren, oğluyla birlikte lokanta, restoran ve evlerden getirilen bakır eşyaları kalaylıyor.
"HİÇ OKULA GİTMEDİM"
Kalaycılığa ilk başladığı yıllarda bakır eşyaların revaçta ve çok kıymetli olduğunu anlatan Dağdeviren, zaman içerisinde mesleğin yok olmaya yüz tuttuğunu belirtti. Küçük yaşlarda öğrendiği mesleğini sürdürmenin mutluluğunu yaşadığını söyleyen Dağdeviren, "7 yaşından beri bu mesleğin içindeyim. Maddi sıkıntılar nedeniyle hiç okul görmedik. O dönem maddi sorunlar çoktu, babamız da fakirdi ve o yüzden de okul görmedik. Bu mesleğe beni ağabeyim getirdi, mesleği ağabeyimden öğrendim. Bizim dönemlerde çırak çıraklığını, kalfa kalfalığını bilirdi. Şimdi maalesef öyle bir şey kalmadı" dedi.
"1997'DE KENDİ İŞ YERİMİ AÇTIM"
Uzun yıllar usta kalfa olarak çalıştıktan sonra kendi iş yerini açtığını belirten Dağdeviren, "1985 yılında askere gittin, 1987'de de askerden geldim. 1997 yılına kadar kalfalık yaptım. 1997'de kendi iş yerimi açtım. Allah'a şükürler olsun bu meslek sayesinde iki erkek, bir kız evlendirdim. Evimi aldım" şeklinde konuştu.
"MESLEĞİMİZ KOLAY BİR MESLEK DEĞİL"
Mesleğinin kolay bir meslek olmadığını ancak severek yaptığını belirten Dağdeviren, "Bizim dönemde bu meslek daha zordu. Şimdi kolaylaştı. Buzu kırar o soğukta kap yıkardık. Gaziantep'in kışı önceki yıllar çok sert geçerdi. Ama şimdi o eski kış yok, soğuk yok. Yine de çalıştırmaya işçi bulamıyoruz. Yıllardır ekmeği bu meslek sayesinde yedik. Gözümüzü bu meslekte açtık. Mesleğin birçok zor yönü var. Temmuzun sıcağında ateşin karşısında, kışın zemheri soğuğunda çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
"10 TANE BİLE USTA KALMADI"
Kalaycılık mesleğinin yok olmaya yüz tutmuş meslekler arasında yer aldığını ifade eden Dağdeviren, "Önceki yıllarda çarşıda 50 tane kalaycı vardı. Şimdi 10 tane bile usta yok. Bakıra eskisi gibi talep yok. Bakır pahalandı. Bakır lükse döndü. Şu anda lokantalar beyran, kelle paça tabağı ve iskender tabağı olarak kullanıyor. Evlerden eskisi gibi kalay için bakır eşya getirilmiyor. Önceki yıllarda bir kız gelin olduğu zaman çeyizinin büyük kısmı bakır eşyalardan oluşurdu" ifadelerinde bulundu.
"MESLEKTE ARTIK ELEMAN YETİŞMİYOR"
Meslekte çırak yetişmemesinden yakınan Dağdeviren, "Eskiden baba çocuğunu mesleğe getirir, ‘eti senin kemiği bizim' derlerdi. Şimdi çocuk daha işe başlamadan ‘usta ne kadar para vereceksin?' diye soruyor. Öncelik meslek öğrenme olmadığı için ve mesleğe da olan ilgi azalınca meslekte artık eleman yetişmiyor" dedi.
"BABAMIN İZİNDEN GİDİYORUM"
Babası gibi 7 yaşında mesleğe adım atan Salih Dağdeviren ise, "Ben çocukluğumdan beri çalışıyorum. İşe geldiğimizde bakır eşya yıkamayla mesleğe başladık. Şimdi ocağın başında kalay yapıyoruz. Şükür babamla birlikte evimizi bu meslek sayesinde geçindiriyoruz. Meslekte artık eskisi gibi eleman yetişmiyor. Bende baba mesleği olduğu için devam ediyorum. Bana mesleği babam öğretti. Ben babamın mesleğini sürdürdüğüm için mutluyum. Çocuklarımı bu meslek sayesinde okutuyorum, evimi bu meslek sayesinde geçindiriyorum. Allah babamdan razı olsun, iyi ki bana bu mesleği öğretmiş" diye konuştu.
