ABD-İran anlaşmasında 7 saatlik oyun! Trump Netanyahu'yu hedef aldı
New York Times'a göre, ABD ile İran arasında varılan tarihi mutabakatın perde arkasında dikkat çekici bir diplomasi mücadelesi yaşandı. İranlı yetkililerin imza sürecini Trump'ın doğum gününe denk gelmeyecek şekilde planladığı öne sürülürken, ABD Başkanı Donald Trump ise anlaşmanın ardından yaptığı açıklamalarda İran'a yeni uyarılar gönderdi ve Netanyahu'yu hedef aldı.
- İranlı yetkililer, anlaşmanın Başkan Trump'ın 80. doğum gününe denk gelmesini engellemek için imzayı yerel saatle gece yarısından sonraya erteledi.
- Trump, anlaşmanın Hürmüz Boğazı'nı kalıcı olarak geçiş ücreti alınmayacak bir yer haline getireceğini iddia etti, ancak ABD basını bu maddenin sadece 60 günlük bir askıya alma olduğunu belirtti.
- Trump, İran ile nihai bir nükleer anlaşmaya varılamaması halinde askeri saldırıların yeniden başlayacağını veya İran'ın gelirlerinin yüzde 20'si karşılığında ABD'yi 'Orta Doğu'nun koruyucusu' yapacağını söyledi.
- Trump, abluka sürecinde Amerikan donanmasıyla karşı karşıya gelmekten kaçınan Rusya ve Çin liderlerini överken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu eleştirdi.
- Trump, kendi anlaşmasının İran'ın nükleer silah geliştirmesini 'sonsuza kadar' garanti altına alacağını iddia ederek, Obama'nın 2015 anlaşmasını eleştirdi.
- Trump, İran'ın elindeki zenginleştirilmiş nükleer yakıtı seyreltmek için ABD ile iş birliği yapacağını ve uranyumun askeri amaçlarla kullanılamayacak düşük seviyelerde sonsuza kadar sınırlı kalacağını belirtti.
ABD ve İran arasında varılan tarihi mutabakatın perde arkasından ilginç bir diplomasi oyunu çıktı.
New York Times’ın (NYT) aktardığına göre İranlı yetkililer, tarihi anın Başkan Donald Trump’ın 80. doğum gününe (14 Haziran Pazar) denk gelmesini engellemek için imzayı yerel saatle gece yarısından sonraya erteledi.
Oluşan 7,5 saatlik zaman farkı, Trump’ın "Anlaşmayı doğum günümde yaptık" demesine, Tahran’ın ise "Anlaşma Pazartesi günü tamamlandı" iddiasına zemin hazırladı.
Beyaz Saray'daki doğum günü yemeğinden sonra NYT yazarı David E. Sanger’ı telefonla arayan Trump, 28 dakika süren röportajda önemli açıklamlarda bulundu.
"HÜRMÜZ BOĞAZI KALICI OLARAK ÜCRETSİZ OLACAK"
The New York Times’a verdiği telefon görüşmesinde Başkan Trump, şubat ayı sonlarında İran’a yönelik başlattığı askeri harekatın ve deniz ablukasının Orta Doğu’yu Amerika’nın lehine yeniden şekillendirdiğini ileri sürdü:
"İran ile vardığımız anlaşma, nihayetinde Hürmüz Boğazı’nın kalıcı olarak geçiş ücreti alınmayacak bir yer olmasını sağlayacak."
ABD basını da mutabakat metninin boğazdaki geçiş ücretlerini aslında sadece 60 gün süreyle askıya aldığını ve İran’ın zaten savaştan önce hiç geçiş ücreti almadığını hatırlatarak, başkanın aslında "savaş öncesi statükoya dönüşü" büyük bir zafer gibi sunduğunu yazdı.
"ANLAŞMA OLMAZSA SALDIRILAR YENİDEN BAŞLAR VEYA ÜCRETİMİZİ ALIRIZ"
Trump, İsviçre'de başlaması beklenen nihai müzakereler öncesinde Tahran yönetimine şu uyarıda bulundu:
"İran'ın ABD ile nihai bir nükleer anlaşmaya varamaması halinde Tahran'a yönelik askeri saldırıları yeniden başlatacağız. Ya da bölgenin gelirlerinin yüzde 20'si karşılığında ABD'yi 'Orta Doğu'nun koruyucusu' yapacağız."
PUTİN VE Xİ’Yİ ÖVDÜ, NETANYAHU’YU YERDEN YERE VURDU
Konuşması sırasında arka planda aile üyelerinin doğum günü kutlama sesleri duyulurken Trump, abluka sürecinde Amerikan donanmasıyla karşı karşıya gelmekten kaçınan Rusya ve Çin liderlerine övgüler yağdırdı. Çin Devlet Başkanı hakkında şu ifadeleri kullandı:
"Xi Jinping tam bir beyefendiydi. Ablukayı kırmaya çalışmak için her iki yanında 20 destroyer eşliğinde bir tanker göndermedi."
Buna karşılık, süreç boyunca askeri saldırılarıyla anlaşmayı raydan çıkarmaya çalışmakla suçladığı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya ise adeta ateş püskürdü:
"O çok zor bir adam ve dürüst olmak gerekirse, bunu yaptığımız için bize çok minnettar olmalı. Çünkü İran’ın nükleer silahı olsaydı, İsrail iki saat içinde yok olurdu."
"OBAMA ONLARA RÜŞVET VERİYORDU, BİZ GÜÇ KONUMUNDAN MÜZAKERE ETTİK"
Kendi anlaşmasının İran'ın nükleer silah geliştirememesini "sonsuza kadar" garanti altına alacağını iddia eden Trump, 2015 yılındaki nükleer anlaşmayı (JCPOA) imzalayan eski Başkan Barack Obama’yı ve kendisini eleştiren Demokrat Senatör Jack Reed’i hedef aldı:
"Biz güç konumundan müzakere ettik. Obama ise temelde onlara rüşvet veriyordu. İranlılar üçüncü bir askeri saldırı dalgası istemediler. Hayatta kalmaya önem veriyorlar. Sonuç olarak, yaptığımız bu saldırılar anlaşmanın yapılmasında çok büyük bir etkiye neden oldu, çok büyük bir etki."
"URANYUM SONSUZA KADAR SINIRLI KALACAK"
Trump, anlaşma metni henüz kamuoyuna açıklanmamış olsa da damadı Jared Kushner ve özel elçisi Steve Witkoff’un yürüttüğü müzakerelerde İran'ın çok büyük tavizler verdiğini öne sürdü. İran’ın elindeki 12 ton zenginleştirilmiş nükleer yakıtı seyreltmek için ABD ile iş birliği yapacağını belirten Trump, denetimler konusunda ise şunları söyledi:
"İran, askeri amaçlarla asla kullanılamayacak düşük seviyelerde zenginleştirmeyle sonsuza kadar sınırlı kalacak. Sadece askeri olmayan amaçlar için zenginleştirme yapabilecekler. Sonsuza kadar. Ayrıca nükleer faaliyetlerde bulunmadıklarından emin olmak için çok güçlü denetim yetkilerine sahip olacağız. Önceki anlaşma denetimler için aylarca süre tanıyordu, bizim anlaşmamız ise tesislere neredeyse anında erişim sağlayacak."
Fransa'daki G7 zirvesine hareket etmeden hemen önce konuşan Trump, başlangıçta askeri operasyona karşı çıkan ancak mutabakatı memnuniyetle karşılayan Avrupalı müttefiklerinin (Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere) geç kalmış desteklerini de küçümseyerek de olsa kabul ettiğini belirtti.
4 ÜLKE İRAN YAPTIRIMLARINI KALDIRACAK
İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya, ABD ile İran arasında varılan anlaşmanın ardından Tahran'a yönelik yaptırımları kaldırmaya hazır olduklarını açıkladı.
Dört ülkenin ortak açıklamasında, İran'ın nükleer silah edinmemesi gerektiği vurgulanırken, bu hedef doğrultusunda ABD, İran ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile birlikte çalışmaya hazır olunduğu belirtildi.
AB, ABD-İRAN MUTABAKATINI MEMNUNİYETLE KARŞILADI
Öte yandan AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, mutabakatı memnuniyetle karşıladığını ifade etti.
"Şimdi öncelik, anlaşmanın tüm taraflarca süratle ve eksiksiz şekilde uygulanmasıdır." ifadesini kullanan von der Leyen, mutabakatın Hürmüz Boğazı'nın derhal yeniden ulaşıma açılmasını sağlaması gerektiğinin altını çizdi.
Von der Leyen, seyrüsefer serbestisinin yeniden tesis edilmesi ve geçişlerin herhangi bir ücretlendirmeye tabi olmaması gerektiğini belirtti.
Mutabakatın aynı zamanda Orta Doğu'da barış ve güvenliğe yönelik daha kapsamlı müzakerelerin önünü açması gerektiğini vurgulayan von der Leyen, "Elbette Lübnan alevler içindeyken Orta Doğu'da barıştan söz etmek mümkün değildir. Avrupa, bir kez daha tüm taraflara Lübnan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeleri ve gerçek bir ateşkesi hayata geçirmeleri çağrısında bulunmaktadır." ifadelerine yer verdi.
Von der Leyen, Avrupa'nın üzerine düşen rolü oynamaya hazır olduğuna da işaret ederek "Bu kriz aynı zamanda açık bir ders de içermektedir. Enerji bağımlılıklarının bir kez daha bir araç olarak kullanıldığı görülmüştür. Tedarik güzergahlarımızı çeşitlendirmeli ve Hürmüz Boğazı'na olan bağımlılığı azaltmak için alternatif ihracat koridorları geliştirmeliyiz." uyarısında bulundu.
"ARTIK SİLAHLAR SUSMALI"
AB Konseyi Başkanı Antonio Costa da X'ten yaptığı açıklamada, mutabakatı memnuniyetle karşıladığını belirterek, "Bu maliyetli savaşın sona ermesini ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün tamamen yeniden tesis edilmesini sabırsızlıkla bekliyorum." ifadesini kullandı.
"KALICI OLMASINI TEMENNİ EDİYORUZ"
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da Lüksemburg'ta düzenlenen AB Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, mutabakatın herkes tarafından memnuniyetle karşılandığını dile getirdi.
Mutabakatın öncelikle Hürmüz Boğazı'nın açılmasını sağlamak ve ardından nükleer mesele başta olmak üzere, bölgedeki istikrar açısından önem taşıyan diğer kritik konulara ilişkin müzakerelere geçmek için atılmış ilk adım teşkil ettiğini belirten Kallas, adımın kalıcı olmasını temenni ettiğini söyledi.
