ABD’nin asıl planı ne? Türkiye için kritik eşik!
Orta Doğu’da tansiyon her geçen saat yükselirken, ABD ve İsrail’in saldırı kararı bölgedeki krizi yeni bir evreye taşıdı. Orta Doğu Araştırmacısı Levent Kemal ile Dış Politika Analisti Aydın Sezer, son gelişmeleri değerlendirerek bunun yalnızca ilk aşama olabileceği uyarısında bulundu.
MÜZEYYEN BIYIK—ABD’nin "maksimum baskı" politikası, Haziran 2025’te İsrail ile yaşanan 12 günlük savaş ve ardından BM yaptırımlarının yeniden devreye girmesi, Washington–Tahran hattındaki krizi yeni bir evreye taşımıştı. İran’da ekonomik baskı, yaptırımlar ve siyasi gerilim nedeniyle süren protestolar da tabloyu daha kırılgan hale getirmişti. Son gelişmeler bölgedeki hassas dengeleri zorladı. ABD ve İsrail saldırı kararı aldı.
Orta Doğu Araştırmacısı ve Politika Analisti Levent Kemal ile Dış Politika Analisti Aydın Sezer, Türkiye Gazetesi’ne mevcut tabloyu değerlendirdi.
"BU SALDIRILAR İLK DALGA
Orta Doğu Araştırmacısı Levent Kemal, sabah saatlerinde başlayan saldırıların ilk aşamayı temsil ettiğini söyledi.
"Bu sabah başlayan saldırılar ilk dalgayı tanımlıyor. İran'da askeri noktalar, askeri ve siyasi liderleri hedef aldığı söylenen saldırılar Tahran'daki yönetimi hem askeri hem de siyasi anlamda savunmasız bırakmak için tasarlanmış. Bu bir hava taarruz ile şok oluşturma girişimi ve genelde bu tip saldırıların arkası gelir. Zaten ABD'li ve İsrailli yetkililer de en az 4 gün süreceğini söylüyorlar."
Kemal, asıl belirleyici olanın ikinci dalga ve sonrası olduğunu dile getirdi:
"Fakat önemli olan ikinci dalga ve arkası. Trump'ın ‘ABD kayıpları olabilir’ sözü bize karada da bazı aksiyonlar göreceğimizi düşündürüyor. Muhtemelen ABD ve İsrail, İranlı muhalif grupları bir kara operasyonu için ABD desteği ile harekete geçireceği bir evre de görebiliriz."
"ABD VE İSRAİL ORTAK OPERASYONU"
Dış politika analisti Aydın Sezer ise saldırının beklenen bir adım olduğunu ifade etti.
“Beklenen ABD saldırısı bugün başladı. Ancak ilginç olan İsrail'in de yine her zamanki iddiasıyla İran'a yönelik önleyici bir saldırıya başladığı yönünde. Yani kısaca ABD ve İsrail ortak operasyonu diyebiliriz.”
Sezer, 7 Ekim sonrası İsrail’in İran’a yönelik söylemlerini hatırlattı.
"7 Ekim Hamas saldırısından sonra İsrail ve Netanyahu'nun hem direniş ekseni hem de direniş ekseninin sponsoru konumundaki İran'a yönelik tehditleri ve İran'daki rejim değişikliğini hedefleyen açıklamaları malum."
“ULUSLARARASI HUKUK AÇISINDAN KABUL EDİLEMEZ”
Sezer, saldırının uluslararası hukuk boyutuna da değindi:
"Böyle bir saldırının gerçekleşmesi Uluslararası Hukuk açısından da, Birleşmiş Milletler hukuku açısından da kuşkusuz kabul edilemez bir saldırı."
ABD’nin hedefinin İran’daki siyasi yapıyı dönüştürmek olabileceğini belirten Sezer şunları söyledi:
"Ben ABD'nin İran'daki rejim değişikliğini ya da mevcut rejimin içinden Batı ile ilişkileri iyi olan yeni bir yönetimin ortaya çıkmasını hedeflediğini düşünüyorum. Asıl amaç bu."
TÜRKİYE İÇİN KRİTİK EŞİK
Sezer, sürecin Türkiye açısından da ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti:
"Bu savaş her ne şekilde devam ederse etsin Türkiye açısından çok önemli başlıklarla karşılaşmamız muhtemeldir."
İran’da yaşanabilecek bir iç savaş ihtimaline işaret eden Sezer, göç dalgası ve bölgesel istikrarsızlık riskini öne çıkardı.
