Ablukaya karşı Batı-Doğu operasyonu! BAE, Hürmüz’ü baypas edecek projeyi duyurdu
Birleşik Arap Emirlikleri Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC), Hürmüz Boğazı’nı tamamen devre dışı bırakacak olan yeni "Batı-Doğu Boru Hattı" projesini hızlandırma kararı aldı.
- Veliaht Prens Halid bin Muhammed bin Zayid Al Nahyan, Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) tarafından planlanan yeni "Batı-Doğu Boru Hattı" projesinin 2027'de faaliyete geçmesini hızlandırma kararı aldı.
- Proje, BAE'nin petrol ihracat kapasitesini iki katına çıkaracak ve ülkenin enerji güvenliğini garanti altına almayı amaçlıyor.
- Yeni boru hattı, Umman Körfezi kıyısındaki Fuceyra Limanı üzerinden doğrudan sevkiyat imkanını artıracak ve BAE'yi Hürmüz Boğazı'ndaki ihtimal bir blokajdan en az etkilenen oyuncu yapacak.
- 28 Şubat'ta başlayan çatışmalar sonrası İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve ABD'nin deniz ablukası, küresel petrol arzını ve fiyatlarını etkilemişti.
- BAE, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleriyle bölgesel askeri bir blok oluşturma çabalarından sonuç alamadı ve İran'a karşı sınırlı askeri operasyonlar düzenleyerek İsrail ile iş birliğini artırdı.
Veliaht Prens Halid bin Muhammed bin Zayid Al Nahyan, Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC), Hürmüz Boğazı'nı baypas eden ve 2027'de faaliyete geçmesi planlanan yeni "Batı-Doğu Boru Hattı" projesini hızlandırma kararı aldı.
İHRACAT KAPASİTESİ İKİYE KATLANACAK
BAE’nin enerji güvenliğini garanti altına almayı hedefleyen proje, ülkenin Fuceyra Limanı üzerinden gerçekleştirdiği petrol ihracat kapasitesini tam iki katına çıkaracak.
Halihazırda faaliyette olan ve günlük 1,5 ila 1,8 milyon varil kapasiteye sahip Habshan–Fuceyra hattına eklenecek olan bu yeni hat, Umman Körfezi kıyısından doğrudan sevkiyat imkanını maksimize edecek. İnşası süren projenin faaliyete geçmesiyle birlikte BAE, Hürmüz Boğazı’ndaki bir kalıcı blokajdan en az etkilenen oyuncu olmayı hedefliyor.
28 Şubat’ta başlayan çatışmaların ardından İran, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı geçişlere kapatmış, petrol fiyatlarında savaş öncesine göre yüzde 65’lik bir artışa neden olmuştu. ABD Başkanı Donald Trump’ın 13 Nisan’da başlattığı deniz ablukası ve ardından İran’ın boğazdan geçişlere yeniden kısıtlama getirmesi, küresel piyasalarda stagflasyon korkularını körüklemiş durumda.
KÖRFEZ ÜLKELERİ İÇİN HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtlamalar, özellikle sevkiyatları için tamamen bu hatta bağımlı olan Kuveyt, Irak, Katar ve Bahreyn gibi ülkeleri zor durumda bırakıyor.
Bölgede Suudi Arabistan ile birlikte boğazı baypas edebilecek boru hatlarına sahip tek üretici olan BAE, yeni yatırımıyla lojistik üstünlüğünü pekiştiriyor. Fuceyra’nın küresel bir enerji terminali olarak stratejik değeri artarken, bu yeni hattın 2027’de devreye girmesiyle birlikte bölge ekonomisinin üzerindeki "abluka baskısı"nın hafifletilmesi öngörülmekte.
Habshan kara tesislerinden Umman Körfezi kıyısındaki Fuceyra Limanı'na uzanan hat günlük 1,5-1,8 milyon varil kapasiteye sahip olduğu biliniyor. Ancak kullanılabilir kapasitenin günlük 700 bin varil olduğu değerlendiriliyor.
BAE VE SUUDİ ARABİSTAN YOL AYRIMINDA
Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) İran’a karşı bölgesel bir askeri blok oluşturma çabaları, en yakın müttefiklerinden gelen cevaplarıyla sonuçsuz kaldı. Bloomberg tarafından yayımlanan analize göre, BAE Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed (MBZ), Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerini koordineli bir askeri müdahaleye ikna etmek için yürüttüğü diplomatik mekik diplomasisinden hayal kırıklığıyla ayrıldı.
Yaşanan bu stratejik uyuşmazlık, bölgenin en güçlü iki aktörü arasındaki makasın hiç olmadığı kadar açılmasına neden oldu.
"BU BİZİM SAVAŞIMIZ DEĞİL"
28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının başlamasıyla birlikte MBZ, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dahil bölge liderleriyle bir dizi kritik telefon görüşmesi gerçekleştirdi. BAE lideri, müttefiklerine Körfez İşbirliği Konseyi’nin (GCC) 1981 yılında tam da İran tehdidine karşı kurulduğunu hatırlatarak, ortak bir misilleme yapılması gerektiğini ileri sürdü. Ancak Riyad ve Doha’dan gelen cevap "Bu bizim savaşımız değil." şeklinde oldu.
Suudi Arabistan ve Katar, savaşa dahil olmanın kendi topraklarındaki ABD üslerini ve ekonomik yatırımlarını doğrudan hedef haline getireceğinden korkarak Trump yönetimini savaşı durdurmaya ikna etmeye çalıştı.
OPEC AYRILIĞI
BAE, müttefiklerinin "pasif" tutumuna tepki olarak Suudi liderliğindeki OPEC'ten ayrıldı.
Yemen ve Sudan’daki nüfuz mücadelesiyle zaten gergin olan BAE-Suudi ilişkileri, İran savaşıyla birlikte geri dönülemez bir kırılma noktasına ulaştı.
Savaş süresince İran’ın en çok hedef aldığı ülke olan BAE, topraklarına düşen yaklaşık 3.000 füze ve İHA ile büyük bir sınav verdi. Katar’ın devasa LNG tesisleri milyarlarca dolarlık hasar alırken, Umman’daki petrol tesisleri de saldırıların hedefi oldu.
BAE TEK BAŞINA HAREKETE GEÇTİ
Müttefiklerinden beklediği desteği bulamayan Abu Dabi yönetimi, Mart ve Nisan aylarında bölge ülkelerinin katılımı olmadan İran’a karşı sınırlı askeri operasyonlar düzenledi.
Söz konusu süreçte İsrail ile olan ilişkilerini en üst seviyeye çıkaran BAE, istihbarat paylaşımı ve hedef koordinasyonu konusunda Tel Aviv ile doğrudan iş birliğine gitti. Hatta İsrail'in, BAE’nin savunmasını güçlendirmek amacıyla "Demir Kubbe" bataryalarını ve personelini Abu Dabi’ye gönderdiği bilgisi aktarıldı.
NELER OLMUŞTU?
İran, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta ortak saldırılarıyla başlayan savaş sonrasında küresel enerjinin stratejik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı'nı geçişlere kapatmıştı. Bu kararla petrol fiyatlarında savaş öncesine kıyasla yüzde 65'lere kadar artış görüldü.
ABD ile İran arasında 8 Nisan'da varılan ateşkes anlaşması sonrasında Pakistan arabuluculuğunda yapılan görüşmelerde sonuç çıkmayınca ABD Başkanı Donald Trump, 13 Nisan'da İran'a deniz ablukası uygulama kararı almış ve Hürmüz Boğazı'na giriş yapan ve çıkan İran bağlantılı gemilere müdahale etmeye başlamıştı.
İran, 17 Nisan'da Lübnan'da ateşkes sağlanması üzerine ateşkes süresince Hürmüz Boğazı'nın İran donanması ile koordinasyon halinde olmak şartıyla ticari gemilerin geçişlerine açık olduğunu duyurmuş ancak ABD'nin deniz ablukasına devam edeceğini duyurması üzerine boğazdan geçişlere yeniden kısıtlamalar getirdiğini açıklamıştı.
ABD, bu süreçte Umman Denizi ve Hint Okyanusu'nda İran'a ait bazı ticari gemilere saldırarak ele geçirmiş İran da buna karşılık Hürmüz Boğazı yakınlarında biri İsrail'le bağlantılı bazı gemilere müdahale ederek el koymuştu.
