Arakan değil parakan!
Müslüman katliamının perde arkası netleşti. Arakanlı Müslümanların topraklarında: 1.2 trilyon metreküplük gaz ve 2.1 milyar varillik petrol rezervi tespit edilmiş. Yılda 12 milyar metreküp gaz ve 22 milyon ton petrolün pompalanacağı 2.402 kilometrelik iki ayrı boru hattı inşa ediliyor. Müslümanları yok etme ittifakının adı da PARAKAN... Rant oldukça yüksek. Milyar dolarlık yatırımlar başlamış bile. Çinliler petrol-gaz, Budistler ise toprak peşinde. Obama'nın ziyareti de babasının hayrına değil! Bu yüzden süper güçler katliama karşı "üç maymunu" oynuyor!
Son yıllarda kan ve acıyla anılır hale gelen topraklara ikinci gelişim. İlkin Ramazan ayında tekneyle bir gece yarısı Maungdaw'a gelmiş ve katliamdan kaçan Müslümanların Naf Nehri üzerindeki zorlu yolculuğuna tanıklık etmiştim. Dünyayı ayağa kaldıran o görüntülerin ardından bu defa Arakan'ın Başkenti Akyab'dayım (Sittwe). Tarihin 1950'lerde dondurulduğu şehrin sokaklarında camları perdelerle kapatılmış aracın içinden etrafı süzüyorum. Entarili amcalar, çamur suratlı ablalar yıkık dökük apartmanların önünden hızlı adımlarla ilerliyor. Görüntü almak bir yana görüntü vermemem için hem şoför hem de rehber "Perdeleri açıp başımıza iş açma!" diye ikaz üstüne ikaz ediyor. Haziran ayında başlayan Ekim'de oldukça alevlenen olaylar nedeniyle Arakan'da bırakın bir yabancıyı Budist olmayanın dolaşmasına imkan yok. Sokak başları polisler ve eli sopalı gençlerin ablukasında. Ortalıkta öyle bir gerginlik var ki elini çırpsan kan gövdeyi götürecek. Rikshalar (üç tekerlekli bisiklet) şehrin sokaklarında arabaları sağlı sollu kuşatmış vaziyette. Yanlarından geçen her araba görüş alanına girdiği andan itibaren inceden inceye taranıyor. Yalnız değilim. Kalacağımız otele varıdığımızda, araç kaldırıma sıfır şekilde yanaşıyor. Önce rehber, ardından şoför iniyor. Çevre güvenliğini aldıktan sonra adliyeden içeri sokulan ağır cezalık mahkûmlar gibi koşar adım otelden içeri alınıyoruz. Rehber, ikindi vakti olmasına rağmen, "Yarın sabah ben gelinceye kadar otelden ayrılmayın. Her an başınıza bir iş gelebilir" ikazıyla ortadan kayboluyor.##tgvideo##"RESMİYETTE BUDİSTİM" Otel, BM'nin de istirahatgâhı... Yemek salonunda bir gençle tanışıyorum. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği görevlisiymiş. Yaklaşık üç aydır Arakan'ın muhtelif yerlerini dolaşmış. Budistlerin ara sıra kendilerine de saldırdığını birçok yere halen giremediklerini aktarıyor: "Arakan'da tam olarak ne yaşandığını bilmiyoruz. Bazı alanlar askerî bölge ilan edilmiş. Deniz ortasında adalar var. Oralarda çok sayıda insanın abluka altında olduğunu söylüyorlar. Havadan bazı noktalara yardım attığımız oluyor. Ama temasımız kesinlikle mümkün değil. Arakan genelinde de yiyecek ve barınma temini bunun haricinde birşey yapamıyoruz. Zaten yapılması da istenmiyor. Karşılıklı görüşmeler sonrasında buradaki hükümet bu insanların birbuçuk yıl sonra eski yerlerine geri gönderileceğini söylüyor."Bunları BM çalışanından duymak ne tuhaf. Niye şimdi değil de birbuçuk yıl sonra, diye soruyorum."O zamana kadar buradaki boru hatları bitiyor. Zaten işin özü de doğalgaz ve petrol meselesi. Yoksa Budistlerin Müslümanları katletmesi değil. Biraz araştırırsan ülkenin kuzeyinde ve doğusunda Çin kökenli Shanlara yönelik saldırıları da göreceksin. Tamam geçmişte Müslümanlara yönelik saldırılar olmuş. Ama bugün dünden oldukça farklı. Boru hatları Çin için yapılıyor."Güler misin ağlar mısın? Kafamda binbir soru işareti ile odaya çıkıyorum. Gecenin ilerleyen saatlerinde ilk gelişimde tanıdığım Arakanlıyı arıyorum. Güvenlik gerekçesiyle ismini yazamadığım arkadaş kısa sürede otele ulaşıyor. Geç saatlere kadar BM görevlisinden duyduklarım üzerine konuşuyoruz. Olayı teyid ediyor, farklı bilgiler de veriyor. Sabah belgeler getireceğini, sokağa çıkma yasağının başladığını söyleyip kalkıyor.'Peki sen nasıl gideceksin?' diyorum. Yürek yakan şu cümleleri kuruyor: "Korkma bana birşey olmaz. Ben resmi makamlara göre Budistim. Zaten Müslüman olsam bugüne kadar yaşayamazdım. Benim gibi birçok Müslüman, Budist isimleriyle bu insanların arasında yaşıyor. Ailemiz dahi bizi Müslüman isimlerimizle çağırmıyor".Elinde bilgisayar ve bir takım notlar olan o Arakanlı sabah tekrar yanımda. "Bak dostum akşam merak ettiklerinin dahası Arakan niye bu hale geldiğinin cevabı burada" diyor. Myanmar'ın Rakhine Eyaleti sınırları içinde Müslümanların yaşadığı coğrafyadan çıkan doğalgaz ve petrol noktaları tek tek işaretlenmiş. Katliama vesile olan süreci anlatan notlar daha da korkunç; Zaten uluslararası kuruluşlar ve Burma Hükümetinin kendi kaynakalarındaki bilgiler de aynı gerçeği gözler önüne seriyor.
Bizi Takip Edin
YORUMLAR
