NATO yetkilisinden Avrupa'ya Baykar önerisi! "Kuralları yeniden yazalım"
7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesi NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri İkinci Komutanı John Stringer ile ABD merkezli Brookings Enstitüsü'nden dikkat çeken değerlendirmeler geldi. Stringer, BAYKAR'ın savunma sanayiinde "kurulu düzeni sarstığını" söylerken, Brookings ise Türkiye'nin Avrupa için stratejik bir savunma ve tedarik ortağına dönüştüğünü yazdı.
- NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri İkinci Komutanı Hava Mareşali John Stringer, NATO'nun kapalı, tek tedarikçili savunma tekellerinden kurtulması gerektiğini ve BAYKAR'ın bu alanda "kuralları ve yerleşik düzeni sarsan" bir örnek olduğunu belirtti.
- Stringer, Bayraktar İHA'larının modern savaş alanının "oyun değiştiricisi" olduğunu ifade etti.
- Brookings Enstitüsü'nün analizine göre, Türkiye, Avrupa'nın Ukrayna savaşı sonrası oluşan yetenek eksikliğini gidermede "savunma yakın kaynak kullanımı" (near-shoring) modeline dönüşüyor.
- İtalyan Donanması, amiral gemisi Cavour uçak gemisine Türk tasarımı Bayraktar TB3 İHA'larını konuşlandıracağını duyurdu.
- Avrupa'da İtalya, İspanya, Polonya, Romanya ve Portekiz gibi ülkelerin Türkiye ile savunma sanayiinde iş birliği yaptığı belirtildi.
- Fransız Safran ile Baykar arasında optronik sensör ve navigasyon entegrasyonu için stratejik ortaklık kuruldu.
7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek tarihi NATO Zirvesi öncesinde, ittifakın askeri kanadı ile ABD merkezli düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü’nden Türk savunma sanayiine ve BAYKAR’a yönelik ezber bozan açıklamalar geldi.
NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri İkinci Komutanı Hava Mareşali John Stringer, ittifakın acilen kapalı, tek tedarikçili ve üreticiye bağımlı savunma tekellerinden kurtulması gerektiğine vurgu yaparak, Baykar’ın küresel savunma sanayiinde "kuralları ve yerleşik düzeni sarsan" en somut örnek olduğunu açıkladı.
NATO KOMUTANI STRİNGER: "BAYKAR KURULU DÜZENİ SARSIYOR"
Londra'da konuşan Hava Mareşali John Stringer, modern savaş meydanlarındaki dönüşüme dikkat çekerek, şunları söyledi:
"NATO’nun kapalı, tek tedarikçili savunma tekellerinden artık kurtulması lazım. Kullanacağımız askeri mimarilerin gerçekten açık ve esnek olması en önemli konudur. BAYKAR, beş yıl önce çoğu henüz ortada olmayan, ancak bugün uzun yıllardır kabul gören birçok temel prensibi yıkarak kurulu düzeni sarsan Avrupalı şirketlerin en iyi örneğidir. Bayraktar İHA'ları, kuralları yeniden yazan sistemler olarak modern savaş alanının oyun değiştiricisidir."
Ankara Zirvesi öncesi ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupalı müttefiklere yönelik "savunma yükünü ve harcamalarını artırın" baskısını hatırlatan Stringer, Türkiye'nin jeopolitik konumu ve askeri kabiliyetleriyle NATO için "vazgeçilmez ve hayati" bir aktör olduğunun altını çizdi.
BROOKİNGS ENSTİTÜSÜ ANALİZ ETTİ: "TÜRKİYE, AVRUPA İÇİN YAKIN KAYNAK KULLANIMINA DÖNÜŞÜYOR"
NATO kanadından gelen övgüler, ABD merkezli dünyaca ünlü Brookings Enstitüsü'nün yayımladığı analizle de desteklendi. Brookings, Avrupa’nın Ukrayna savaşı sonrası içine düştüğü yetenek eksikliği ve acil silahlanma ihtiyacı karşısında, Türk savunma sanayiinin Avrupa tedarik zincirlerine kurumsal ve işlevsel olarak nasıl entegre olduğunu yazdı.
İTALYA LABORATUVAR OLDU
İtalyan Donanması, amiral gemisi Cavour uçak gemisine Türk tasarımı Bayraktar TB3 İHA'larını konuşlandıracağını duyurdu.
Baykar artık Avrupa için sadece bir dış satıcı değil, endüstriyel bir ortak konumunda.
"AVRUPA AĞ ÖRÜYOR"
İtalya'nın dışında İspanya gelişmiş eğitim uçağı Hürjet konusunda Ankara ile iş birliği yaparken, Polonya'nın yanı sıra Romanya ve Portekiz zırhlı araç, elektronik harp ve insansız sistemlerde Türk firmalarıyla ortaklıklarını derinleştiriyor. Son olarak Mayıs 2026'da Fransız Safran ile Baykar arasında optronik sensör ve navigasyon entegrasyonu için stratejik ortaklık kuruldu. Almanya ve İsveç ise Türkiye'ye yönelik tüm silah ambargolarını kaldırmak zorunda kaldı.
BRÜKSEL SİYASETİ ENDÜSTRİNİN GERİSİNDE KALDI
Brookings Enstitüsü'nün analizinde, Avrupa Birliği'nin (AB) Avrupa Savunma Teknolojisi tabanını fonlamak için kurduğu SAFE gibi finansal mekanizmalara, Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın engellemeleri nedeniyle Türkiye'nin kurumsal olarak dahil edilmediği hatırlatıldı:
"Türkiye, AB'nin siyasi savunma mimarisinin dışında tutulsa da ikili anlaşmalar ve dev ortak girişimler aracılığıyla Avrupa’nın savunma ekosistemine fabrikalar, ana yükleniciler ve tedarik zincirleri üzerinden dolaylı olarak giriyor. Türkiye, Avrupa için bir tür 'savunma yakın kaynak kullanımı' (near-shoring) modeline dönüşüyor: Tedarik zincirini güçlendirecek kadar coğrafi olarak yakın ve operasyonel olarak güçlü; ancak siyasi olarak temkinli yaklaşılan bir ortak."
