PKK Esad'ın arkasını kolluyor
Suriye'ye yasal yollardan girmek imkânsız. Biz de kaçak olarak geçiyoruz. Kuzeyde çatışma yaşanmamış. PKK ile Baas arasında iş birliği söz konusu. Yol kontrollerini bile PKK'nın silahlı güçleri yapıyor. Yani Esad'ın sırtı PKK'dan dolayı şimdilik güvende. Ama bu bir Kürt devleti kuruluyor anlamına gelmiyor.
Karşımdaki adam beni ikna etmek için durmadan dil döküyor. Türkiye'den Suriye'ye geçmenin çok kolay olduğunu söylüyor. Yolculuğun oldukça kısa ve rahat olacağını kaydederken bugüne kadar yüzlerce kişiyi sınırdan geçirdiğini ve hiçbir olumsuzlukla karşılaşmadıklarını örnekler vererek konuşmasını sürdürüyor. İkna çabasını tahmin ediyorum. İşin sonunda hiç fena sayılmayacak bir ödül var. İş pazarlığa gelince; bir ülkeden diğer ülkeye yasal olmayan yollarla geçmenin parasal bedelinin ne olacağı konusunda rakam vermek istemiyor. "Hele bir siz evet deyin para sonraki iş" diyerek rahatlatmaya çalışıyor. Çok tecrübeli olduğu her hâlinden belli. Onun kadar olmasa da ben de acemi sayılmam. Zira 2008 yılından bu yana birçok defa girip çıkığım Suriye'ye daha önce de kaçak girmiştim. Şartları biliyorum. Kaçakçı kolay lokma olmadığımı anlıyor. İşi fazla uzatmamak için rakamı telaffuz etmek zorunda kalıyor: Kişi başı 2 bin liraGÜNÜN KAZANCI Kısa günün yüksek kârı. Bize göre çok büyük rakam. Telefon numaralarımızı paylaşıp ayrılıyoruz. Kaçakçının güvenli birisi olup olmadığını Kızıltepe'deki dostlarımdan öğreniyorum. Aldığım cevap "Buranın bir numaralı kaçakçısı. Emin ve güvenilir." Bir günlük sorgulamanın sonucunda kaçakçının da çok sevdiği ortak bir dostumuz çıkıyor. Devreye onu sokuyorum. Paraya itiraz ediyorum. Dostum, kaçakçı arkadaşına "Adem'den bu kadar yüksek para alamazsın" diyor. Hatır için fiyat yarı yarıya düşüyor. İki gazetecinin daha benle geleceğini söyleyince 2 bin 250 lirada anlaşıyoruz.5 MADDELİK TEHLİKE Hazırlık ve hayati öneme haiz uyarılardan sonra yolculuk gece yarısı başlıyor. Daha ilk dakikadan kaçakçının çok sayıda "beyaz yalana" başvurduğunu anlıyorum. Zira hiç de kısa bir yoldan geçmiyoruz. 5 kilometre yürüyoruz. Bu mesafede bıçak gibi keskin 8 kademeli tel örgü ve mayınlı arazi bulunuyor. Bazen Antalya'nın plajlarındaki kum gibi insanın yürümesini engelleyen yumuşak, bazen de bastığımızda kar gibi çöken ve dengeyi sarsan iz tarlası bulunuyor. Aslında her kaçak geçiş bir belgeseli hak ediyor. Çünkü hakikaten çok risk bulunduruyor bünyesinde. İlk başta ele alırsak birinci tehlikesi kaçakçının insafına bağlısınız.?Eğer kaçakçı art niyetliyse parasını aldıktan sonra sizi ortada bırakabilir veya başka birilerine teslim edebilir. İkincisi çok zahmetli ve tehlikeli yolculukta gerginlik insanı canından bezdiriyor. Andrenalin tutkusu olanlar için geçerli değil. Bu gerginlikten keyif bile alınabilir. Ama sınırı ayıran 8 kademeli tel örgüsünün her bir şeridi keskin bıçak görevi yapıyor. Bunlara takılıp üzerlerine düşmek ciddi yaralanmalara yol açıyor. Üçüncü olarak her an yakalanma riski var ve oldukça da yüksek. Türkiye askeri günde yüzlerce kişiyi yakalayıp haklarında işlem yaptıktan sonra ceza kesip bırakıyor. Dördüncüsü bazen Türk askerlerinin bazen ise karşı taraftaki silahlı grupların kurşunlarına hedef olunabiliniyor. Beşinci olarak da arazi mayınlı olduğu için birisine basıp parçalara ayrılma riski de yok değil.YOLCULUĞUN BEDELİ FAZLA OLMALI İlk başta yüksek fiyat istediği için kızdığım kaçakçıya artık sempatiyle bakıyorum. Çünkü tehlikeli bu yolculuğun bedelinin daha fazla olması gerektiğini çektiğim zahmetten anlıyor ve kaçakçıya hak veriyorum. Gerçekten bu yolculuğa katlanmak için ya deli ya da çaresiz olmak gerekiyor. Her iki konumun dışındayım diyemem. Karşı tarafta ne olup bittiğini bilme merakı insanı çıldırtıyor. Durum böyle olunca riskler arka plana düşüyor. Suriye kaynıyor. İç çatışmalar almış başını gitmiş.
Bizi Takip Edin
YORUMLAR
