Ata toprağında inşaat maliyeti 5 milyon lirayı buluyor: Müstakil ev hayali enkaza döndü
Büyükşehirlerdeki fahiş konut fiyatları vatandaşı köylerine, ata toprağına döndürdü. Ancak müstakil ev yapmak için yola çıkanların hayalleri; usta karaborsası, fırlayan malzeme fiyatları ve dolandırıcılar yüzünden yarım kalmış beton yığınlarının altında kaldı.
- Orta gelirli için standart bir apartman dairesi sahibi olmanın zorlaşması, vatandaşları kırsalda kendi evini yapmaya yöneltiyor.
- Kendi arazisine ev yapma arzusu; bitmek bilmeyen bürokratik engeller, usta bulma sorunu ve maliyet artışları nedeniyle zorlaşıyor.
- Maliyetleri düşürmek için profesyonel destekten kaçınmak, mimari sorunlara ve yetersiz izolasyona yol açarak sıfır evlerin ilk kışta su almasına neden oluyor.
- Kırsalda nitelikli usta bulmak zor olduğundan, şehirdeki kalifiye ustalar lojistik farklar talep ederek işçilik maliyetlerini iki katına çıkarabiliyor.
- İşe başlarken yapılan yanlış maliyet hesabı, bütçeye ek maliyet payı konulmaması ve yasal süreçlerin tamamlanmaması gibi nedenlerle projeler yıllarca sürebiliyor veya yarım kalabiliyor.
- Denetimsizlik ve vatandaşların telaşı, kaporayı alıp kaybolan ustalar, ulaşmayan malzemeler ve maliyet şantajcıları gibi dolandırıcılık vakalarına yol açıyor.
Türkiye’de son yıllarda giderek derinleşen barınma krizi, yeni bir akımın fitilini ateşledi. Bir yazlık almak ya da büyükşehirlerde standart bir apartman dairesi sahibi olmak artık orta gelirli için hayal olunca, vatandaş çözümü kırsalda buldu.
Kimi memleketindeki ata toprağına, kimi ise dişinden tırnağından artırarak aldığı küçük bir köy arsasına kendi evini yaptırmak için kolları sıvadı. Ancak uzaktan bakıldığında “huzurlu bir tabiat hayatı” vadeden bu hayal, inşaat sahasına inildiğinde âdeta bir kâbusa dönüşüyor.
Kendi arazisine müstakil bir hayat kurma arzusu; bitmek bilmeyen bürokratik engeller, usta bulma sorunu ve her gün değişen etiketler nedeniyle “inşaat enkazına” evrilmiş durumda. Kırsala yönelen dar bütçeli vatandaş, müteahhitlerin enflasyonist ortamda talep ettiği yüksek kâr marjlarından (%30-%45) kaçmak için taşeronluğu bizzat üstleniyor. Ancak kâğıt üzerindeki hesaplar çarşıya uymuyor. Temel inşaat kalemlerindeki öngörülemez artışlar ve tecrübesizlik, “bir yılda biter” denilen projelerin yıllarca sürmesine, hatta yarım bırakılmasına yol açıyor. 2024 yılında arsa hariç bir köy evi yapmanın maliyeti minimum 1,5 - 2 milyon TL iken, bugün bu rakam 5 milyon liraya kadar ulaştı.
HAYALLER MALİKÂNE GERÇEKLER GECEKONDU
Maliyeti düşürmek için mimar, mühendis ve şantiye şefi gibi profesyonel desteklerden kaçınmak, mimari facialara zemin hazırlıyor. İnternetten alınan ve iklim şartlarına uymayan yanlış malzemeler, yetersiz izolasyonla birleşince sıfır evlerin daha ilk kışta su almasına sebep oluyor. “Çatıyı komşuyla çakarız”, “boya işini biz hallederiz” mantığıyla yapılan derme çatma işçilikler ise eğri duvarlar, gönyesiz kapılar ve patlayan tesisatlarla sonuçlanıyor. Tüm bu hataların sonucunda, sosyal medyada görülen modern malikâne hayalleri günün sonunda kaba saba bir “köy gecekondusu” olarak karşımıza çıkıyor.
Emekliye sıfır faizli sosyal konut teklifi: MHP, TBMM'ye sundu
USTA BULMAK ARSA BULMAKTAN DAHA ZOR
Kırsalda ev yaptırmanın en büyük handikabı ise nitelikli iş gücü bulamamak. Kentsel dönüşüm projeleri sebebiyle şehirde kalan kalifiye ustalar, köylere gitmek için yol, yemek ve konaklama gibi ‘lojistik farkları’ talep ediyor. Bu durum, kırsaldaki işçilik maliyetlerini şehir merkezine kıyasla iki katına kadar çıkarabiliyor.
VATANDAŞ HESABINI DOĞRU YAPAMIYOR
Küçük ölçekli konut projeleri yapan müteahhit Ramazan Derinser, işe başlarken yapılan en büyük hatanın yanlış maliyet hesabı olduğunu belirterek şu uyarıyı yapıyor:
“Vatandaş arsası olduğu için işin büyük kısmını çözdüğünü sanıyor. Bugün 100 metrekarelik bir evin maliyeti milyonları aşıyor. Sadece demir ve beton hesabı yapmak yeterli değil; elektrik, su, yalıtım, çatı ve işçilik giderleri çok ciddi rakamlar tutuyor. İşe başlamadan önce yasal süreçlerin tamamlanması ve bütçeye en az yüzde 20-30 ek maliyet payı konulması şart. Aksi hâlde hayal edilen ev, yıllarca bitmeyen bir şantiyeye dönüşür.”
DOLANDIRILAN İNSAN DA ÇOK
Sektördeki bu denetimsizlik ve vatandaşın “bir an önce bitireyim” telaşı, dolandırıcılar için de yeni bir pazar oluşturdu. İnşaat sürecine hâkim olmayan mağdurlar, piyasadaki fırsatçıların hedefi hâline geliyor.
İşte sahada en sık yaşanan üç tuzak:
Kaybolan ustalar: İşe başlamak için yüklü miktarda kapora veya malzeme parası alan sözde ustalar, parayı aldıktan sonra telefonlarını kapatıp ortadan kayboluyor.
Hayalî malzemeciler: Sosyal medya üzerinden veya merdiven altı depolardan ucuz vaadiyle satılan demir, çimento ve çatı malzemeleri için peşinat ödeyen vatandaş, haftalarca nakliye kamyonu beklese de o malzemeler hiçbir zaman şantiyeye ulaşmıyor.
Maliyet şantajcıları: İşi yarısına kadar getirip “maliyet kurtarmıyor” diyerek ekstra para talep eden, alamayınca da şantiyeyi terk eden taşeronlar nedeniyle mahkemeler “yarım kalmış inşaat” dosyalarıyla dolup taşıyor.
