Çin'den sonra ikinci sıradayız: Sahte ürün imajımızı zedeliyor
Türkiye'de sahte ürün ticaretine karşı yeni dönem başlıyor. Gümrüklerde ve e-Ticaret platformlarında yapay zekâ destekli denetimler artırılırken, uzmanlar özellikle ilaç ve gıdadaki sahteciliğe karşı daha ağır ve caydırıcı cezalar çağrısı yaptı.
- Yıllık 10 milyar liralık vergi kaybına yol açan sahteciliğe karşı e-Ticaret ve gümrüklerde yapay zekâ destekli denetimler başlıyor.
- Sahtecilik özellikle ilaç, gıda, takviye edici gıda ve elektronikte artış gösterdi.
- İlaç ve koruyucu donanımlardaki sahtecilik doğrudan insan sağlığını ve hayatını tehdit ediyor.
- Mevcut yasalara göre sahtecilik yapanlara 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörülüyor, ancak cezalar fiilen cezasız kalabiliyor.
- Şirketlerin bulundukları her ülkede markalarını tescil ettirmeleri önem taşıyor.
- e-Ticaret'teki sahte ürün ticaretine müdahale için mevcut yasalar elverişli olsa da süreçleri hızlandıracak ek mevzuat gerekiyor.
Türkiye, yerli patent başvurularında dünyada ilk 10’da yer almasına rağmen, sahte ürün pazarında Çin’in ardından ikinci sırada bulunuyor.
Yıllık 10 milyar liralık vergi kaybına yol açan sahteciliğe karşı e-Ticaret ve gümrüklerde yapay zekâ destekli sıkı denetimler başlıyor. Mahalle pazarlarından e-Ticaret sitelerine sıçrayan sahte ürün furyası hem tüketici sağlığını hem de yerli üreticinin rekabet gücünü tehdit ediyor.
Gümrük kapılarında devreye alınacak yapay zekâ destekli sistemlerle sahte ürün trafiğine büyük bir darbe vurulması hedeflenirken, uzmanlar cezaların caydırıcılığının artırılması gerektiği görüşünde.
İnternette sahte ilaçla mücadele devam ediyor! 3.500 siteye kapatma cezası geldi!
İLAÇ VE GIDAYA DA SIÇRADI
Konuyu değerlendiren fikrî mülkiyet hukukçusu Ulaş Ünaslan “Son yıllarda ilaç, gıda, takviye edici gıda ve elektronikte de sahtecilik hızla arttı. Özellikle ilaç ve koruyucu donanımlar doğrudan insan sağlığını ve hayatını tehdit ediyor. Bu kritik sektörlerde denetimler artırılmalı ve cezalar tavizsiz uygulanmalı” dedi.
Mevcut yasalara göre sahtecilik yapanlara 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörüldüğünü belirten Ünaslan, şu ifadeleri kullandı:
Zincirleme suçlar gibi istisnalar dışında bu suçlar genellikle Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) gibi yollarla fiilen cezasız kalabiliyor. Cezaların yeterince caydırıcı olmadığını söyleyebiliriz. Bu noktada tüketicinin hukuki bir sorumluluğu yok; bütün risk ve sorumluluk üretici ve satıcının üzerindedir.
Şirketlerin, faaliyet gösterdikleri her ülkede markalarını tescil ettirerek koruma altına almalarının hayati önem taşıdığını vurgulayan Ünaslan, dijital satışlara yönelik de uyarılarda bulundu: Önde gelen e-Ticaret platformları şikâyet üzerine anında müdahale ederek proaktif davranıyor ancak nispeten küçük platformlarda sıkıntılar yaşanabiliyor. e-Ticaret’teki sahte ürün ticaretine müdahale için mevcut yasalar elverişli olsa da süreçleri daha da hızlandıracak ek bir mevzuatın getirilmesi gerekiyor.
