İzin hesabı sil baştan! Yargıtay'dan çalışan lehine dikkat çeken hüküm
9 Haziran'da Resmi Gazete'de yayımlanan Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararı, milyonlarca çalışanı yakından ilgilendiriyor. Karar, yıllık ücretli izin kullanırken yapılan çok büyük ve çok yaygın bir hataya âdeta "dur" diyor. Peki bu süreç nasıl ilerledi?
SGK Başuzmanı İsa Karakaş, detayları tek tek köşesine taşıdı.
İŞÇİNİN FERYADI VE İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
İşte Karakaş'ın yazısı:
"Hikâyemiz, bir işçinin İş Mahkemesinde açtığı dava ile başlıyor. Davacı işçi; davalı şirkette üç farklı dönemde, yıllarca emek verdiğini söylüyor. Haftanın 6 günü, günde 12 saat çalıştığını, bayram seyran demeden ter döktüğünü, iş sözleşmesinin haksız yere feshedildiğini ve en önemlisi de kendisine hiç yıllık izin kullandırılmadığını iddia ediyor. İhbar tazminatından yıllık izin ücretine kadar tüm alacaklarının tahsilini istiyor.
Karşı tarafta ise işveren var. İşveren vekili ise ezberlenmiş savunmalardan birini yapıyor: "İşçi istifa etti, izin alacağı yoktur, her şey usulüne uygundur" diyerek davanın reddini talep ediyor.
YEREL MAHKEME NE KARAR VERDİ?
İş Mahkemesi dosyayı inceliyor. İşverenin "istifa etti" iddiasını soyut buluyor; çünkü ortada ne bir istifa dilekçesi var ne de haklı bir fesih delili. Buraya kadar adalet işliyor. Ancak sıra yıllık izin alacağına geldiğinde mahkeme büyük bir yanılgıya düşüyor.
Mahkeme diyor ki: “Davacının çalışması karşılığında toplam 24 gün yıllık izin hakkı vardır. Dosyadaki belgelere göre bu izinler kullandırılmıştır. Dolayısıyla işçinin bakiye yıllık izin alacağı bulunmamaktadır.”
Mahkeme davanın kısmen kabulüne karar verip dosyayı kapatıyor. Yani yerel mahkeme, "İşçi iznini kâğıt üzerinde kullanmış, hakkı kalmamıştır" diyerek işçinin bu talebini reddediyor.
ADALET BAKANLIĞI DEVREDE: KANUN YARARINA TEMYİZ
İşte tam bu noktada, ilk derece mahkemesinin verdiği bu kesin karar, hukukun temel ilkelerine tosluyor. Devreye Adalet Bakanlığı giriyor. Bakanlık, verilen bu kararda apaçık bir yasa ihlali ve usul hatası tespit ediyor. "Burada bir haksızlık var, kararın kanun yararına bozulması gerekir" diyerek dosyayı Yargıtay’ın önüne taşıyor.
İSTİNAF AŞAMASI NEDEN YOK?
Merak eden okurlarımız için not düşelim: İlk derece mahkemesi kararı miktar itibarıyla kesin olarak verildiği için doğrudan istinaf yolu açık değildi. Bu yüzden Adalet Bakanlığı olağanüstü bir kanun yolu olan "Kanun Yararına Temyiz" yetkisini kullandı. Bakanlığın itiraz noktası çok net ve çarpıcıydı:
- İşçinin hizmet süresine göre hakkı 24 gün değil, toplam 28 gündür.
- En önemlisi; işçinin izinde olduğu günlere denk gelen hafta tatilleri, yıllık izin süresinden düşülemez!
- Mahkeme bu hesabı yapmayarak yasayı çiğnemiştir.
YARGITAY’IN ALTINI ÇİZDİĞİ ALTIN KURALLAR
- Sözleşme Bittiyse İzin Ücrete Dönüşür: İş sözleşmesi ne şekilde sona ererse ersin (ister haklı ister haksız ister istifa), kullanılmayan izinlerin ücreti son maaş üzerinden nakden ödenmelidir.
- İspat Yükü İşverendedir: İşçinin izin kullandığını işveren; imzalı izin defteri veya eş değer bir belge ile kanıtlamak zorundadır. "Söz uçar, yazı kalır" düsturu burada da geçerlidir.
- Yasa Maddesi Apaçıktır: İş Kanunu’nun 56/5 maddesi der ki: "Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz."
SOMUT OLAYIN İNCELEMESİ VE KARAR
Yargıtay dosyayı satır satır inceliyor. Bakıyor ki işçi gerçekten de iki farklı dönemde kâğıt üzerinde toplam 28 gün izinli gösterilmiş. Ancak gözden kaçan, daha doğrusu yerel mahkemenin gözünden kaçırdığı bir gerçek var: İşçinin izinli olduğu bu takvim günlerinin arasına tam 4 gün hafta tatili (pazar günü) denk geliyor.
Yargıtay hükmünü veriyor: Hafta tatili işçinin zaten yasal hakkıdır. Sen işçiyi izinli sayarken, onun zaten dinleneceği hafta tatilini izin süresinin içine gömemezsin! Dolayısıyla bu işçinin içeride 4 günlük yıllık izin hakkı daha kalmıştır ve bu ücret kendisine ödenmelidir.
Netice olarak Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz istemi kabul ediliyor ve İş Mahkemesinin hatalı kararı oy birliğiyle kanun yararına bozuluyor.
HASILIKELAM: Emeğin hakkı kutsaldır. Bu karar, çalışma hayatında "Kervan yolda düzülür" mantığıyla hareket eden, "Nasılsa izin formunu imzalattım, pazar günleri de araya kaynar" diye düşünen işverenlere çok büyük bir uyarıdır.
Unutulmamalıdır ki yıllık izin, işçinin ruh ve beden sağlığını koruması için tanınmış anayasal bir dinlenme hakkıdır. Hafta tatili ile yıllık izin birbirinin alternatifi değil, ayrı hukuki haklardır. İşverenlerin insan kaynakları departmanları, izin hesaplaması yaparken takvimdeki pazar günlerini ve resmî tatilleri cımbızla ayıklamak zorundadır. Aksi takdirde, yıllar sonra bile olsa o eksik hesaplanan günler, adalet terazisinde önünüze bir borç ve hukuki bir ayıp olarak geri döner.
