Katılım bankaları hep kâr dağıtıyor, hiç zarar dağıtmıyor, neden?
Katılım bankaları düşük riskli yatırımlara yönlenerek ve havuzda çok farklı portföylere yer verip çeşitlendirme yaparak, zarar riskini minimize ederler. Birkaç temerrüt vakası olsa bile “çoğunlukla yapılan tahsilatlar” havuzu kârda tutar. Bununla birlikte fonların reel karşılığının olması zarar riskini minimize ederken, bunlar sağlam bir teminat tamponu da oluşturur. Böylece katılım bankaları, kâr payı dağıtımında sürekliliği sağlarlar.
- Katılım bankaları fon kullandırırken konut, otomobil, iş makinesi veya fabrika binası gibi reel bir karşılık alır ve müşteri temerrüde düşerse bu teminatlar nakde çevrilerek havuzun zarar etmesi önlenir.
- Katılım bankaları fonlarını tek bir sektöre değil, bireysel ve kurumsal projeler de dahil olmak üzere binlerce farklı işleme yayarak portföyü çeşitlendirir, bu sayede bazı borçluların temerrüdü havuzun kârlılığını etkilemez.
- Türkiye'de katılım bankaları Merkez Bankası nezdinde zorunlu karşılık bulundurur, BDDK tarafından denetlenir ve muhtemel zararlara karşılık yedek akçe ayırırlar.
- Katılım bankaları, konvansiyonel bankaların aksine, fonları kullandırırken sadece faiz odaklı değil, reel bir işlem olduğu için oldukça seçici davranır ve yüksek riskli projeler yerine daha düşük riskli ve sağlam projelere yönelerek düzenli kazancı hedefler.
Katılım bankaları “kâr-zarar” esasına göre faaliyet göstermesine rağmen genellikle kâr açıklayıp, kâr payı dağıtmaktadır. Bu durum “Madem faizsiz bankacılık yapıyorlar, neden hiç zarar açıklamıyorlar?” sorusunu da yaygın olarak gündeme getirmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, teorik olarak katılım bankaları zarar açıklayabilir. Ve bu zarar kadar fon sahipleri de kayıp yaşayabilir.
Ancak uygulamada “çok sıkı ve disiplinli araştırma, fonların zarar etmeyecek, düşük riskli yatırımlara yönlendirilmesi, yatırımların reel karşılığının teminat olarak alınması ve havuzda çok farklı yatırımlara yer vererek çeşitlendirme yapılması”, katılım bankalarının zarar açıklama riskini de oldukça minimize etmektedir.
Katılım hesabında kar payı nasıl hesaplanır? Katılım Bankası kar payı hesaplama robotu
Bu yapıyı destekleyen 4 ana faktörü şöyle sıralayabiliriz:
1-REEL KARŞILIK
Katılım bankaları fon kullandırırken; örneğin karşılığında bir konut, otomobil, iş makinesi ya da fabrika binası gibi reel bir karşılık vardır. Bu fonları kullanan müşteriler herhangi bir sebeple temerrüde düşerse, teminat olarak alınan reel karşılıklar nakde çevrilir ve katılım havuzunun zarar elde etmesi önlenir.
2-PORTFÖY ÇEŞİTLİLİĞİ
Katılım bankaları, fonlarını tek bir sektöre ya da projeye yatırmazlar. Bireysel tüketicilerin talep ettiği konut, araba gibi ihtiyaçların yanı sıra kurumsal yatırımcıların çok farklı sektörlerdeki projelerine de finansman sağlarlar. Binlerce sayıdaki farklı işlemlerle birlikte havuzdaki portföy de çeşitlenir. Böylece borçlulardan bazıları temerrüde düşse bile diğer ödemeler, havuzdaki kârlılığı sürdürebilir zeminde tutabilmektedir.
Katılma hesabı hangi bankalardan açılır? Katılma hesabı açmak için gerekli belgeler
3-DENETİM VE KARŞILIKLAR
Türkiye’de bankacılık mevzuatı gereğince katılım bankaları da Merkez Bankası nezdinde belirli oranlarda zorunlu karşılık bulundururlar. Ve BDDK tarafından düzenli olarak denetlenirler. Ayrıca muhtemel zararlara karşılık olarak kendi bünyelerinde de yedek akçe ayırırlar. Bunlar, katılım bankaları için güvence oluşturur.
4-PROJELERDE SEÇİCİLİK
Konvansiyonel bankalar özellikle ihtiyaç kredilerini sadece faiz karşılığında kullandırırken, paranın nereye gideceği ile çok ilgilenmezler.
Ancak “faizsiz finansta” devrede reel bir işlem olduğu gibi, katılım bankaları bu fonu kullandırırken oldukça seçici davranırlar. Kâr marjı çok fazla ancak riski yüksek projeler yerine, daha düşük riskli ve sağlam projelere yönelirler. “Yüksek geri ödeme” potansiyeline odaklanan katılım bankaları, böylece “düzenli kazancı" hedeflerler.
