Temmuzda asgari ücrete ara zam var mı? İsa Karakaş'tan "Rahat nefes alması şart" değerlendirmesi
ABD-İran hattında yaşanan savaşın doğurduğu küresel gerilim enerji fiyatları başta olmak üzere, gıda, ulaşım ve diğer kalemleri olumsuz etkiledi. Fiyatlarda yaşanan yükselişler sonrası gözler asgari ücrette ara zam olacak mı sorusunun cevabına çevrildi. Türkiye Gazetesi Yazarı İsa Karakaş, temmuz ayında asgari ücret güncellemesinin işçinin ihtiyaçlarını giderecek sevide olmasını gerektiğini vurguladı. Karakaş, asgari ücrete zammın yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı karşında işçinin rahat nefes alması ile ilgili olduğunu belirterek, zammın önünde herhangi bir hukuki engelin olmadığını ifade etti.
Asgari ücrette temmuz ayına yönelik ara zam beklentisi, çalışanların gündemindeki yerini koruyor. Ocak ayında net 28 bin 75 TL olarak belirlenen ücretin ardından, artan enflasyon ve yaşam maliyetleri nedeniyle "ara zam yapılacak mı?" sorusu yeniden gündeme geldi.
Türkiye Gazetesi Yazarı İsa Karakaş, temmuza ayında asgari ücrete zam yapılmasının önünde herhangi bir hukuki engelin olmadığını ifade ederek, bunun işçinin ihtiyaçları ve hayat pahalılığı ile ilgili olduğunu söyledi.
İsa Karakaş, "Temmuzda asgari ücret maratonu başlar mı?" başlıklı yazısında şu ifadelere yer verdi:
Değerli okurlar;
Siyonist Terör Örgütünün durmadan dünyayı ateşe vermesiyle birlikte enerji fiyatlarına %25’lik zam ve gittikçe artan gıda, ulaşım ve diğer kalemlerdeki maliyet artışlarına binaen son günlerde gazetemiz ve sosyal medya hesaplarımız mesaj yağmuruna tutuluyor.
Herkesin dilinde tek bir soru: "Temmuzda asgari ücrete ara zam var mı?" Milyonlarca emekçinin kulağı Ankara’da, gözü ise cebindeki yangında.
Gelin, bu meseleyi köklü geçmişinden bugünkü mutfak masasına kadar, “Sosyal Güvenliğin Filozofu” tadında, herkesin anlayacağı bir dille masaya yatıralım.
90 YILLIK BİR MAZİ: NEREDEN NEREYE?
Asgari ücret bize yabancı değil; tam 90 yıllık bir gelenek. İlk kez 1936’da kâğıda döküldü, 1950’lerde mahallî komisyonlarla filizlendi.
Eskiden "şehirli-köylü", "tarım-sanayi” genç-yaşlı" diye ayrılırdı; 2014’ten beri bu ayrımlar kalktı, herkes için tek bir terazi kuruldu. Ama asıl mesele, terazinin kefelerinin bir türlü dengelenmemesi.
18 yaşında bekâr bir işçi ile evli ve çocuklu işçiye de aynı asgari ücret ödenmesi ise başka bir sorun teşkil etmektedir.
KANUN NE DER, HAYAT NE SÖYLER?
Bazıları diyor ki: "Yılda bir kez zam yapılır, uygulama böyle kanun böyle." Durun orada! Tarih bize başka bir hikâye anlatıyor.
Enflasyon canavarı ne zaman kapıyı çalsa, geçmişte asgari ücret yılda 2, 3, hatta 4 kez güncellenmiş.
2000-2002 arası "her mevsime bir zam" düşerken, enflasyonun dizginlendiği yıllarda yılda bir kez yapılmış.
Demek ki asgari ücret "taş üstüne kazınmış bir yazı" değil, hayat pahalılığına karşı bir "yaşam destek ünitesidir."
Atasözümüz boşuna dememiş: "Can boğazdan gelir." Eğer o boğazdan geçen lokma her geçen gün küçülüyorsa, güncelleme lüks değil, mecburiyettir.
TEMMUZDA GÜNCELLEME: İHTİYAÇ MI, İMKÂNSIZ MI?
Bugün geldiğimiz noktada asgari ücret artık "başlangıç ücreti" olmaktan çıktı, âdeta "ortalama ücret" hâline geldi.
Açlık sınırı rakamın ensesinde boza pişiriyor.
Gelir dağılımı derseniz, zenginle fakir arasındaki uçurum derinleşiyor.
Mutfaktaki yangın söndürülmezse, yılın geri kalan 8 ayı nasıl geçer?
Yasaya göre bu ücret; gıda, konut, sağlık ve ulaşımı "günün fiyatları" üzerinden karşılamalı.
Bugünkü fiyatlarla mevcut ücretin kolu kanadı kırılmış durumda. Halk diliyle söylersek: "Ekmek aslanın ağzında değil, artık midesinde!"
Keza sadece mutfak masraflarından oluşan Türk-İş’in mart ayı için açıkladığı açlık sınırı 32.793 TL. Birkaç gün sonra açıklanacak nisan açlık sınırı 34 bin TL’yi aşacak…
Yani yılın ilk 4 ayında bile 6 bin TL civarı fark. 2027 Şubat ayına kadar asgari ücretli 28 bin 75 TL ile nasıl geçinecek demiyorum. Geçinmesi zaten mümkün değil. Nasıl karnını doyuracak?
TARTIŞMALI KOMİSYON
Temmuzda asgari ücrete ara zam yapılması için hiçbir yasal engel yok. Komisyon, Bakanlık ne zaman isterse hemen toplanabilir.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı ise hâlâ tartışmalı. Zira komisyonda asgari ücretliyi temsil eden bir taraf yok.
Keza komisyon üyesi olan Devlet, İşçi ve İşverenlerin hiçbiri asgari ücretli istihdam etmiyor.
Asgari ücretliyi temsil etme görevini üstlenmiş olan işçi konfederasyonunun da komisyona etkisi sıfır. Zira oy çokluğuyla karar alınmaktadır.
Dolayısıyla Hükûmet ve işveren "el ele" verince, işçinin 5 oyu havada kalıyor.
Netice itibarıyla "Tek kanatla kuş uçmuyor." Komisyon ha var, ha yok!.. Hiçbir anlam ifade etmiyor. Hükûmet ne derse o rakam çıkıyor.
Hasılıkelam: Anayasa’ya ve yasalara göre asgari ücretin işçinin iaşe (hayati ihtiyaçları) ve ibate (barınma, konaklama…) dahil insanca yaşatacak seviyede olması bir lütuf değil, devletin ödevidir.
Geçmişte olduğu gibi bu yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında asgari ücretlinin rahat nefes alması şart.
Bu muvacehede temmuz ayı sadece takvimde bir yaprak değil, milyonlarca evde "tencerenin kaynayıp kaynamayacağının" imtihanı olacaktır.
Gözümüz Ankara’da, gönlümüz emekçiden yana...
***
"İşçiye ücretini, teri kurumadan önce veriniz." Hazreti Muhammed
