İsviçre'de mahsur kalan 6 ton altının hikayesi! İş adamı Sait Ali Bayrak anlattı
Milyarlarca dolarlık servet, gizemli ölümler ve tutulmayan sözler... Türkiye Gazetesi’nin geçen hafta yeniden kamuoyunun gündemine taşıdığı '6 ton altın' bilmecesinin kahramanı Elazığlı iş adamı Sait Ali Bayrak, sessizliğini bozarak tüm Türkiye’yi sarsacak detayları paylaştı.
- Sait Ali Bayrak, 2005 yılında İsviçre'deki bir bankaya giderek babasından miras kalan altınlarını Türkiye'ye götürmek istediğini ancak banka politikaları nedeniyle talebinin reddedildiğini belirtti.
- Olayın uluslararası basına yansıması üzerine İsviçre'nin Ankara Büyükelçisi'nin Elazığ'daki evine gelerek 'devlet sözü' verdiğini ve kendisinden konuyu basına taşımamasını istediğini söyledi.
- Bayrak, bu süreçte destek olan isimlerin şüpheli ölümler yaşadığını, Vatikan'ın eski Türkiye temsilcisi Monsenyor George Marovitch'in tren altına itildiğini ve Almanca çevirilerini yapan dostu Tilman Geske'nin Zirve Yayınevi katliamında hayatını kaybettiğini iddia etti.
- Credit Suisse bankasının iflas ederek UBS ile birleşmesi sürecine değinen Bayrak, bankanın iflas nedenlerinden birinin bu tür sorunlu hesapları temizleyememeleri olduğunu öne sürdü.
- Verilen sözlerin tutulmaması ve gizlilik akdinin karşı tarafça bozulması nedeniyle konuşma kararı aldığını belirten Bayrak, uluslararası bir kamuoyu oluşturacağını ve süreci kitap haline getirmeyi planladığını duyurdu.
Türkiye Gazetesi'nin geçtiğimiz hafta yeniden kamuoyunun gündemine taşıdığı olayda, babasından miras ve İsviçre bankalarında mahsur kalan 6 ton altınını geri alabilmek için 2005 yılından bu yana amansız bir hukuk mücadelesi veren Elazığlı iş adamı Sait Ali Bayrak, İçerik Editörü Oğuzhan Yalçın’ın sorularını cevapladı.
Bayrak, banka yetkililerinin varlıkların ülke dışına çıkarılmasına izin vermemesiyle başlayan, İsviçre Büyükelçisi'nin Elazığ'daki evinde verdiği ve bugüne kadar tutulmayan "devlet sözüne" kadar uzanan çarpıcı süreci tüm detaylarıyla anlattı. Uzun süredir sessizliğini koruyan Bayrak, davanın gölgesinde yaşanan şüpheli ölümler ve bankanın iflas süreci gibi sarsıcı iddiaları da ilk kez bu kadar net bir şekilde dile getirdi.
MİRASIN ORTAYA ÇIKIŞI VE İSVİÇRE’DEKİ İLK ENGEL
Bayrak, altınların varlığını annesinden öğrendikten sonra 12 Ağustos 2005’te Zürih’teki bankaya gittiğini belirtti. Banka görevlilerinin babasına ait, içinde fotoğrafının da bulunduğu bir dosya çıkardığını ancak varlıkları Türkiye’ye götürmek istediğinde "banka politikalarının bu varlıkların ülke dışına çıkmasına karşı olduğu" gerekçesiyle talebinin reddedildiğini ifade etti.
İSVİÇRE'DEN "DEVLET SÖZÜ" VERİLMİŞ
Olayın uluslararası basına yansıması üzerine İsviçre’nin Ankara Büyükelçiliği'nin devreye girdiğini söyleyen Bayrak, büyükelçinin bizzat Elazığ’daki evine gelerek bir gece misafir olduğunu açıkladı. Görüşmede büyükelçinin, İsviçre Konfederasyon Başkanı ve hükümetini temsilen orada bulunduğunu belirterek kendisine "devlet sözü" verdiğini, karşılığında ise konunun basına yansımaması için kendisinden "aile sözü" olarak olayı basına taşımamasının istediğini dile getirdi.
ŞÜPHELİ ÖLÜMLER VE TEHDİTLER
Sait Ali Bayrak, bu süreçte kendisine destek olan isimlerin başına gelen şüpheli olaylara dikkat çekti. Vatikan’ın eski Türkiye temsilcisi Monsenyor George Marovitch’in Roma’da bir trenin altına itildiğini, Almanca çevirilerini yapan dostu Tilman Geske’nin Malatya’daki Zirve Yayınevi katliamında hayatını kaybettiğini belirtti. Ayrıca, bankadaki hesaplarla ilgili bir CD’yi Alman hükümetine sızdıran bir departman yetkilisinin de kısa süre sonra bir otel odasında ölü bulunduğunu iddia etti.
CREDİT SUİSSE’İN İFLASI VE UBS’İN TUTUMU
Credit Suisse bankasının iflas ederek UBS ile birleşmesi sürecine de değinen Bayrak, bankanın iflas nedenlerinden birinin bu tür sorunlu hesapları temizleyememeleri olduğunu öne sürdü. Birleşme sonrası UBS yetkililerinin başlangıçta uzlaşma teklif ettiğini ancak daha sonra bu konuda geri adım atarak zaman kazanma taktiği uyguladıklarını ifade etti.
"SÖZLER TUTULMADI, BEKLEMENİNİN ANLAMI YOK"
Verilen sözlerin tutulmaması ve gizlilik akdinin karşı tarafça bozulması nedeniyle konuşma kararı aldığını belirten Bayrak, "100 yıl da geçse bu varlığımızdan vazgeçmeyiz" dedi. Haklarını aramak için uluslararası bir kamuoyu oluşturacağını vurgulayan Bayrak, Amerika’da 10 milyondan fazla takipçisi olan bir YouTuber ile program yapmayı ve tüm süreci bir kitap haline getirmeyi planladığını duyurdu.
