Ne poğaça ne de açma! Bu lezzeti tadan vazgeçemiyor! Üstelik Osmanlı'ya dayanan bir tarihi var: Duyan şaşıp kalıyor
Bir lezzet var ki yiyen vazgeçemediği gibi müptelası oluyor. Yapılışı zorlu bir yolculuktan geçen bu lezzet çok uzun yıllardır vatandaşlar tarafından sık sık tüketildiği gibi her zaman bir numaralı tercih oluyor. Üstelik çok köklü bir tarihi var. Kökü te Osmanlı'ya dayanan lezzetin tarihini duyanlar oldukça şaşırıyor. Poğaça ve açma gibi birçok hamur işinde kullanılan katkı maddelerinin kullanılmadığı lezzet yalnızca doğal ürünlerden yapılıyor. Onu özel kılan nokta ise hem tarihi hem de doğal lezzeti. Bir de ateşle buluşması var ki kokusu bile insanı kendinden alıyor. İşte okurken bile ağzınızın sulanacağı, Osmanlı'daki yerini duyunca şaşıracağınız o lezzet ve detayları...
Sabahları genellikle yediğimiz hamur işlerini bir kenara bırakın ve bu lezzete odaklanın. Yiyenlerin damağını çatlatan bu lezzet aslında çok köklü bir geçmişe sahip. Sabahın çok erken saatlerinde başlayan bu zorlu yolculuk ustaların ve doğal ürünlerin bir araya gelmesiyle devam ediyor ardından ise vatandaşların alması için tezgahlara seriliyor.
Kara fırında pişen lezzet kokusunu alanların başını döndürdüğü gibi yiyen de bir daha vazgeçemiyor. Üstelik Osmanlı'ya dayanan tarihine ilişkin çok öenmli bir ayrıntısı var. Bu ayrıntıyı duyan çok şaşırıyor.
ÖZEL LEZZETE ZORLU YOLCULUK
Halk arasında kara fırın simidi olarak bilinen vazgeçilemeyen lezzet, sabahın erken saatlerinde hazırlanmaya başlıyor. Günün ilk ışıklarıyla birlikte hazırlanan hamurlar ustalar tarafından halka haline getirilip pekmezli sıcak suya atılıyor. Bu işlemle birlikte hamurun kızarması ve susamın daha içli olması sağlanıyor. Susamlanan simit halkaları daha sonra pişmesi için tek tek odun ateşindeki fırına sürülüyor.
Sabah erken saatlerde fırına gelerek hamuru hazırlayan ve günde yaklaşık 2 bin adet kara simit üretimi yapan 22 yaşındaki simit ustası Salih Narin, bu özel lezzete ilişkin şöyle konuştu:
-Bizim bu iş dededen gelen bir meslek. Dedemden, babama oradan da bana geçti. Ortaokul zamanlarında okuldan çıktıktan sonra babamın yanına gelirdim. Mesleği sevmeye başladım. Okulu kendi isteğimle bıraktım bu işe yöneldim. Şuan 22 yaşındayım bu işte halen devam ediyorum ve devam edeceğim.
OSMANLI'DA KULLANILMA AMACINI DUYAN ŞAŞIP KALIYOR
Tarihi Osmanlı dönemine uzanan ve Osmanlı padişahlarının ramazan döneminde iftar yemeğinden sonra yolda saf tutan askerlere hediye ettikleri kara fırın simidi, günümüzde de vazgeçilmez lezzetlerden birisi olarak tercih ediliyor.
KATKI MADDESİ YOK
Kara simidin hazırlanışı için gece saatlerinde mesai yaptıklarını dile getiren simit ustası Narin, “Gece mesleği olunca biraz zor oluyor ama tabi sonradan buna da alışıyorsun işini severek yapınca, daha sonra ise çok güzel gitmeye başlıyor. Gece iş yerimize 1 gibi geliyoruz. Simit hamurunu hazırlamak için. Hamuru yoğuruyoruz ilk başta, daha sonra başlıyoruz ve öğle saatlerine kadar sürüyor simit hazırlama ve pişirmemiz. Bu kara fırın simidinin içerisinde un, tuz, su ve maya olduğu gibi diğer poğaçalar gibi fazla katkı maddesi olmadığı için vatandaşlarımız tarafından tercih ediliyor.
Hazırlanışı ise hamurun içerisinde un, tuz, su ve maya var sadece. Bu malzemeleri makine yardımıyla güzelce karıştırıyoruz. Havanın durumuna göre dinlenme aşamasından sonra sıcak su ile ılıtıyoruz. Daha sonra hamuru tezgaha çıkartıyoruz. Şeker pekmezi ile ona atıyoruz, ondan sonra da susamlama aşamasından geçirdikten sonra simitleri odun ateşindeki fırında pişirmeye bırakıyoruz” ifadelerini kullandı.
ALIŞKANLIK YAPTI, VAZGEÇEMİYORLAR
Her gün kara fırın simidi tüketen Mehmet Urgancı, “Sürekli her gün neredeyse iş yerimizi açtıktan sonra esnaf arkadaşlarla toplanarak çocukluğumuzda sürekli tükettiğimiz lezzet olan kara fırın simidini alıyoruz. Bu lezzeti bize çocukluğumdan beri yaşattılar. O damak tadı halen devam ediyor alışkanlık yaptı ve sürekli tüketiyoruz” diye konuştu.
