Önce videosu ortaya çıktı şimdi ifadesi: Gülistan Doku davasında firari Umut Altaş'ın ağabeyi her şeyi tek tek anlattı!
Gülistan Doku davasının seyrini değiştiren videoyla gündem olan firari Umut Altaş'ın ağabeyi Silar Altaş'ın ifadesi ortaya çıktı. Altaş, eski valinin oğlunu işaret etti, "Türkay kızı hamile kaldığı için vurduğunu söyledi" dedi ve kardeşiyle arasında geçenleri anlattı.
- Silar Altaş, kardeşi Umut'un Mustafa Türkay'ın kendisine, "Kız hamile kaldı, ben de kafasına sıktım" dediğini belirtti.
- Bu olayın yaklaşık 5-6 yıl önce, Umut 18 yaşındayken gerçekleşmiş olabileceği ifade edildi.
- Altaş, Mustafa Türkay'ın silahını arabasında gördüğünü ve bu silahla birini öldürmüş olabileceğinden korktuğunu söyledi.
- Mustafa Türkay'ın Gülistan Doku'yu öldürdüğüne dair yüzde yüz emin olduğunu belirten Altaş, Umut'un olayı korktuğu için sakladığını iddia etti.
- Konuşmalarda, olayın Zeynal'ın üzerine yıkılmaya çalışıldığı ancak daha sonra yönün başka birine çevrildiği ima edildi.
- Altaş, olayın örtbas edilmeye çalışıldığına ve buna birçok kişinin dahil edildiğine inanıyor.
Eski valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel'in yakın arkadaşı Umut Altaş'ın ağabeyinin, Doku ailesinin avukatıyla yaptığı konuşmanın görüntüleri bugün ülke gündemine bomba gibi düştü.
Videoda ağabey Altaş, "Türkay demiş ki kız hamile kaldı ben de kafasına sıktım. Bu kafasına sıktım lafı birkaç defa geçti" ifadelerini kullanmıştı.
Silar Altaş savcılık ifadesinde de sık sık bu kelimeleri kullandı.
"SADECE EVET-HAYIR ŞEKLİNDE CEVAP VERDİ"
Altaş ifadesinde, "Umut Tunceli'deyse, bu olay büyük ihtimalle onun 18 yaşına girdiği zamanlara denk geliyor. Şu an 24 yaşında, yani yaklaşık 5-6 yıl öncesinden bahsediyoruz. İlkay, ‘Ben bir kızla birlikte oldum, hamile kaldı' demiş. Ben de Umut'un çok üstüne gittim, sürekli sorguladım. En sonunda ‘Umut, nedir bu mevzu?' diye sordum. Bana sadece evet-hayır şeklinde cevaplar verdi. ‘Kız hamile mi kalmış?' dedim, ‘Evet' dedi. ‘Aldırmak istememiş mi?' dedim, ‘Evet' dedi. Hep kaçamak cevaplar veriyordu.
Anlattığına göre Türkay, ‘Kız hamile kaldı, ben de kafasına sıktım' demiş. Bu ‘kafasına sıktım' ifadesini birkaç kez tekrar etti. Büyük ihtimalle tek bir mermi sıkmış.
"EN UFAK YALANIM YOK"
Türkay, olayı kısaca şöyle anlatıyormuş: ‘Birinin kafasına sıktım.' Hatta silahı önceden başkalarına da gösterdiği söyleniyor. Türkay'ın silahı tabancaydı. Ben de o silahı gördüm sanırım. Onu bana arabada göstermişti. Arabası BMW 420'ydi, koyu mavi-siyah arası bir renkti. Silahı torpidoya koyuyordu. Arabayı Umut'a da veriyordu. Sürekli araçlarla geziyorlardı. Hatta çoğu zaman arabaları çalıp getiriyorlardı; yaptıkları şey genelde buydu. En ufak bir yalanım varsa Allah belamı versin" dedi.
"BİRİNİ ÖLDÜRMÜŞ ADAMDAN KORKTUM"
Mustafa Türkay Sonel'in "Birinin kafasına sıktım" dediği kişinin yüzde yüz Gülistan Doku olduğuna emin olduğunu ifade eden Altaş, "Bu kızın Gülistan olma ihtimali nedir diye sorarsanız, bence yüzde yüz. Ben de istiyorum ki, eğer kardeşimin bu işte en ufak bir dahli varsa, o da ortaya çıksın. Ona çok kızdım. ‘Sen ne yaptın Umut, öldürdün mü?' dedim. O da bana şöyle dedi: ‘Abi, bana bunu anlattı. Ben korktum. Birini öldürmüş bir adamdan korktum. O yüzden sesimi çıkaramadım.' Valinin kötü biri olduğunu düşündüğü için de korkmuş olabilir" diye konuştu.
"BABASI DURDUK YERE BENİ ÖPTÜ"
Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ile kardeşi Umut Altaş arasında geçen konuşmalardan bahseden Silar Altaş, şunları kaydetti:
"Umut'a dedim ki: ‘Bak, bu kadar şey olmuş, ortada bu kadar ciddi iddia var. Bu adam bu işin içindedir.' Çünkü bazı şeylerin silindiğini, ortadan kaldırıldığını söylüyordu.
Bir keresinde bana şunu anlattı: ‘İstanbul'daki evine gittim' dedi. ‘Bir gün babası durduk yere geldi, beni alnımdan öptü. Halbuki normalde yüzüme bile bakmayan bir insan, gelip böyle davranınca dikkatimi çekti' dedi. Babası vali. Umut'un, Türkay'ın İstanbul'daki evine gittiği bir zamanda bu olayın yaşandığını söyledi. Ya İstanbul'da ya da Tunceli'de karşılaşmışlar.
Ben de Umut'un üzerine gittim. ‘Ne olduysa açık açık anlat. Babasıyla ilgili farklı bir durum var mı? Onun bir şeylerden haberi var mı?' diye sürekli sordum.
"ZEYNAL'IN ÜZERİNE KURACAKLARDI"
Aslında olayın Zeynal'ın üzerine kalacağı konuşuluyordu. Ama Zeynal geri dönünce, sanki yön başka birine çevrildi. Bize göre bunu yapabilecek, bu kadar şeyi saklayabilecek kişi belliydi."
Altaş, "Umut'un bana anlattığına göre; Türkay, kız hamile kaldığı için kürtaj yaptırmak istemiş. Kız kabul etmeyince aralarında sorun çıkmış. Türkay da, bağlantılarından dolayı korktuğu için kızı vurmuş olabilir. Babasının vali olması da bu korkuyu artırmış olabilir.
Çünkü Umut'un anlattığına göre Türkay her şeyden çekinen biriydi. Umut'a, ‘Bunu hiç sorgulamadın mı? Bu işin aslı nedir diye hiç üzerine gitmedin mi?' diye sordum. ‘Abi, o sırada çok korktum' dedi.
Umut'un anlattığına göre Türkay, ‘Ben bir kızı vurdum. Hamile kaldı, aldırmak istemedi. Tartıştık' demiş. Özellikle ‘kafasına sıktım' ifadesini kullanmış. Umut da buna tepki göstermiş, aralarında kısa bir tartışma yaşanmış ama sonra konuyu kapatmışlar.
"KORKU AŞAMASINI GEÇTİK"
Çünkü ‘Birini öldüren biri bana da zarar verebilir' diye korkmuş. Umut'un konuşması gerektiğinin farkındayım. Daha sonra dayım geldi. ‘Savcılık ve Adalet Bakanlığı devrede, artık kimse bir şeyden korkmasın, ne biliyorsanız anlatın' dedi. O noktadan sonra biz aile olarak korkmayı bıraktık" şeklinde konuştu.
Vali Sonel'in korumaları hakkında bildiklerini aktaran Altaş, "Bu olaya birçok kişi dahil edilmiş. Olay büyük; öyle kolayca üstü örtülecek bir şey değil. Bunun farkındayız. Artık gerçekten korkmuyoruz, korku aşamasını geçtik. Çünkü mesele bizi de aşmış durumda. Bundan sonra bize ne olacaksa olsun. Sonuçta kızın ailesi aylardır, yıllardır büyük acı çekiyor. Olay artık sadece onların değil, çok daha büyük bir hale geldi. Benim şu an aklıma gelen tek isim ‘Sütlü Bey'. Onu da sadece vali koruması olduğu için biliyorum.
"GÜLİSTAN'I KİM GÖMDÜ?"
Umut'la konuştuğumda ona şunu sordum: ‘Bu işe kimler karışmış olabilir, nasıl olmuş olabilir?' Koruması var mı? Vardır, olabilir. Ama kimdir, nedir, bilmiyoruz. ‘Bu kızı kim götürdü, kim gömdü, kim sakladı? Nasıl oldu da bu kız aylardır kayıp?' diye sordum. Umut da ‘Bilmiyorum abi' dedi. ‘Koruma olabilir mi?' dedim, ‘Olabilir' dedi. Koruma olarak Şükrü ismini duydum. Erdoğan ismini de duydum. Bu kişiler; Umut, Türkay ve koruma, sürekli birlikte takılıyorlarmış. Hatta bir evleri olduğunu da duydum ama nerede olduğunu bilmiyorum. Sadece bir ev olduğundan bahsedildi" sözlerini söyledi.
Umut'un telefonu ile görüşen kişinin Türkay Sonel olduğunu anlatan Altaş, "Ev kimin adına diye sorulduğunda; İlker, Uğurcan ve Ercan Ç. isimlerini duydum. Bunlar aynı arkadaş grubundaydı, birlikte vakit geçiriyorlardı. Daha sonra bir süre sonra yolları ayrılmış. Umut 19 yaşına geldiğinde, yani olaydan yaklaşık 1-2 yıl sonra araları açılmış.
Gülistan Doku davasında seyri değiştirecek itiraf videosu: Hamile kaldı, kafasına sıktım
Mektup meselesini de şöyle anlattı: Mektubu Türkay götürüp bırakmış. Vali'nin oğlu olan Türkay'ın bunu yaptığı söyleniyor. Nereye bıraktığını tam bilmiyorum. Anladığım kadarıyla kızın ablasına bırakıldığı söyleniyor, en azından haberlerde bu şekilde geçiyor. Bu konuyu duyduğumda Umut'a çok sert tepki gösterdim. ‘Nasıl olur da telefonunu verirsin?' dedim. O da ‘Ben değilim' dedi. ‘Türkay konuşmuştur' diye cevap verdi. ‘Neden telefonunu veriyorsun, ne konuşuldu bilmiyor musun?' diye sordum. Zaten ne konuşulduğunu bilse ve anlatsa doğrudan hapse girecek bir durum olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.
Mustafa Türkay Sonel kasten öldürmeden tutuklandı! Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme
Aile olarak Umut'a bu olayları sorduklarını vurgulayan Altaş, "Umut, olayın detaylarını tam bilmediğini söylüyor. Sadece Türkay'ın arabada kendisine ‘Birini vurdum' dediğini aktarıyor. ‘Bir kız hamile kaldı, aldırmak istemedi, ben de vurdum' şeklinde konuştuğunu söylüyor. Silahı getirip getirmediğini ya da gösterip göstermediğini ise net bilmiyor. Biz aile olarak Umut'u sorguladık.
‘Bu adamın kimlerle takıldığını bilmiyor musun? Bu kız ne zamandır kayıp, bunları hiç mi düşünmedin? Telefonunu vermişsin, bir yere gitmişsin, bırakmışsın' diye üzerine gittik. Mektup konusunda da şunu anlattı: Türkay, Umut'u bir yere bırakmış ve ‘Git, bunu bırak' demiş. Umut mektubu bırakıp geri dönmüş. Daha sonra Türkay gelip onu tekrar almış. Bu durumun Umut'un üzerine suç atmak için mi yapıldığı, yoksa neden böyle bir yol izlendiği net değil. Umut da aynı şeyi söyledi; mektupta da benzer şekilde yazdığını ifade etti" dedi.
