Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu ile bayram sohbeti: Babamın mirasını sürdürüyorum
“Seçilme kaygım yok, derdim hayır duası alabilmek” diyen efsane Vali Recep Yazıcıoğlu’nun oğlu Kemal Yazıcıoğlu, babasının izinden giden yöneticilik anlayışını, samimiyetin önemini ve vatandaşla kurduğu doğal bağı paylaştı.
- Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, babası Recep Yazıcıoğlu ile bayramlarda köyleri ziyaret ettiklerini ve halkla iç içe olduklarını anlatmıştır.
- Rahmetli babasının cesaretine ve halkla kurduğu sıcak bağa hayran olduğunu, bu durumun yöneticilik anlayışı için önemli bir rol model olduğunu ifade etmiştir.
- Yazıcıoğlu, seçilme kaygısı olmadan görev süresi içinde vatandaşa hizmet etmeyi ve onların hayır duasını almayı hedeflediğini söylemiştir.
- Çocukken siyaset düşünmediğini ancak babası gibi bir yönetici olma hayali olduğunu belirtmiştir.
- Yoğun çalışma temposu nedeniyle ailesine yeterince vakit ayıramadığını ancak fırsat buldukça oğlu Recep Yankı ile vakit geçirmeye çalıştığını dile getirmiştir.
- Gençlere Marcus Aurelius'un 'Kendime Düşünceler' adlı kitabını liderlik ve yöneticilik açısından tavsiye etmiştir.
Gamze Erdoğan - Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu ile bayramda bir araya geldik. Yazıcıoğlu, Türkiye’de valilik imajını değiştiren, vatandaşla kurduğu sıcaklık ve kendine has görev anlayışı ile adından söz ettiren rahmetli Recep Yazıcıoğlu’nun oğlu olarak babasından gördüğü yöneticilik düsturunu sürdürdüğünü ifade etti. Vatandaşların nice bayramlara sağlıkla, huzurla ve bir arada girmelerini dileyen Yazıcıoğlu sorularımıza cevap verdi.
BABAMLA KÖY KÖY GEZERDİK
Eski bayramları da düşünerek babanızla unutamadığınız bir hatıranız var mı?
Rahmetliyle geçirdiğimiz bayram programları oldukça aktif olurdu. Çok fazla program olurdu ve beni muhakkak yanına alırdı. Bütün programlara iştirak etmeye çalışırdık. Rahmetli, kimsenin çok fazla uğramadığı köyleri ziyaret ederdi. Hem oradakilerle hasbihâl etmek hem de onların bayramını tebrik etmek için hanelerine giderdi. Ben de ona eşlik etmeyi çok severdim. O zamanlar terör oldukça yoğundu, özellikle Erzincan’da. Ama hiç korkmadan, yanına hiçbir polis koruması almadan annemi de alır, üçümüz köy köy dolaşırdık. Muhtarlarla oturur, köy evlerinde insanları ziyaret eder, onlarla birlikte yemek yerdik. Onun cesaretine hep hayran kalmışımdır. Sivil vatandaşın bile gitmeye çekindiği yerlere, valilik sıfatıyla ailesini de alıp gitmesi çok anlamlıydı. Bu durum, vatandaşla ne kadar sıcak bir bağ kurduğunu gösteriyordu. Aynı zamanda benim yöneticilik anlayışım için de önemli bir rol model oldu. İnsanları küçümsemeden onlara hizmet eden bir yönetim anlayışıydı. Ben de bu konuda onu hep örnek aldım. Kimsenin gitmediği yerlere gidip insanların bayramını tebrik etmek hem onları şaşırtıyor hem de çok mutlu ediyordu. ‘Keşke önceden söyleseydiniz Sayın Vali’m, sizi davulla zurnayla karşılardık’ diyenler olurdu. Rahmetli ise, ‘Bizi davulla zurnayla karşılamanıza gerek yok. Biz her zaman sizin içinizdeyiz. Biz de sizin gibi sıradan insanlarız, aramızda fark yok’ derdi. Bu sözleri benim için çok anlamlıdır.
SEÇİLME KAYGIM YOK
Babamdan kalan bu mirası sürdürüyorum. Son dönemde basın ve sosyal medyada çok paylaşmadığımız ziyaretlerimiz var. Özellikle hastaneleri çok önemsiyorum. Babam da çok önem verirdi. Sadece ziyaret edilmek bile onları mutlu ediyor ve ciddi bir moral oluyor. Vatandaşın da aslında özlediği şey samimiyet ve doğallık. Ben bunu bir çıkar ilişkisi için değil, gerçekten samimi olduğum için yapıyorum. Bir daha seçilir miyim, seçilmez miyim gibi bir kaygım yok. Bizim belirli bir görev süremiz var. Bu süre içinde vatandaşa ne kadar dokunabilirsek, dertleriyle ne kadar hemhâl olabilirsek ve hayır duası alabilirsek ne mutlu bize.
ÖYLE BİR HAYALİM YOKTU
Çocukken siyasete atılmak gibi bir hayaliniz var mıydı?
Hayır, öyle bir hayalim yoktu. Ama yöneticilik hayalim vardı. Benden hep babam gibi bir yönetici olmam beklenirdi. Çünkü topluma mal olmuş insanların evlatlarından da toplum belirli bir performans bekler. Belediye başkanlığı, hayalimde olan bir şey değildi. Babam atanmış bir bürokrattı; ben de hep bir bürokratın evladı olarak büyüdüm. Siyaset ise farklı bir alan. Her ne kadar farklı olsa da ikisinin de amacı hizmet etmektir. Siyasetin kendine özgü zorlukları ve ağırlıkları var.
AİLEYE ZAMAN AYIRAMIYORUM
Bu yoğun tempoda ailenize vakit ayırabiliyor musunuz?
Açıkçası çok fazla ayıramıyorum. Babam da bize çok fazla vakit ayıramazdı. O yüzden mümkün olduğunca aileyi etkinliklere dâhil etmeye çalışırdı. Ben de benzer bir durum yaşıyorum. Çok yoğun bir tempoda çalışıyoruz. İster istemez aileye ayrılan zaman azalıyor. Ama fırsat buldukça oğlumla vakit geçirmeye çalışıyorum. Benim de bir oğlum var, adı Recep Yankı. Çocuklar çok hızlı büyüyor. Bu yüzden özellikle tatil günlerinde onunla zaman geçirmek benim için çok önemli.
GENÇLERE TAVSİYEM...
Gençlere tavsiye edeceğiniz bir kitap var mı?
Beni çok etkileyen bir kitap var: Kendime Düşünceler, yazarı da Marcus Aurelius. Roma İmparatoru’nun kendi düşüncelerini yazdığı bir eser. Liderlik ve yöneticilik açısından çok etkileyici bir kitap. Bazı düşünceleri babamın söylemleriyle de örtüşür. Bu kitabı özellikle gençlere tavsiye ederim.
