Yeter ki akan kan dursun
Bir tarafta evlatlarını, eşlerini vatan için şehit veren aileler, diğer yanda dağa çıkan çocuklarını kaybedenler. İki kesimin de dileği akan kanın bir an önce durması. Aktütün'de eşi şehit düşen Asime İldaş, "Başkasının benzer acılar çekmesini nasıl isterim?" derken; PKK'lının annesi ise, "Her türlü fedakârlığı yapmaya hazırız" ifadesini kullanıyor.
Yıllardır devam eden şiddet sebebiyle pek çok ocağa ateş düştü. Öyle ki Türkiye'de şehidi olmayan il ve ilçe yok. Bir tarafta evlatlarını vatan için şehit veren aileler, diğer yanda dağa çıkan çocuklarını kaybedenler... Yine de terör meselesinin demokratik yöntemlerle çözülmek istenmesine en büyük destek onlardan geliyor. Bir kısmı "şehit annesi", bir kısmı "barış annesi" diye adlandırılıyor. Aslında annelerin durumları büyük bir benzerlik arz ediyor. Her iki kesim de toplumun fakir katmalarından. Sanki bilinçli seçilmiş gibiler. Evleri hep kentlerin varoşlarında. Siirt, Şırnak ve Diyarbakır'ın en yoksul mahalle ve semtlerinde yaşıyorlar. Yürekleri yanan ve göz pınarları kuruyan anneler, şimdi sevinç gözyaşı dökmek istiyor. Bölgede görüştüğümüz şehit anneleri inanılmaz büyük bir merhamet örneği sergiledi. Evlatları ve eşlerini teröre kurban veren kadınlar, "Bizim yüreğimiz yandı, başkasınınki yanmasın" diyor."YA RABBİM BU SON OLSUN"
İşte o şehit annelerinden biri. Adı Vasiye Kayğaş. 65 yaşında. Terör iki evladını ondan koparmış. 1993 yılında 33 kişinin katledildiği köy baskınında Tahsin ve Ahmet isimli iki oğlunun da öldürüldüğünü anlatırken duygulanıyor şehit annesi. Hemen ardından "Göz pınarlarımız kurudu, artık yaş akmıyor" diyerek içinde bulunduğu durumu özetliyor. Köylerini terk edip Siirt'in varoşuna yerleştiklerini ve yıllarca ceviz kırarak çocuklarını büyüttüğünü söylüyor. Barış ile ilgili konuşmaya başladığında ise iki ellerini havaya açıp "Ya Rabbim, bu son olsun" diye dualar etmeye başlıyor. Annelerin artık ağlatılmaması gerektiğini hatırlatıp şunları dile getiriyor: "Hepimiz yeterince acı çektik. Artık herkesin kinini ve öfkesini terk etmesi gerekiyor. Bu ülkede hayatını kaybeden herkese rahmet dilemenin vaktidir. Madem ki herkes din kardeşidir. O zaman Müslüman insanların bacı-kardeş olmanın gereğini yapması lazımdır. Artık bu kan durmalı ve hepimiz birbirimize kardeşliğimizi göstermeliyiz. İki evladımı katledenlerin kapılarına bile cenaze gitmesini istemem. O dağdaki insanların da anne ve babası var. Artık onlar da memleketlerine gelmeli. Hükümetin ateşi söndürmek için attığı adımları destekliyorum. Bunun için 'Ya Rabbim barış isteyenlerin işlerini kolaylaştır' diye sürekli dualar ediyorum."
"GÖNLÜM RAZI DEĞİL"
Asime İlbaş, henüz genç yaşında dul kalan bir şehit eşi. Kocası Davut İlbaş, asker-öğretmen olarak Aktütün Karakolu'nda görev yaparken kurşunlara hedef oluyor. İlbaş'tan geriye üç yetim çocuk ve dul bir eş kalıyor. Asime İlbaş, hayatta kalma ve çocuklarını büyütme mücadelesiyle karşı karşıya kalıyor. Asime'nin acısı hâlâ taze ancak metanetini koruyor. Öyle ki dağdaki insanların bile ölmesine; onların yakınlarının da kendisi gibi benzer bir acı yaşamasına gönlünün razı gelmediğini belirtiyor. Asime İlbaş, çözüm sürecini desteklediğini ifade ederken şunları dile getiriyor: "Eşim üç yıl boyunca terörün hakim olduğu köylerde terörist yakınlarına sözleşmeli öğretmen olarak eğitim verdi. Sonra kadrosu geldi. Askere gitti. Ardından da şehit olduğu haberi. Ben genç yaşta dul kaldım. Üç çocuğum henüz karnımdaydı. Şimdi üçü de yetim. Acının en ağırını yaşadım. Başkasının aynı acıları yaşamasını nasıl isteyebilirim?.."
"YA İMANLARI NOKSAN..."
Şehidin annesi Duri İlbaş ise, yürek yakan ateşin artık söndürülmesi gerektiğini vurguluyor. Bölgede herkesin çok büyük acılar çektiğini söyleyen anne İlbaş, bilge gibi konuşuyor. Tek kelime Türkçe bilmeyen şehit annesi, Kürtçe dualar ediyor ve ardından ekliyor: "Barış istemeyenlerin ya imanı eksiktir ya da savaştan çıkarı vardır. Evlat acısı yaşayanlar, başkasının aynı acıyı yaşamasını istemez. Şiddetin sürmesini isteyenler hiç kaybı olmayandır. Artık bunların sözlerine kulak asmadan bu ülkeye sulh, huzur ve güvenin hakim kılınması için çaba gösterilmelidir."
|
ÇOCUKLARIM YETİM BEN DUL KALDIM
Aktütün Karakolu'nda eşi şehit olan Asime İldaş, "Çocuklarım yetim, ben dul kaldım. Başkalarının aynı acıları çekmesini nasıl isteyebilirim?" diye konuştu. 8 yaşındaki Beyza ve babası şehit düştüğünde henüz doğmamış olan 4 yaşındaki Kadri, bu fotoğrafla hasret gideriyor.
|
BACI-KARDEŞİZ, GEREĞİNİ YAPALIM
Vasiye Kayğaş, Siirt'in sembol şehit annelerinden biri. 2 oğlunu teröre kurban vermiş. Valiler, ondan "manevi anneleri olmalarını" istiyor. O acısına rağmen "Yeter artık bu ülkenin yüzde 99'u Müslüman. Barışla herkes bacı-kardeş olduğunun gereğini yapsın" dedi.
|
'YETER Kİ AKAN KAN DURSUN'
Her türlü fedakârlığa hazırız!
Ölen PKK'lıların anneleri de olup bitene isyan ediyor. Onlara göre; acılar ortak. İşte o kadınlardan biri. Adı Dılşah Özgen. 75 yaşında. Çektiği acı yüz hatlarına fazlasıyla yansımış. Kocasını ve iki çocuğunu kaybetmiş. Artık bazı şeyleri hatırlamıyor. Çantasından çıkardığı mektubu uzatıp, "Okuyun bunu neler çektiğimi ve kimleri nasıl şiddete kurban verdiğimi anlarsınız" diyor. Ardından da ekliyor: "Eşimi, iki oğlumu kaybettim. Geriye bir oğlum kaldı o da 12 sene cezaevinde yattı. 21 yıldır yapayalnızım. Derdim çok ama her şeyi unutabilirim, yeter ki bir tek cenaze daha gelmesin. Her türlü fedakârlığı yapmaya hazırız."
Nevriye Kaçan da bir oğlu ile eşini kaybetmiş. "Şehit annelerine el uzatmaya her zaman hazırız" ifadesini kullanıyor. 95 yaşındaki Sultan Aksoy ise, "Asker-polis anneleriyle birlikte çok gözyaşı döktük. Bizlerin yüreği yandı, bundan böyle kimsenin yüreği yanmasın" diyor. Ardından Dılşah Özgen grup adına şu sözleri dile getiriyor: "Acı çekenler biz anneleriz. Yüreklerimiz yandı. Her fırsatta kalbimize taş basıp barışın bu topraklara hakim olması gerektiğini haykırıyoruz. Artık kimse ölmesin. Annelerin gözyaşları dökülmesin. Acılara yenileri eklenmesin. Bu Nevruz ile birlikte umutlarımız arttı. Yaşananlar yeter de artar bile."
Bizi Takip Edin
YORUMLAR
