Üçüncü cemre ne zaman düşecekr? Baharın müjdecisi cemre suya düştü
Halk takviminde baharın habercisi olarak kabul edilen cemrelerin düşme tarihleri şubat ayının son günleriyle birlikte yeniden gündeme geldi. İlk cemrenin havaya düşmesinin ardından ikinci cemre suyla buluşurken gözler son cemrenin toprağa düşeceği tarihe çevrildi. Peki, üçüncü cemre ne zaman düşecek?
Doğadaki sıcaklık artışıyla ilişkilendirilen ve kıştan bahara geçişin sembollerinden biri olarak görülen cemre düşme süreci 2026 yılı için de yakından takip ediliyor. Geleneksel takvime göre yedişer gün arayla gerçekleştiği kabul edilen cemrelerin ardından mevsimsel değişimlerin daha belirgin hale gelmesi bekleniyor.
ÜÇÜNCÜ CEMRE NE ZAMAN DÜŞECEK?
2026 yılı cemre takvimine göre ilk cemre 19-20 Şubat tarihlerinde havaya düştü. İkinci cemrenin ise 26-27 Şubat tarihlerinde suya düşmesiyle birlikte sıra üçüncü cemreye geldi. Bu sürecin son aşaması olan üçüncü cemrenin 5-6 Mart tarihlerinde toprağa düşeceği öngörülüyor. Böylece halk inanışına göre hava, su ve toprağın sırasıyla ısınmasıyla bahar mevsiminin yaklaştığı simgeleniyor.
Bilim insanları cemrenin bilimsel bir meteorolojik olay olmadığını vurgulasa da doğadaki mevsimsel geçişlerle örtüşen gözlemler nedeniyle halk takvimindeki yerini koruduğu görülüyor.
CEMRE NEDİR?
Cemre kelimesi Arapça kökenli olup “kor” ve “ateş” anlamına geliyor. Anadolu’da yüzyıllardır kullanılan halk takvimine göre cemre, doğanın uyanışını ve sıcaklık artışını simgeleyen bir kavram olarak kabul ediliyor. Geleneksel inanışa göre önce havaya, ardından suya ve son olarak toprağa düşen cemre her aşamada doğadaki ısınmayı temsil ediyor.
Bilimsel açıdan doğrudan bir karşılığı bulunmayan cemre, kültürel ve gözlemsel bir zaman ölçme yöntemi olarak değerlendiriliyor. Özellikle hayvancılık ve tarımla uğraşan topluluklar için mevsimsel döngünün başlangıcını ifade eden bu süreç, su kaynaklarında buzların çözülmesi, bitki örtüsünün canlanması ve hava sıcaklıklarının artması gibi doğal değişimlerle ilişkilendiriliyor. Bu yönüyle cemre, doğa ile insan yaşamı arasındaki kadim bağın sembollerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.
