Şairlerin sultanı 500 yaşında! Kubbede Baki kalan hoş sada!
Osmanlının büyük şairi Baki, bu sene UNESCO kararı çerçevesinde doğumunun 500. yılı vesilesiyle çeşitli faaliyetlerle yâd edilecek. Şairi anlatan uzmanlar ise Batılı birçok yazarın Baki’ye hayran olduğunu ama Türkiye’de eserlerinin tam bilimsel yayınının bile yapılmadığını söylüyor.
- Baki'nin doğumunun 500. yılı olan 2026, UNESCO tarafından resmi anma listesine dahil edildi.
- Yıl boyunca Baki'nin hayatı ve eserleri uluslararası sempozyumlar, yeni yayınlar ve özel sergilerle ele alınacak.
- Baki, 16. yüzyıl Osmanlı şiirini zirveye taşıyan, aruz veznini Türkçeleştiren, Kanuni döneminin deha şairi ve âlimidir.
- Türkiye'de Divan edebiyatına ve Baki'ye dair yeterli bilimsel çalışma ve müfredat desteği bulunmazken, Goethe gibi uluslararası isimler ona hayranlık duymuştur.
Hazırlayan: Murat Öztekin - “Sultânu’ş-Şuarâ” (Şairler Sultanı) olarak anılan Osmanlı İmparatorluğu’nun büyük edibi Baki, doğumunun 500. senesi olan 2026’da yâd edilecek. UNESCO’nun Paris’teki 43. Genel Konferansı’nda alınan kararla Bâkî ve Şeyh Edebali resmî anma listesine dâhil edildi. Yıl boyunca yapılacak programlarda ise büyük şairin hayatı ve eserleri ele alınacak. Türkiye Yazma Eserler Kurumu “Bâkî Dîvânı”nı günümüz okuyucusuna sunacak. Ayrıca İmam-ı Kastalani tarafından yazılan “Mevâhib-i Ledünniyye” adlı siyer kitabının Bâkî tarafından yapılan tercümesi tekrar okurla buluşturulacak ve özel bir sergi hazırlanacak. İstanbul Medeniyet Üniversitesinde 14-15 Mayıs tarihlerinde “Doğumunun 500. Yıl Dönümü Münasebetiyle Şairler Sultanı Bâkî’yi Anmak ve Anlamak” konulu uluslararası sempozyum gerçekleştirilecek.
Biz de Baki’yi uzman isimlere sorduk...
ŞİİRİ ZİRVEYE TAŞIDI
Sorularımızı cevaplayan Prof. Dr. Dursun Ali Tökel, tam adı Mahmud Abdülbâkî olan şairin Türk edebiyatının en büyük şahsiyetlerinden biri olduğunu, Osmanlının altın çağını, şiirin de altın çağı hâline yükselttiğini söylüyor. Prof. Dr. Tökel “Bugün adına ‘Divan edebiyatı’ dediğimiz o muazzam edebiyatı ilmek ilmek ören şahsiyetlerden sonra bu şiiri 16. yüzyılın sonunda zirveye taşımış, daha önceleri aruz vezninde görülen birtakım kusurları gidermiş, aruzu âdeta Türkçeleştirmiştir. Onun şiirlerinde İstanbul, İstanbul hayatı ve tabiat, halk duyuş ve söyleyişi görkemli çizgilerle yer bulmuştur” diyor.
Tökel, Baki’nin azmini ise şu sözlerle anlatıyor: Fatih Camii müezzininin oğlu, sıradan bir kişi olarak doğduğu hâlde, bitmek bilmeyen öğrenme arzusu ile çok erken yaşlarda medrese eğitimini tamamlamış, kadılık, müderrislik, kazaskerlik gibi müstesna görevlerde bulunmuş, o devirde bir âlimin çıkacağı en son muallimlik olan Süleymaniye müderrisliğini deruhte etmiştir. Baki, Kanunî gibi bir cihan padişahının fevkalade övgülerine mazhar olmuş, deha derecesinde bir âlim, fevkalade bir mütercim, şöhreti çağlar boyunca hiç eksilmeden günümüze kadar gelmiş bir şair-i azam idi.
BAKİ’Yİ TANIYOR MUYUZ?
Türkiye’de “Divan edebiyat hayattan kopuktur” ve “Divan edebiyatının anlaşılmaz bir dili vardır” denilerek Baki’nin de katkı sunduğu kıymetli bir edebî birikimin silindiğini söyleyen Tökel “Hâlen bu edebiyatla bir bağ kurmak için derin çabalar sarf ediyoruz. Müfredatımız, eğitim kademelerimiz henüz bu büyük edebiyatla bihakkın barışık değil. Baki’nin çağdaşı Shakespeare üzerine yüz binlerce çalışma varken, biz daha Baki’nin eserlerinin tam bir bilimsel neşrini yapabilmiş değiliz. Bir âlim olarak, bir şair olarak, bir kadı olarak, bir mütercim olarak, bir kültür, düşünce ve sanat erbabı olarak Baki kimdi? Bunlar üzerine spesifik çalışmalarımız maalesef yok” diye konuşuyor.
GOETHE BİLE BAKİ’YE HAYRAN
Divan edebiyatına dair kitap ve konuşmalarıyla tanınan yazar Hayati İnanç ise “Baki’nin şiirdeki başarısı her türlü takdirin üstündedir. Şiirlerinin lezzeti ehlince malumdur. Bu yüzden çok taklit ve takip edilmiş bir insandır. Şahsen kendi tetkikatım ile ona hayranlığını gördüğüm üç insan özellikle dikkat çeker: İngiliz tarihçi Arnold Toynbee, Alman edebiyatçı Goethe ve Kanuni Sultan Süleyman... Toynbee, 1921’den başlayarak 1951 senesine kadar Osmanlı kütüphanelerini kurcalamış, muazzam çalışmalar yapmış bir adamdır. Bütün bu mesaisinin karşılığında şair Baki’nin havasını teneffüs etmiş olmayı yeterli görmektedir. Öte yandan Goethe, Baki merhuma hayrandır. Goethe’nin Almanlar tarafından gördüğü saygı ise bize ders mahiyetindedir. Onun bir gün kahve içtiği ev bugün müze olarak gezilmektedir. Ve onun hayran kaldığı Baki’nin kabrinin nerede olduğu sorulsa muhtemelen konuyla ilgili olanlar bile cevap veremeyecektir! Bu vesileyle altını çizeyim; kabri İstanbul Edirnekapı Mezarlığı’ndadır” diye konuşuyor.
MEVAHİB-İ LEDDÜNİYYE MİRASI
İnanç, Baki’yi iyi anlamanız gerektiğini kaydederek şu ifadeleri kullanıyor: Baki’ye UNESCO tarafından dikkat çekmiş olması vesileyle inşallah Baki’nin kelime ve mana dünyasına mütevazı bir yolculuk yaparız. Millî eğitim müfredatına Şair Baki’nin şiirlerini ve tarzını bol bol yerleştirmek, gençlerin öğrenmesini duymasını sağlamak güzel olacaktır. Osman Karabıyık’ın Baki tarafından Osmanlı Türkçesine tercüme edilen Mevahib-i Leddünniyye kitabını Latinize ettiğini biliyorum. Çok kıymetli bir eser. Kendisiyle bir temas kurulması manidar olacaktır.
