MURAT ÖZTEKİN

HALTERİN AĞIRLIĞI NE Kİ!
İlkini 15 yaşında olmak üzere sekiz defa dünya şampiyonu oldu, 46 dünya rekoru kırdı, ağırlığının üç katını kaldırdı, otoriterce halter tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı ismi kabul edildi... Bulgaristan Türkü Naim Süleymanoğlu, bütün bu başarılarıyla ülkesinde baskı gören soydaşlarına da ses oldu. Ancak özel hayatında ise “hata şampiyonlukları” kırdı... İşte efsane haltercinin başarı ve dramla dolu enteresan hayatı, adını kendisine takılan lakaptan alan “Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu” adlı filmle beyazperdeye geldi. Mustafa Uslu’nun yapımcılığını üstlenip Özer Feyzioğlu’nun yönetmen koltuğunda oturduğu film, Süleymanoğlu’nun portresini çizerken aslında Bulgaristan’daki Sosyalist diktatoryanın zulümlerine ve devrin politik gerilimlerine bizi şahit ediyor. Esas olarak Süleymanoğlu’nun Türkiye’ye sığınmasıyla başlayan insan hakları mücadelesi filme mevzu ediliyor. Eserde, Naim karakterini genç oyuncu Hayat van Eck canlandırıyor, Yetkin Dikinciler, Selen Öztürk, Gürkan Uygun ve İsmail Hacıoğlu gibi isimler de oyuncu kadrosunda yer alıyor.

JİVKOV KÂBUSU
Film açılışında bizi Naim’in küçük bir çocuk olduğu 1970’lerın Bulgaristan’ına götürüyor. Todor Jivkov liderliğindeki Sosyalist idarenin hâkim olduğu ülkede, Türkler inançları yüzünden baskı altındalar. Naim böylesine bir ortamda pek isteyerek olmasa da haltere başlıyor. Henüz dokuz yaşında ama kuvvetiyle görenleri hayrette bırakıyor. Anne babasının yanından ayrılarak katıldığı spor okulundan sonra 15 yaşında ilk şampiyonluğunu kazanıyor ve Bulgaristan’da birden meşhur oluyor. Ancak onun talihi parlarken ülkesindeki Türklerin durumu giderek kötüleşiyor. Jivkov, başlattığı “tek ırk” asimilasyon politikasıyla camileri kapatıyor, Türkleri isimlerini değiştirmeye zorluyor. Olan bitenlere karşı çıkanlar da kurşuna diziliyor ama dünyanın haberi olmuyor! Üstelik Naim de bu politikalara reklam malzemesi yapılıyor. İçindeki rahatsızlık büyüyen genç Naim, kilosunun katbekat ağırlıktaki yükü kaldırırken milletinin yükünü de sırtlanmaya karar veriyor. Ama Bulgaristan’da kalarak bunu yapamayacağını da biliyor. Sonunda yüzünü ana vatanı Türkiye’ye çeviriyor...

Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu filmi 22 Kasım'da Sinemalarda Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu filmi 22 Kasım'da Sinemalarda

NAİM'İ TANIMAK İSTERDİK
“Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu”  yapımcı Mustafa Uslu’nun perdeye getirdiği “Müslüm” ve “Çiçero” gibi biyografik eserlerle aynı ruhta ama onlar kadar ağdalı bir dram değil. Filmde Naim’im mücadelesi üzerinden Bulgaristan’da  Türklere yapılan zulümler dengeli bir tonda yansıtılıyor. Bu, harikulade görsellikle yapılıyor;  devir tasvirlerindeki büyük emek görülebiliyor. Malumunuz biyografik filmlerde başrol oyuncusunun performansı kadar anlatılan şahsa benzerliği de mühim. “Daha” filmindeki rolüyle dikkatleri üzerine çeken Hayat van Eck’in Naim’e büyük benzerliği oyunculuğundaki tecrübe eksikliklerini nispeten örtüyor. Ama Süleymanoğlu’nun hayatının ilk dönemlerine duygusal bir şekilde yaklaşılırken onun eksik yönleri tasvir edilmiyor. Hâliyle Süleymanoğlu’nun nasıl bir iç dünyası vardı, doğrusu anlayamıyoruz. Bazı gereksiz hamasi hamlelerin de anlatıma zarar verdiği göze çarpıyor.  Toparlarsak: “Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu” temas ettiği tarihî hakikatler açısından kıymetli ve ortaya koyduğu dramla seyirciye tesir edecek bir film… Özellikle Türklere yapılan baskılar, tarihin başka devirlerini anlamaya yardımcı olacaktır diye düşünüyorum…

CİNNET'İN DAN'İ ACABA NE HÂLDE?
Overlook Hotel’de yaşanan dehşetli bir kışta geçen Stanley Kubrick’in kült filmi “Cinnet”in (The Shining) devam filmi 39 sene sonra geldi. Yine Stephen King’in aynı adlı romanından adapte edilen “Doktor Uyku”nun (Doctor Sleep) yönetmen koltuğunda Mike Flanagan oturuyor.
Aslında farklı bir atmosfere sahip olan eserde başrolleri Evan McGregor, Rebecca Ferguson ve genç oyuncu Kyliegh Curran paylaşıyorlar. Film esas itibarıyla Overlook Hotel’de yaşanan esrarengiz hadiselerde anne babasının başına gelenlerden sonra hayatta kalan Dan Torrance yani Doctor Sleep’e ne olduğuyla alakalı. Çocukluğunda yaşadıklarının tesirinden çıkamayan Dan, babasının yolundan ilerlemiş, berbat bir alkoliğe dönmüştür.
Normal bir insan olmak için bir terapi grubuna katılan Dan bu defa başka bir “bağımlılığa” kapılır. Kendine has bir zihni gücü olan Abra adlı kadınla tanışan genç adam, onunla “parlama” adı verilen bir güç sayesinde irtibat kurmaya başlar. Ancak bu irtibat ‘Şapkalı Rose’un başında olduğu True Knot adlı kült bir örgütü peşine takar. Teşkilat bazı insanları öldürerek hayatlarını devam ettirmektediler. Hâliyle Dan ve Abra, Şapkalı Rose’un hedefine girer. Ölüm kalım savaşının içine giren Dan, bu esnada mazisine geri dönme cesaretini gösterir ve “Cinnet” yeni bir boyut kazanır. 

YENİ BİR ATMOSFER VAR
Amerikalı yazar Stephen King, sinemayı en çok besleyen isimlerden biri. Bu sene ise “Hayvan Mezarlığı”, “O Bölüm 2” ve “In the Tall Grass” olmak üzere eserlerinden üç film sinemaya adapte edildi. King’in kendi romanından adapte edilen “Cinnet”i beğenmediğini herkes bilir. Bu defa yazar King, devam filmi sayılabilecek eserin arkasında. Kubrick’in eserinden imajlar barındıran filmin, yine de aynı yoldan gittiği söylenemez. Ancak ortaya konulan korku, gerilim ve fantastik kokteyli oldukça sarsıcı. Çok katmanlı ve yavaş bir atmosferi olan filmdeki hikâye ise alt metninde hayat ve ölüme dair materyalist fikirler taşıyor.

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
¥ “Karlar Ülkesi II”
¥ “Üzgünüz, Size Ulaşamadık”

EN ÇOK SEYREDİLENLER
¥ “Recep İvedik 6” 656 bin 550
¥ “7. Koğuştaki Mucize” 190 bin 489
¥ “Cinayet Süsü” 66 bin 940
¥ “K. Ş. Korsanlar Diyarı” 51 bin 239
¥ “Asfaltın Kralları” 37 bin 807