MURAT ÖZTEKİN

SADE BİR GERİLİM: ‘TEK BAŞINA’
Yollar karanlık!

“Yalnız bir kadın ve peşindeki cani adam” hikâyesine yeterince aşinayız. Haber gündemleri, kitaplar ve tabii ki sinema... Bu hafta gösterime giren, yönetmen John Hyams’ın “Tek Başına” (Alone) da zamanın ruhuna uygun bir film! Yerini yurdunu terk eden bir kadın ile ona otoyolda musallat olan bir adamın “kedi fare” oyununu merkezine alan eserin oyuncu kadrosunda Jules Willcox, Marc Menchaca ve Anthony Heald gibi isimler var.

YENİ HAYATA SEYAHAT
Film Jessica adlı kadının, evinin önündeki eşyalarını arabasına yüklediği sahneyle açılıyor. Yavaş yavaş öğreniyoruz ki Jessica, bir intihar hadisesi sebebiyle kocasını kaybetmiş, yaralı bir kadındır. Yeni bir hayat kurmak için anne babasına haber bile vermeden başka bir şehre doğru yola çıkar. Navigasyonun söylediğine göre, genç kadının yolu epeyce uzundur. Tek başına karanlıkta ilerleyiştir bu! Zira yollar hiç tekin değildir.

İLK SEN DEĞİLSİN
Nitekim genç kadının arabasını bir cip sıkıştırır; ölümden döner. Ama bu basit bir yol tacizi olarak kalmayacaktır. O aracın orta yaşlı erkek sürücüsü, ilk durakta kendisinden özür diler ama garip bir şekilde peşine takılır. Issız yollarda ilerleyen acılı kadın, arabası yoldan çıktıktan sonra yardım çığlığını duyuramadan kendisini bir dağ evinin bodrumunda bulur.  Çaresizce adama yalvardığında aldığı cevap: Bunu ilk söyleyen kişi olduğunu mu zannediyorsun? olur! Ama Jessica kolay pes edecek değildir. Şimdi yaralı ceylan avı başlamıştır.

GERİLİMİN MAKBUL OLANI
Daha ziyade TV dizilerinde yönetmenlik yapan John Hyams’ın “Tek Başına” filmi, 2011 İsveç yapımı “Försvunnen”in yeniden çekimi. Eser olabildiğince sade bir gerilim sunuyor. Karanlık otobandan rutubetli bir bodruma, ıssız ormandan şiddetle akan nehre uzanan hikâyede, seyircinin merak hisleri devamlı canlı tutulup, nefes kesecek cinsten anlar meydana getirebiliyor. Ancak başlangıçtaki minimalist atmosfer giderek yerini benzerlerini daha evvel sayısız kere gördüğümüz sekanslara bırakabiliyor. Yönetmen Hyams, özellikle ikinci yarısında filmi canlı tutabilmek adına Jessica’yı mantıksız geri dönüşlerin içerisine sokuyor. Beş ayrı kısımda işlenen hikâyede, Jessica’nın derdinin sadece peşindeki adam olmadığı hissettiriliyor. Ama bu yeterince derinleştirilemiyor. Dar oyuncu kadrolu filmin, oyuncuları Jules Willcox ve Marc Menchaca’nın performansları da vasatın üzerinde!
Bazı sahneleriyle Steven Spielberg’ün “Bela” (Duel) filmini hatırlatan eser, alt metinlerinde “Kadın her şeyi başarır!” klişesini haykırırken yalnız bırakıldığını da ima ediyor. Neticede “Tek Başına”  tahmin edilebilir hikâyesine rağmen, atmosferiyle dikkat  çeken bir eser olarak göze çarpıyor. Fazlası değil...

***

“POLAROID”
Çekiyorum, korkun!

Mazinin Polaroid fotoğraf makineleri şimdilerde yeniden popüler. Üstelik artık bir korku filminin merkezine yerleşebilen nostaljik nesne de olabiliyorlar. Yönetmenliğini “Çocuk Oyunu” isimli filmden tanıdığımız Lars Klevberg’ün yaptığı “Polaroid” isimli eser, eski bir makineyle fotoğraf çekilen herkesin ölüme sürüklendiği hikâyeyi merkezine alıyor. Filmin genç oyuncu kadrosunda Kathryn Prescott, Tyler Young ve Katie Stevens gibi isimler var.

HEDİYE BELA!
Her şey fotoğrafa çok meraklı olan liseli Bird’e, arkadaşı tarafından SX-70 model eski bir Polaroid fotoğraf makinesi hediye edilmesiyle başlıyor. Genç Bird, oracıkta onun fotoğrafını çekiyor. Sonrasında katıldığı eğlencede, nostaljik makinesiyle arkadaşlarını fotoğraflıyor. Ama daha gece sona ermeden fotoğrafı çekilen gençler bir bir ölmeye başlıyor. İşin vahametini anlayan Bird, arkadaşlarını kurtarmak için bu belayı durdurmaya çalışıyor ve işin ucu hâliyle maziye uzanıyor. Hedef kitlesine gençleri koyan “yaz korku filmlerinden”  “Polaroid” çarpıcı bir metafor üzerinden ilerliyor. Ancak derinleştirilemeyen karakterlerin yer aldığı hikâyede yeni şeyler bulmak zor. Buna rağmen filmin seyirciyi dehşete düşürmeyi başardığı anlar da mevcut.

***

LYNCH'İN FİLMLERİ YİNE GELDİ
Meşhur Amerikalı yönetmen ve ressam David Lynch’in filmleri, pandemi günlerinde sinemalara tekrar geliyor. Yönetmenin filmografisinden altı unutulmaz eser, Başka Sinema tarafından bugünden itibaren vizyona çıkarılıyor. Lynch’in en eskisi 1977 yılına ait eserlerini büyük ekranda görme fırsatı sunan antolojide; bir Hollywood eleştirisi sunan “Mulholland Çıkmazı”, biyografik dram olan “Fil Adam”, gerçeklikle kâbuslar arasında gidip gelen “Eraserhead”, yıllar sonra abisine ulaşmak için yola çıkan bir adamın merkezinde olduğu “Straight’in Hikâyesi”, maziyle geleceğin iç içe geçtiği eser “Kayıp Otoban” ve “Twin Peaks: Fire Walk with Me” yer alıyor.

SIRA DIŞI KOMEDİ
Geriye Kalanlar aynı eve!

Kanadalı yönetmen Aisling Chin-Yee’nin “Geriye Kalanlar” isimli filmi, garip bir şekilde hayatları kesişen iki kadının yaşadıklarını merkezine alıyor. Komedi ve dramı harmanlayan filmde; Heather Graham, Sophie Nélisse ve Jodi Balfour gibi oyuncular rol alıyor. Eserdeki hikâye şöyle: Cami adlı kadın, kocasından ayrıldıktan sonra kızı Aster’le yeni bir hayat kurmuştur. Ancak bir gün eski kocasının öldüğünü haber alır. Cenazeyi defnettikten sonra adamın geride büyük bir borç yığını bıraktığı anlaşılır. Adamın yeni eşi ve küçük kızı ortada kalmıştır. Cami, yaşananlara rağmen “yeni eşe” ve küçük kızına evinin kapısını açar. Ancak bu birliktelik çok zor olacaktır.