Erdoğan'dan CHP'ye sert eleştiriler
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin haftalık grup toplantısında ana muhalefet partisine yüklendi. Erdoğan, "Siyasetçinin elbette yanlışları olabilir ama hesap vereceği yer TBMM'dir. Kendisini oraya getiren halktır. CHP, 27 Mayıs'ın meşru olduğuna olan inancından ileri gidememektedir. Bu yüzden de 12 Eylül ve 28 Şubat'la cesaretle hesaplaşmaya girememiştir. Doğrudan darbeye karşı olduğunu söyleyemeyen CHP çok açıkca minderden kaçıyor" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin haftalık grup toplantısında konuşuyor... 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı'nı değerlendiren Erdoğan, "TBMM istikbalimizin garantisi kurumdur. Onu lav etmek, ortadan kaldırmak doğrudan doğruya istikbalimizi hedef alır. TBMM'yi hedef alacak hiçbir girişim gerekçesi ne olursa olsun meşru değildir" dedi. CHP'ye yüklenen Erdoğan, "27 Mayıs'ı 12 Mart'ı, 12 Eylül'ü ve 28 Şubat'ı meşru gibi göstermek, yapılan o darbelere ortaklık demektir. Siyasetçinin elbette hatası, yanlışı olabilir. Ama siyasetçinin hesap vereceği merci TBMM'dir, bizzat aziz milletin ta kendisidir. Kendisini milletin yerine koyarak hiç kimse gayri meşru ve hukuk dışı yöntemle siyasetçiyi hesaba çekemez, cezalandıramaz. Darbelere karşıyım ama' olarak başlayan her ifade doğrudan darbeleri meşrulaştıracaktır" diye konuştu.SİYASETÇİNİN YANLIŞI OLABİLİR
Erdoğan, şöyle devam etti: "Siyasetçinin elbette yanlışları olabilir ama hesap vereceği yer TBMM'dir. Kendisini oraya getiren halktır.Burada bir zihniyeti işleyeceğim... CHP 27 Mayıs'ın öncesinde müdahaleye su taşımış, hemen ertesinde de müdahaleye alkış tutup, hatta 'emrinizdeyim' diyerek darbecilerin karşısında el pençe durmuştur. CHP, 27 Mayıs'ın meşru olduğuna olan inancından ileri gidememektedir. Bu yüzden de 12 Eylül ve 28 Şubat'la cesaretle hesaplaşmaya girememiştir. CHP çok ciddi bir akıl tutulması yaşıyor. Doğrudan darbeye karşı olduğunu söyleyemeyen CHP çok açıkca minderden kaçıyor."
CHP DARBELERİN KÜVEZİNDE YETİŞTİ
"Kılıçdaroğlu şunu görmeli hem Ergenekon'un avukatı, hem de darbe karşıtı olunmaz. Sizi o genel başkanlık koltuğuna kim oturttu? Siz önce bununla yüzleşin. Bu CHP nereye gidiyor diye merak ediyorum. 28 Şubat'a selam duracaksınız, 27 Mayıs'tan övgüyle bahsedeceksiniz sonra da AK Parti'yi 28 Şubat üretti diyeceksiniz. Darbelerin küvezinde sadece CHP yetişmiştir. 28 Şubat süreci hukuki bir süreç. Ucu kime ulaşıyorsa sorumluların ortaya çıkması ve yargılanması için üzerimize düşeni yaparız. Geçmişiyle yüzleşemeyenlerin seviye kaybettiğini görüyoruz. Tek parti döneminin zulmü yazılı belgelerde de mevcuttur. Camilerin nasıl kapatıldığını, ezanın nasıl susturulduğunu, kılık-kıyafete nasıl müdahale edildiğini milletimiz çok iyi hatırlıyor. Karanlık geçmişinizle gurur duyabilirsiniz, buna bir şey demeyiz. Ama zulümle ve baskıyla dolu geçmişinizi meşrulaştırmaya kalkarsanız belgelerle gereken cevabı veririz. Sayın Kılıçdaroğlu'nun yol arkadaşlığı yaptığı bir zat bulunmaktadır. Bu zat, şapkasını kaptırmaz ama 12 Haziran seçimlerinde 'al takke ver külah' yapmaktan kaçınmamaktadır. Sayın Kılıçdaroğlu, sen o yol arkadaşına git, 'dün dündür bugün bugündür' demezse, Sana CHP zulmünü gayet tahsilatlı bir şekilde anlatacaktır."
ÖMER SEYFETTİN'Lİ GÖNDERME
"CHP Ömer Seyfettin'in Pembe İncili Kaftan hikayesinden bahsediyor. Bu hikayeyi birileri ona özetleyerek anlatmalı. AK Parti dış politikada hayali gerçeğe dönüştürdü. Kılıçdaroğlu iktidara geldiğinde Yunanistan ekonomisini de kurtaracaklarını ifade etmişti. Yunanistan'ın en büyük gazetesi de 'Dayan Yorgo Kılıçdaroğlu geliyor' diyerek dalgasını geçmişti. ABD'li yazarın kuyruğuna takılıp İsrail'de basın özgürlüğü olduğunu savundu. Günter Grass'a koyulan yasağı izah etsin. İsrail'in bu tavrını temize çıkarsın. Alman yazar Grass İsrail'in nükleer silahlarını eleştiren şiir yazdığı için girişi yasaklandı. Kılıçdaroğlu'nun bunu nasıl savunacaklarını merak ediyoruz. Bize dış politika konusunda yol da gösteremez. Sayın Kılıçdaroğlu sen Baas'çısın. Kılıçdaroğlu gitsin Ömer Seyfettin'in Diyet adlı hikayesini okusun. Kılıçdaroğlu orada bizzat kendisini görecektir."
BELGELERLE KONUŞTU
"1926-1950 arasında 513 cami satılıyor. 327 cami arsası ki bunların çoğu üzerinde cami var, bunlar da satılıyor. 1070 mescit satılıyor. Bunlarla birlikte, kilise, manastır, mezarlık gibi çok sayıda tarihi eserin satışı yapılıyor. Toplamda 3 bin 411 adet hayrat vakıf taşınmazının satışı gerçekleştiriliyor. Bunların tamamının belgesi elimizde."
Belge 1: Camilerin satışını gösteren yasa. Sayın Kılıçdaroğlu belge konuşuyor bak.
Tasnif harici camii ve mescitler kendilerinden başkaca ifade edilmek üzere kapatılır. Bu caminin çıkmasının ardından Türkiye'nin her vilayetinde camiler kapatılmaya başlandı.
Belge 2: İşte cetvel. 1926-1950 arasında 513 camii satılıyor. 327 cami arsası ki, bunların çoğunun üzerinde camii var, bunlar da satılıyor. 1070 mescit satılıyor bu arada. Bunlarla birlikte, kilise mezarlık gibi çok sayıda tarihi eserin satışı yapılıyor. Bunların tamamının belgeleri de elimizde.
Ben sayın Kılıçdaroğlu'na sadece bir kaçını gösteriyorum.
Buyurun bakanlar kurulu kararı
Belge 3: Kılavuzu değiştir kılavuzu. Ben CHP'ye gönül veren kardeşlerimize de sesleniyorum. İnanıyorum ki sizin mayanız sağlam, ama genel başkanınız sıkıntılı. Satılan camiler, müze olarak, toprak mahsulleri ofisi, hububat deposu olarka kullanılıyor. Eğlence merkezine dönüştürülen cami bulunuyor. Camilerin satışı denilirken, harap ve vakıf bina deniliyor.
Belge 4: Vakıflar umum müdürlüğünden Tekirdağ Valiliği'ne, satılmasına bakanlar kurulunca karar verilip tebliğ edilmiş olan camilerin satış ilanlarının mevki olarak adı tahsis edilmek suretiyle, harap bina şeklinde neşrettirilmesi rica olunur. Bunlar millet uyanmasın diye yapılıyor.
Belge 5: Vakıflar Genel Müdürlüğü önemli ve acele notuyla bir belge gönderiyor. Üsküdar'da, Atik Valide Camii ve müştemilatından Efkan Tekkesi, vakıflar müdürlüğüne haber verilmeksizin işgal edilmiş ve yalnız Efkan Tekkesi'nin havuzlu odalarının işgaline devam edilmekte bulunmuştur. Emsalsiz, ince ve kıymetli yadigarlardır.
Belge 6: Bir vatandaş vakıflar genel müdürlüğüne dilekçe yazıyor, genel müdürlük bunu başbakanlığa gönderiyor.
Behçet Öner tarafından gönderilen tel yazıda kazada mevcut camilerin tamamen işgal edildiğinden bahisle, ramazanda cemaatle namaz kılmak üzere, Ulu Camii'nin tahliyesi istirham edilmektedir. Karacabey'de namaz kılacak yer kalmıyor.
Belge 7: Gaziantep'teki Selim Efendi Camii. Ne olmuş biliyor musunuz? Cumhuriyet Halk Partisi'ne satılmış. Çok manidar. Cumhuriyet Binası burası teşkilat binası olarak kullanıyor.
Belge 8: Edremit'teki Yıldırım Camii. O da halk evi yapılmak üzere CHP'ye satılıyor. 300 lira bedelle satılıyor.
Kılıçdaroğlu'nun bunlardan haberi yoktur.
Belge 9: Osmangazi İlçesi Tophane Mahallesi'ndeki camii bando müdürlüğüne teslim ediliyor.
20 Nisan 1936 Cumhuriyet Gazetesi. Bu ne insafsızlık. Seferhisar'da tarihi bir camii ahır yapılmış. Bu dosya içinde tek parti döneminde camilerin satışına, depo olarak kullanılmasına, ahır yapılmasına dair, onlarca yüzlerce haber küpürü bulunuyor.
Bizi Takip Edin
YORUMLAR
