MHP Genel Başkanı Bahçeli: Küresel güç olmamız için yeni bir imkan doğdu
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli, "Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır. Asırlar öncesinde olduğu gibi devletimizin küresel güç olması için yeni bir imkan doğmuştur." ifadelerini kullandı. ABD ve İsrail'in İran'da rejim değişikliği istemesine tepki gösteren Bahçeli, "Asıl rejim değişikliği İsrail'de yaşanmalıdır. ABD Başkanı'nın ilk gündemi evvela bu olmalıdır." dedi.
- Bahçeli, Türkiye'nin küresel güç olması için yeni bir imkan doğduğunu ve Türk-İslam coğrafyalarında savaşların bitmesini istediklerini belirtti.
- Uluslararası insancıl hukukun paçavraya döndüğünü ve Birleşmiş Milletler'in aciz kaldığını savundu.
- Bahçeli, terörle mücadelenin önemini vurgulayarak, terörsüz Türkiye hedefinin milli bir gereklilik olduğunu belirtti.
- Bahçeli, İsrail'in politikalarını sert dille eleştirerek, asıl rejim değişikliğinin İsrail'de yaşanması gerektiğini savundu.
- Bahçeli, Türk Dış Politikasını ve Dışişleri Bakanı'nın çabalarını överek, barış ve uzlaşma için diplomatik çabaların devam ettiğini söyledi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM), partisinin grup toplantısında iç ve dış gündeme ilişkin konuştu.
"DEVLETİMİZİN KÜRESEL GÜÇ OLMASI İÇİN YENİ BİR İMKAN DOĞMUŞTUR"
Devlet Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları:
"Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır. Asırlar öncesinde olduğu gibi devletimizin küresel güç olması için yeni bir imkan doğmuştur. Türk ve Türkiye Yüzyılı atılımı bunun için muteber bir yol haritasıdır. Aynı şekilde tereddütsüz Türkiye, terörsüz Türkiye hedefi önümüzdeki tarihi bir fırsat, bir yol haritasıdır. Aynı şekilde tereddütsüz Türkiye, terörsüz Türkiye hedefi, önümüzdeki tarihi bir fırsat kapısıdır.
"TÜRK-İSLAM COĞRAFYALARINDA SAVAŞLAR BİTSİN İSTİYORUZ"
Evvela dayanışmayla, yardımlaşmayla aynı kıbleye dönmenin, aynı safta birleşmenin emsalsiz mükafat ve mücadelesiyle sağlanacaktır. Artık Türk-İslam coğrafyalarında savaşlar bitsin istiyoruz. Artık masumların, çocukların, savunmasız ve sivil halkların katledilmesine tahammül edemiyoruz. Bu zulmetin son bulmasını diliyoruz.
Bahçeli'den dünyanın öbür ucuna bayram hediyesi!
"ÇIKACAĞIMIZ YOL BİZİ MUTLAKA SÜPER GÜÇ TÜRKİYE'YE TAŞIYACAK"
Dünyadaki gelişmeleri doğru okuyabilen bir görüş derinliğiyle, insanlığın yaşadığı ahlak ve değer buhranını analiz eden manevi yorgunlukla, mazlum toplumlara ait emek, değer ve kaynakların nasıl sömürüldüğünü gören sorgulayıcı bakışla, beşeriyeti rakip değil, gibi değil, Allah'ın emaneti bir kutlu paylaşma vasıtası olarak yorumlayan adalet duygusuyla, bunları akıl, sabır, iman, irade, vizyon, bilgi, dikkat ve sevgi ile oluşacak bir terkiple çıkacağımız yol bizi mutlaka süper güç Türkiye'ye taşıyacak.
Bölgemiz barış ve huzur sancağının altında toplanacaktır. Türkiye'miz milletin değer, inanç ve ülküleriyle milli stratejisini kendi çizebilirse ki çok şükür bu yapılmaktadır, işte o zaman insanlık barışa, huzura, adalete biraz daha yaklaşacaktır. Bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak öncelikle ülkemize olan sorumluluklarımız kadar İslam toplumlarına ve Türk dünyasına ardından bütün insanlığa da ihmal edemeyeceğimiz sorumluluklarımız vardır ve olacaktır. Bu düşüncemiz asla bir hayal değildir, tarihte Türk devletleriyle yaşanmış, denenmiş ve başarılmıştır, bugün gerçekleşmemesi için de hiçbir neden yoktur.
Ayrıca Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim uçuşu yapan Katar Silahlı Kuvvetleri envanterine kayıtlı bir helikopterin kaza kırıma uğrayarak düşmesi bunun sonucunda bir askerimizin ve iki ASELSAN çalışanlarımızın yanında dört kadar Katar askerinin de şehit düşmesi hepimizi hüzne boğmuştur. Aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmetler diliyorum. Acılı ailelerine, mesai arkadaşlarına, milletimize, dost ve kardeş ülke Katar'a başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
MSB: Katar'da düşen helikopterde 1 TSK personeli ve 2 ASELSAN teknisyeni şehit oldu
"ULUSLARARASI İNSANCIL HUKUK PAÇAVRAYA DÖNMÜŞTÜR"
Sıcak gelişmelerin alışkanlığına bakarsanız görürsünüz ki akıl, izan ve idrak kaybolmuştur. Kaybolan bir değeri olmadığı yerde arayıp bulmak ise hayal ötesi bir beklentidir. Uluslararası insancıl hukuk paçavraya dönmüştür. Çünkü ne dikkati alan, ne saygı duyan, ne de riayet ve itibar eden kalmıştır. Bilhassa uluslararası barış ve güvenliği korumak, insan haklarını geliştirmek, sürülebilir kalkınmayı temin etmek maksadıyla 24 Ekim 1945 yılında kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı, tarihin en aciz ve perişan dönemine hapsolmuştur, fiilen hukuksal işlevini ve bağlayıcılığı iradesini kaybetmiştir.
"KOMŞU COĞRAFYALAR TOZ DUMAN İÇİNDEDİR"
Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail'in eş güdüm halinde İran'a karşı icra ettikleri orantısız, haksız ve gerekçesiz saldırıların 25. gününde komşu coğrafyalar toz duman içindedir. Trump'ın 'İran'ı yok edeceğiz' tehdidi, İran Dışişleri Bakanı'nın Amerikalılara müzakereler sonsuza dek sona ermiştir açıklaması, İsrail Başbakanı'nın şiddet dozajını artacağını söyleyerek savaşın ne kadar gerekirse o kadar süreceğini ifade etmesi barış ümitlerini sekteye uğratmaktadır.
Siyonist emperyalist haydutluğun dünya için stratejik öneme haiz İran'ın Fars doğal gaz sahasını ve Natanz nükleer tesisini vurması, bunun ardından İran'ın Katar ve Suudi Arabistan'daki rafinelerin yanında İsrail'in nükleer sahası olan Arad ve Dimano'yu misillemede bulunması tansiyonu zirveye çıkarmıştır. Kabus senaryolarının tedavüle sokulması, üst düzey devlet ve siyaset insanlarına doğrudan suikastların yapılması, 3. Dünya Savaşı'nın fiilen başladığına dönük iddiaların servis edilmesi, nükleer silahların kullanımı ile ilgili korku verici imaların sıradanlaşması, enerji krizinin kapıya dayanması, bu çerçevede Hürmüz Boğazı, Babül Mendeb Boğazı, Basra Körfezi, Süveyş kanalını içine alan kaygı uyandıran hesaplaşmalar ve karşılıklı gözdağları savaşın başlangıç noktasından öngörülemez ve kontrol edilemez bambaşka mecralara savrulduğunu göstermektedir.
Birinci ve ikinci dünya savaşları öncesinde yoğunlaşan, tahliye vanaları kapalı duran, jeopolitik sıkışmanın ve zora dayalı sertleşmenin devamlı tırmandığı siyasi, askeri ve ekonomik basıncın aynısı, belki daha fazlası bugün müşahede edilmektedir. İran'ın dini liderlerinin devlet ve siyaset hayatında sivrilmiş üst düzey isimlerin nokta operasyonlarla hedef alınması husumeti genişletmekle kalmayıp uzun seneler boyunca sürecek itilaf ve cepheleşmeleri de derinleştirmektedir.
"İRAN'IN KOLAY LOKMA OLMADIĞI ANLAŞILMIŞTIR"
28 Şubat'tan bu yana İran İslam Cumhuriyeti'nin kolay lokma olmadığı anlaşılmıştır. Rejim ve devlet yönetimi etrafında kenetlenen tek yürek halinde birleşen İran halkı saldırılara karşı adeta etten İran İslam Cumhuriyeti'nin kolay birleşen İran İslam Cumhuriyeti'nin kolaylaşmıştır. Rejim ve devlet yönetimi etrafında kenetlenen tek yürek halinde birleşen İran halkı saldırılara karşı adeta etten duvar örmüştür. Sınırlarımızın diğer yakasında süre gelen savaş göstermiştir ki bir halkı bir milleti içten çözmeden hiçbir muhasım gücün başarı şansı yoktur. İşte bu yüzden terörsüz Türkiye hedefimizin hem Allah'ın bir lütfu hem de aziz Türk milletinin tarih, kültür ve egemenlik sac ayağındaki muazzez ve müessir iradesinin hikmetli aklı olduğu belgelenmiş hamdolsun teyit edilmiştir.
Terörsüz Türkiye hedefimize dudak bükenler şimdi köşe bucak saklanmaktadır. Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge çağrımıza şaşı bakanlar, olmadık suçlamalarda bulunanlar, üstelik milletsiz ve milliyetsiz milliyetçilik anlayışına yaslanarak olmayan olmayan dağı delip bulunmayan suyu akıtanlar, haklılığımızın berraklaşmasıyla kamyon farı görmüş tavşan gibi donuk kalmışlardır. Biz yine de onların donup kalmalarını değil, Türk ve Türkiye yüzyılı yürüyüşümüze omuz vermelerini istiyor, buna davet ediyoruz. Biz yine de onların huzurlu, güvenli, istikrarlı, ekonomik refaha ulaşmış, diplomaside altın çağını yaşayan, güçlenen ve gürbüzleşen Türkiye için harekete geçmelerini bekliyoruz. Terörsüz Türkiye, ateşin göbeğine düşen coğrafyalar ve komşu devletler karşısında, ülkemin her köşesinde milli yürekleri sulayan zemzem suyudur.
"KUKLA İLE KUKLACI AYNI MALDIR"
Terörsüz Türkiye, Türk ile Kürt'ün ebedi kardeşlik baharı, ortak kader ve keder paydasında yek vücut olma halinin sudur etmesidir. Kukla ile kuklacı aynı maldır, birinin tilleti ötekinin suretidir. Biz kuklaları ve kuklacıları aramızdan söküp çıkarıyoruz. Dilimiz birdir, kıyamete kadar var olacak kardeşliğin dilidir. Dinimiz birdir, itikat ve imanımızın müşterek dairesinde birliğin ilahi meşalesidir. Vatanımız birdir, acımız birdir, amacımız birdir, atimiz birdir, mazimiz birdir, Türk ile Kürt bozulamayacak kardeşliğin nişanesidir.
"HEPİMİZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ'YİZ"
Hep birlikte Türk milletiyiz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti'yiz. Coğrafyalar deprem geçirirken, jeopolitik fırtına devleşmişken, savaş ve çatışmalar dönemi hızla tetiklenmişken, bize başkasından fayda yok diyeceğiz, onun bunun şeytan planlarına aldırış etmeyeceğiz. Kimlik siyasetinin sonu yoktur, etnik ve mezhep temelli kamplaşmanın kazananı yoktur. Etnik ve mezhep temelli kamplaşmanın kazananı yoktur. Ancak 'her şeyden önce Türkiye' demenin beka düzeyinde önceliği vardır ve olacaktır.
"SÜRECİ BOĞMANIN ALEMİ YOKTUR"
Terörsüz Türkiye hedefimiz kapsamında ihtiyaç duyulan ilgili komisyonun hazırladığı rapora binaen demokratik hukuki düzenlemeler adım adım yerine getirilecektir. Bu süreçte yanlış anlamalara meydan verecek, iyi niyetle ters düşecek, vehimleri teşvik edecek, kırılganlıkları arttıracak, sancılı açıklamalardan özenle kaçınmak esas olmalıdır. 10 yıllar boyunca milletimizin ve ülkemizin önünü kapatmış, pek çok ağır tahribata, kayba ve kabarık faturaya yol açmış, terör musibetinin tamamıyla sonlandırılmasıyla Türk milleti ortak faydasında buluşmuş her insanımız kazançlı çıkacaktır. Süreci boğmanın, aceleye getirmenin, tartışmaları alevlendirmenin alemi yoktur. Yola çıktık, inşallah varacağız. Hedef koyduk, inşallah ulaşacağız.
TÜRK DIŞ POLİTİKASINA ÖVGÜ
Türkiye-ABD-İsrail ortaklığının İran'ı hedef alan saldırıları karşısında barışçıl arayışlarını samimiyetle icra ve ifa etmektedir. Memnuniyetle söylemeliyim ki, Türk Dış Politikası'nın uygulayıcıları, görevlerinde dikkatli ve ciddi temaslarında, saygılı ve hazırlıklı sözlerinde, cesur ve nazik düşüncelerinde, olgun ve yapıcı eylemlerinde, ısrarlı ve seviyelidir. Cumhurbaşkanımız diplomatik temasları aralıksız sürmektedir. Dışişleri Bakanımız son derece dengeli ve şuurlu bir şekilde Türkiye'nin mesajlarını, hassasiyetlerini ve takip edilen seviyeli siyaseti muhataplarını anlatırken faal şekilde barış ve uzlaşma atmosferinin tecelli etmesi için çırpınmaktadır.
Fakat savaşan taraflar arasında kategorik ve kutuplaşmış bir ayrılık ve aykırılık söz konusudur. Tehditvari konuşmaların bariyer kapakları tamamen kaldırılmıştır. Hürmüz Boğazı'nın açılması hususunda ABD Başkanı'nın 48 saat mühlet tanıması, aksi halde çok sert karşılık verileceğini duyurması, buna cevaben İran'ın eğer enerji altyapısının güvenliği ihlal edilirse, bölgedeki körfez ülkeleri de dahil ABD'ye ait tüm enerji, bilgi teknolojisi ve tuz arıtma tesislerinin hedef alınacağını ilan etmesi, tehlikenin geldiği seviyeyi göstermesi bakımından kayda değerdir.
"İSPANYA BAŞBAKANI'NIN ONURLU, İLKELİ VE CESUR TAVRINDAN İLHAM ALSINLAR"
Körfez ülkelerini içine alacak bir savaş ve çatışma ikliminin oluşması yalnız bir bölgeye sınırlı kalmayacak, dalga dalga yayılacak ve yaygınlaşacaktır. Uluslararası toplum sıcak savaş ortamına tribünden bakmayı terk etmelidir. En azından her ülkenin, buna bazı İslam ülkeleri de dahil, İspanya Başbakanı'nın onurlu, ilkeli ve cesur tavrından ilham almaları, bununla mündevi hareket etmeleri, insani değerlerin ve devletlerin egemenlik hukukunun savunulması adına tarihi bir mecburiyettir. Korku duvarlarını yıkmış bir milletin evladı olarak bunu beklemek en tabi hakkımızdır. Çünkü bu dünya insanın diyen herkesin ortak yaşama alanıdır. Bu alanın balistik füzelerle enkaza çevrilmesi, stratejik, siyasi, enerji, ekonomik ve su savaşlarıyla tahrip edilmesi uzun seneler altından kalkılamayacak bir felaketin eş zamanlı ayak sesleridir. Savaş durmalıdır, silahlar susmalıdır, diplomasi ve diyalog öne çıkmalıdır.
"ASIL REJİM DEĞİŞİKLİĞİ İSRAİL'DE YAŞANMALIDIR"
Masum insanların ölümü cinayettir. Kim veya kimler bu cinayete ortaksa insanlık karşısında suçludur. İsrail gözü kararan, kan içen, can alan, önüne gelen saldırgan bir ölüm aygıtına dönüşmüştür. Şimdi herkes duysun asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail'de yaşanmalıdır. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nın ilk gündemi evvela bu olmalıdır. İsrail'in Amerika Birleşik Devletleri'nin yönetim sistemine nüfuz etmesi, karar ve denetim organlarına şu ya da bu yolla istikamet çizmesi büyük bir tehlikedir. Amerikan halkına da direkt hakarettir.
İsrail'in 20 Mart'ta Suriye'nin güneyindeki askeri altyapıyı hedef alan saldırısı bölgesel gerimi tırmandıran düşmanca bir tutumdur. Lübnan'a yönelik askeri operasyonları da hem uluslararası hukukun ihlali hem de Orta Doğu'nun kaynayan ağır yarasıdır. Üstelik bu terör devleti Ramazan ayı boyunca Mescid-i Aksa'yı ablukaya almış, zor kullanarak ibadete kapalı tutmuştur. Lütfen dikkat ediniz. 59 yıl aradan sonra ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'da bayram namazı kılınmamıştır. Bu alçak muamele Müslüman gönülleri ve İslam alemini ileri düzeyde rahatsız ve rencide etmiştir. Mescid-i Aksa'nın manevi dokusuyla, tarihsel statikosuyla hiç kimse oynayamaz. Buna teşebbüs edenler de iki cihanda en ağır bedel ödemeye mahkum olmaktan kurtulamaz.
"MESCİDİ AKSA İSLAM'DIR"
Kudüs İslam'dır. Mescidi Aksa İslam'dır. Hepimizin ilk göz ağrısı ilk kıblemizdir, Miraç mucizesinin ilk eşiğidir, siyonizmin oyuncağı olmasına asla göz yumdurulamaz. Milletçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı milletimizin bekası, ülkemizin bağımsız geleceği için dünden daha önemli bir görevle karşı karşıyadır. Bu görev tarihidir, tehiri ve tevzisi düşünülemeyecektir. Ülkemizin ve bölgemizin maruz kaldığı stratejik tehditler, küresel senaryoların bölgemizde gösterilmeye sokulan bugünkü sahnesinden başka bir şey değildir.
"SONUÇLARI NE OLURSA OLSUN ALTTAN ALMAYACAĞIZ"
Milli birliğimizi, milli güvenliğimizi, milli çıkarlarımızı, milli varlığımızı, milli gelecek projelerimizi, gönül ve kültür coğrafyalarımızın şerefini sömürge saplarına, siyonist planlara, egemen güçlerin inisiyatifine terk etmeyeceğiz. Sonuçları ne olursa olsun alttan almayacağız. Dünyanın enerji ve su kaynaklarını kontrol etmek isteyen yeni emperyalizm, bunlara sahip milletler üzerinde hunhar operasyonlar peşindedir.
"HİÇBİR TEHDİDE EYVALLAH ETMEYECEĞİZ"
Maalesef büyük çoğunluğu din kardeşimiz ve soydaşımız olan geniş coğrafyalarda kin, nefret, zulüm devamlı körüklenmektedir. Anlaşılan buralarda petrol bitmedikçe, gaz bitmedikçe, su bitmedikçe, paylaşacak toprak bitmedikçe savaşlar da bitmeyecektir. Hiçbir tehdide eyvallah etmeyeceğiz. Hakkımızı yere düşürmeyeceğiz. İnancımızın, irademizin ve devlet olmaktan kaynaklanan iffetimizin karşısına kim çıkarsa çıksın hepsini ezip geçeceğiz."
