Rüku ve secde dışında eğilmedik...
Başbakan Erdoğan, geçirdiği ikinci operasyonun ardından grup toplantısında konuştu. Yeni eğitim sistemi tartışmasında TÜSİAD'ı eleştiren Erdoğan, "Kusura bakma TÜSİAD senin dediğin değil milletin dediği olacak. İşinize bakın biz de işimize bakalım. Siz sanayi ve ticarette ne söylecekseniz söyleyin ama eğitimde milletin önünü kapatmaya, bariyer oluşturmayın" dedi.
AK Parti Grup Toplantısı, Başbakan Erdoğan'ın rahatsızlığı nedeniyle verilen iki haftalık aranın ardından bugün gerçekleştirildi. Grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, operasyonun ikinci ve son aşamasının 10 Şubat'ta tamamlandığını belirterek, "Kısa bir istirahattan sonra çalışmalarımıza başladık. İnşallah çalışmalarımız bundan sonra ivme kazanarak devam edecek. Hayır dualarını esirgemeyen milletimize şükranlarımızı sunuyorum" dedi.Bugüne kadar rüku ve secde dışında asla eğilmediklerini ifade eden Erdoğan, "Bundan sonra da dik duracak, eğilmeyecek, milletin bu muhabbetini, vefasını, itimadını boşa çıkartmayacağız. Milletin muhabbetinden daha büyük bir rütbe yoktur. İhlas ve muhabbet her türlü oyunu bozar. AK Parti herkesin iktidarıdır" diye konuştu. Başbakan Erdoğan, hafta sonu Taksim'de gerçekleştirilen Hocalı Katliamı anma mitinginde açılan pankartlarla ilgili değerlendirmede de bulunarak, "Birkaç münferit pankart, bu acıyı anmamızı engelleyemez. Oradaki kardeşlerimizin yasını tutmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
ANISI ARINÇ'I AĞLATTI
28 Şubat'ın 15'nci yıldönümüne denk gelen konuşmasında Erdoğan, süreci "demokrasi faciası" olarak nitelerken, 28 Şubat'ın demokrasi tarihine "kara bir leke" olarak yazıldığını söyledi. 28 Şubat'ın, 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül'ün devamı olduğunu aynı ideolojinin eseri olduğunu söyleyen Erdoğan, "28 Şubat'ın en arkasında çok büyük bir enkaz bıraktığını hatırlatmak durumundayım. Demokrasi ve Türkiye ekonomisi ağır bir yara almıştır" dedi. "Cadı avı" başlatıldığını, "fişlemeler" gerçekleştiğini anlatan Erdoğan, inançlı kesimlerin hissiyatının ağır bir saldırıya maruz kaldığını hatırlattı. Üniversite kapılarında kız öğrencilerin kılık kıyafetinden dolayı eğitimden soğutulduğunu söyleyen Erdoğan, bir anısını da paylaştı. Erdoğan, şöyle konuştu:
"KAFAYI ÜŞÜTTÜK" DEDİLER
"Hastayım, Bezmi-i Alem'de yatıyordum. İki tane kız yanıma geldi.'Nedir rahatsızlığınız' diye sordum. O zaman belediye başkanıyım. 'Ne olacak başkanım kafayı üşüttük' dediler. 'Niye' dedim. 'Eğitim öğretim hakkımız elimizden alındı da onun için' dediler: Meğerse Bezm-i Alemi o dönemde orada psikolojik tedavi yapmak üzere gelmişler, orada yatıyorlar. O sadece 2 taneydi. Bu sayılar aslında yüzlerce, binlerce kızımız içindi. Bunların ahı, bunların vahı yerde kalır mı? Ama elhamdülillah iş şu anda yoluna girdi rayına oturuyor." Erdoğan'ın bu anısı, Bülent Arınç'ı ağlattı.
28 ŞUBAT'IN MAĞDURLARI GURURLA AYAKTA
Erdoğan, "Biz 28 Şubat'ın mağduru olarak bugün gururla ayaktayız, buradayız. Sizler 28 Şubat'ın mağdurları olarak bugün büyük bir gururla ayaktasınız ve buradasınız. TBMM, 28 Şubat'ın bir mağduru olarak bugün burada ve millet iradesini gururla, onurla temsil ediyor. 28 Şubat'ta hakkı yenen, mağdur edilen nice kardeşimiz artık haklarına kavuştu, haklarına kavuşuyor Üniversite kapısından döndürülen, ikna odalarında işkencelere maruz bırakılan eğitim hakları elinden alınan kız kardeşlerimize bugün itibarları iade ediliyor. Ama inanın 28 Şubat'ın mimarları bugün toplum önüne çıkmaktan çekiniyor. Tarih v e toplum karşısında telafi edilemez bir mahcubiyet yaşıyorlar" dedi.
TAŞERONLARA MESAJ
Erdoğan, tarihin 28 Şubat'ın mimarlarını olduğu kadar taşeron sivil toplum yöneticilerini, taşeron medya kuruluşlarını ve yazarlarını da üzerinde bin yıl bile geçse affetmeyeceğini, alınlarındaki o kara lekeyi silemeyeceklerini söyledi. 27 Mayıs'ın mimarlarının millet tarafından ademe, 12 Eylül mimarlarının yokluğa mahkum edildiğini vurgulayan Erdoğan, "Bin yıl süreceği söylenen 28 Şubat'ın mimarları da 15 yıl içinde unutulmuş. Tarihten silinmiş, millet onları da elinin tersiyle bir kenara itmiştir" dedi. Türkiye'nin 12 Eylül'ün yargılanmasının için hukuk yolunun açıldığını hatırlatan Erdoğan, "Hiç kimsenin endişesi olmasın bu millet 28 Şubatla da yüzleşiyor ve yüzleşmeye devam edecek. 28 Şubatın bu ülkeye bu millete, demokrasiye ve ekonomiye ödettiği bedelin hesabı da soruluyor, sorulmaya devam edilecek" dedi.
NECİP FAZIL'IN ŞİİRİ
Erdoğan, gençlik kollarının İstanbul kongresinde Necip Fazıl'dan okuduğu mısralar nedeniyle fırtına koparılmak istendiğini söyledi. Kısakürek'in "Dininin dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlik" sözlerini okuyan Erdoğan, "Tabii bu sözün sahibinin Necip Fazıl olduğunu bilemeyen cahiller hemen yorum yapmaya başladı" dedi.
KÖROĞLU'NUN DİLİ
Bazı CHP'lilerin Yunus Emre'yi hatırlayarak kendilerine Yunus'la cevap verdiğini anlatan Erdoğan, "Biz kime karşı Yunus'un, kime karşı da Köroğlu'nun, Dadaloğlu'nun diliyle konuşacağımızı çok iyi biliriz. Mazlumun mağdurun, masumun yolda kalmışın, ihtiyaç sahibinin, insanın karşısında bizim dilimiz Yunus'un dilidir, Mevlana'nın dilidir. Ama zalime karşı diktatörlere karşı, dikta heveslilerine, millet iradesinin düşmanlarına onların taşeronlarına karşı da dilimiz Köroğlu'nun dilidir, Dadaloğlu'nun, Necip Fazıl'ın dilidir" dedi.
AK PARTİ KISIR DÖNGÜYÜ KIRDI
Mehmet Akif'in "Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi tarih" dizelerini okuyan Erdoğan, "Evet 27 Mayıs'tan ibret alınmadığı için 12 Mart, ondan ibret alınmadığı için 12 Eylül yaşanmıştır. Tüm bunlardan gerekli ders alınmadığı için 28 Şubat yaşanmıştır. İşte AK Parti bu kısır döngüyü kırmıştır. Dün olduğu gibi bugün de yarın da hiçbir şekilde vesayeti kabul etmiyor, millet iradesine karşı hiçbir girişime müsamaha göstermiyor, göz yummuyoruz. Vesayetçi sistemin, vesayetçi siyaset anlayışının özellikle bu ülkede millet iradesine musallat olmasına hiçbir zaman müsaade etmeyeceğiz. Bizim babalarımız 27 Mayıs'ın gölgesinde yaşadılar, bizler 12 Eylül'ün gölgesinde yaşadık. Bugün 28 Şubat'ın da vesayetçi zihniyetin de gölge etmesine izin vermeyiz" diye konuştu.
CHP VE KONGRE
Darbelerin 150 yıllık çarpık bir zihniyetin ürünü olduğunu söyleyen Erdoğan, başta CHP olmak üzere kimi siyasi partiler de bu zihniyetin taşıyıcılığını, hamiliğini yaptıklarını söyledi. CHP'nin 27 Mayıs'a çanak tuttuğunu, 12 Eylül'e zemin hazırladığını, 28 Şubat'ta sessiz kaldığını belirterek, konuyu son olaylı CHP Kurultaylarına getirerek şu eleştirilerde bulundu:
CHP'NİN DEMOKRASİ AŞKI PLATONİK
"Bunlar demokrasiyi sadece kurultaylarda işlerine geldiği için hatırlarlar. Kurultaylarında demokrasi olmadığını zaten gördük. Demokrasiye bu kadar aşıktınız da 28 Şubat'ta neredeydiniz? Demokrasiye bu kadar tutkundunuz da 27 Nisan'da neden sesiniz soluğunuz çıkmadı? Bunların demokrasi aşkı platoniktir. Bunlar demokrasiyi ancak uzaktan severler.
JETONU GEÇ DÜŞÜYOR
CHP'nin jetonu maalesef çok ama çok geç düşüyor. Biliyorsunuz genel başkanları da geçen hafta itiraf etti. 40 milletvekilleri meclisteki oylamaya katılmayınca ne dedi. 'Bu kadar sık meyhaneye gitmeyin' Gidecekseniz de bari hepiniz aynı meyhaneye gitmeyin
OĞUZ ATAY'LA VURDU
Yazar, merhum Oğuz Atay'ın güzel bir sözü var. "Türk solu geç kalkar. Çünkü bir gece önce sabaha kadar içmiştir. 28 Şubat konusunda 27 Nisan bildirisi konusunda geç uyandılar. İş işten geçtikten sonra ayıldılar. İnşaalah mahmurlukları geçince Ergenekon konusunda da uyanacaklar bize de o gün bugün olduğu gibi sadece 'günaydın' demek düşecek.
İSA GÖK'E SALDIRI
Kendi partisi içinde demokrasiyi tesis edemeyen bir genel başkandan biz açıkçası demokratik bir duruş beklemiyoruz. Türkiye'de ifade özgürlüğü yok diye Türkiye'yi şikayet eden, sonra da kendi partisi içinde Dersim konusunda doğruları söyleyen kadroları görevden alan bir genel başkandan biz samimiyet de beklemiyoruz. Kaset operasyonundan sonra işbaşına gelen, bu vesayetten kurtulamayan bir genel başkanın vesayete karşı onurlu, dik bir duruş sergilemesini hiç ama hiç beklemiyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu kurultay konuşmasında geçmişleriyle gurur duyduklarını söylüyor. Dersim katliamında dolayı da gurur duyuyor musunuz? 'Başbakan 46 dakika konuştu 45 dakikasını CHP'ye ayırdı. CHP'den çekiniyor' diyor. Aynaya bak aynaya. Millet bizi izlemeyi bıraktı. Millet sabah akşam keyifle seni seyrediyor. Ben de biraz herhalde dedim şöyle tüzük kurultayına bakalım ne gibi değişikler olacak. Bir de baktım ki Erdoğan kurultayıymış. Böyle kongre olur mu? Bazı medya mensuplar da grup konuşmalarından başka bir şey görmedik dediler.
KONGRE ANALİZİ
Entrika, ayak oyunu, yalan, iftira, komedi, kumpas, komplo, aksiyon. Biz sayın Kılıçdaroğlu'ndan ziyadesiyle memnunuz. CHP'den bu haliyle fazlasıyla memnunuz. CHP'nin başında böyle bir genel başkan olduğu sürece AK Parti gücüne güç katmaya devam edecek. Konuştuğu kürsünün önünde kendi milletvekili tartaklanıyor. Neredeyse orada işini bitirecekler. Sayın Kılıçdaroğlu oradaki rezalete engel olacağı halde, şirazeden çıkmış şekilde hala bize hakaret ediyor. Oradaki emniyet mensuplarına diyor ki 'beni CHP'lilerden korumayın' diyor. Dayağı yiyen milletvekili. Bu kadar mantığın iflas ettiği an."
TÜSİAD'A YÜKLENDİ
Başbakan Erdoğan, eğitime "4+4+4" formülü getiren düzenlemeye muhalefet ve TÜSİAD'dan gelen eleştirilere sert cevap verdi. 28 Şubat'ın en büyük hasarı eğitime verdiğini anlatan Erdoğan, 28 Şubat'ta hedefin sadece imam hatipler olmadığını, bu sürecin yoksul ailelerin zeki çocuklarını da hedef aldığını, fırsat eşitliğini ellerinden aldığını söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu:
TÜRKİYE'NİN İHTİYAÇ DUYDUĞU SİSTEM
"Grubumuz zorunlu eğitimin kademeli olarak 12 yıla çıkarılması için teklif sundu. Dünyada özellikle de gelişmiş ülkelerde zorunlu eğitim 9 ile 13 yıl arasında uygulanıyor. Bu üç kademeli bir eğitim Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu sağlıklı ve en modern bir sistem.
KESİNTİSİZİN HASARI TELAFİ EDİLECEK
Bu sistemle, 8 yıllık kesintisiz eğitimin Türkiye'de verdiği ağır hasarı telafi edeceğiz. Meslek liselerinin önü yeniden açılacak. Türkiye'nin ekonominin ihtiyaç duyduğu eğitimli, birikimli yetişmiş ara eleman ihtiyacı bu sistemle karşılanacak. Bugün batı toplumunda bile meslek liselerine giden öğrenci oranı yüzde 65-70'dir. Bizde bu tam tersidir. Meslek liseleri yüzde 30'larda.
TEPKİLER BAYAT
4+4+4 sistemine karşı başta CHP ve TÜSİAD olmak üzere malum çevrelerin verdiği tepki tamamen bayat, tamamen çağdışı tamamen Türkiye gerçeklerinden uzak bir tepkidir. CHP'nin taraf olduğunu biliyoruz. TÜSİAD da taraf olabiliyormuş. Bu TÜSİAD daha önce yine imam hatiplilerle ilgili olarak yanılmıyorsam 1982 veya 1992 idi. Bir zata rapor hazırlattı ve o raporla imam hatiplerin orta kısımları kapatıldı. Bunların cemazüyel evvelini biliriz. Bunu bildiğimiz için de bu yanlışı düzeltmek bizim görevimizdir. Ve şu anda yapılan da budur. Açıkçası her ne konuda olursa olsun yapılan bir reform karşısında CHP'nin statükoyu savunmasına çağdışılığı arzulamasına biz de milletimiz de alışmış durumdayız.
TÜSİAD'A SERT SÖZLER
Ancak 8 yıllık kesintisiz eğitimin mimarlarından, akıl hocalarından biri olan TÜSİAD'ın bugün bir kez daha eğitimde statükoculuğu savunması ibretlik durumdur. Kusura bakma TÜSİAD senin arzun olmayacak, milletin arzusu olacak.
Daha önce de kendilerine söyledim. Dedim ki siz işinize bakın. Biz de işimize bakalım. Sanayide, ticarette ne söyleyeceksiniz bunları söyleyin. Ama bu ülkenin eğitim sisteminde bu ülkede milletin evlatlarının Anadolu'nun çocuklarının okumasına yönelik yolları kapatmaya gelip de bariyer oluşturmayın.
28 ŞUBAT ROLÜNÜ SORGULA
Sıkılmadan şunu söylüyorlar. Neymiş? Kızların okumasının önü kesilecekmiş. El insaf. Böyle bir 9 senelik raporlara bir bakar insan. Şecaat arz ederken sirkat söylüyorsunuz. 9 yıl içinde bu ülkede eğitim öğretim nereden nereye geldi. 8 yıllık kesintisiz temel eğitimin en önemli mağdurları hiç kuşkusuz sanayicilerdir. Buna rağmen tamamen ideolojik kaygılarla 12 yıllık kadameli eğitime karşı çıkmak, zihinleri bulandırmak TÜSİAD'ın geçmişten devir aldığı ve bugüne yakışmayan eski bir roldür. TÜSİAD önce 28 Şubat'taki rolünü sorgulasın. Önce 8 yıllık kesintisiz eğitimle eğitim sistemine ve ekonomiye vurduğu darbenin özeleştirisini yapsın. Türkiye çok değişti. TÜSİAD'da acilen değişmesini, kör ideolojiden ve kalıplarından kurtulmasını tavsiye ediyorum.
KIZ ÇOCUKLARI YALANI
Bu yeni sistemle, kız çocuklarının okul dışında kalacağını kastetmenin de hiçbir geçerli gerekçesi yoktur. Niye kalsın?. Kesintili diyoruz. 4 okuyacak, 4 daha okuyacak. Burada herhangi bir ayrım yok, ikinci 4'te tercih yetkisi var. Ama devam etmek zorunda. Üçüncü dörde başlarken orada isterse açık liseyi tercih edebilir. Yani ABD'de , evden eğitim sistemini kurmuş, bunu bir araya geldiğimizde konuştuğumuzda bunu anlatıyorlar, Türkiye buna neden bu kadar Fransız kalsın. Ama dert başka. İdeolojiktir. 12 yıl kademeli eğitimin ilk iki dört yıllık döneminde devam mecrubiyeti getiriyoruz. Bu yüzden kız çocuklarının okuldan koparılacağı endişesi tamamen yalandır, yersizdir. Okullaşma oranı özellikle kız çocuklarının okullaşma oranı AK Parti hükümeti döneminde rekor artış gerçekleşmiştir. Bizim dönemimizde bırakını kız çocuklarını, adeta ihmal edilmiş çocuklar bile okulla buluştu. 2007'den itibaren sağlık problemleri nedeniyle okula gidemeyen 4239 öğrencimize biz evinde eğitim hizmeti verdik. Kampanyalarla 350 bin kız çocuğunu okulla buluşturduk. Nasıl olurda sen hala kalkıp kızların eğitimde öğretimde önü kesilir dersin. Bunları yapan AK Parti. En fazla yatırımı eğitime yaptık. Kalkıp bize bu şekilde saldırmak inanın adeta bakar kör olmaktır. Eğitimi birilerinin deneme tahtası olmaktan çıkardık, inşallah tüm aksaklıkları gidererek Türkiye'de farklı bir neslin yetişmesinin önünü daha da açacağız."
ULUDERE'Yİ UNUTMADIK
Başbakan Erdoğan, terörle mücadelenin kararlıkla sürdüğünü, örgütün maskesinin düştüğünü söyledi. Örgüt içi infazların tek tek ortaya döküldüğünü anlatan Erdoğan, güvenlik kuvvetlerinin bugüne kadar örneği görülmeyen uyum ve koordinasyon içinde olduğunu söyledi. Erdoğan, "Herkes anayasanın ve yasaların tanıdığı sınırlar içinde vazifesini en iyi yapmanın gayretinde. Kurumlar arasında bir çatışma varmış gibi göstermek kimsenin işine yaramaz. Aksine Türkiye'ye büyük zarar verir. Hasımlarını, terör örgütünü sevinderecek bu tür girişimlerden uzak durulmasını hatırlatmak istiyorum" dedi. Erdoğan, Uludere'deki vatandaşları da unutmadıklarını söylerken, sürecin devam ettiğini söyledi. Erdoğan, Uludere Komisyonu'na da seslendi. Komisyon çalışmalarında gizliliğin esas olduğunu önüne gelenin komisyon adına çıkıp açıklama yapamayacağını söyleyen Erdoğan, birilerinin hemen açıklama yapmaya başladığını belirterek komisyonun CHP ve BDP'li üyelerini "dezorfasmayona" gitme gayretiyle suçladı. Erdoğan, eşi Emine Erdoğan'ın da katılacağı Uludere ziyaretinin havalar müsaade ettiği an gerçekleşeceğini söyledi. Grupta, değişik partilerden 2 ilçe ve 7 belde belediye başkanı da AK Parti'ye katıldı. Başkanlara rozetlerini Erdoğan taktı.
Bizi Takip Edin
YORUMLAR
