Türkiye için başkanlık sistemi
Başkanlık sistemi bizde 1960'lardan beri tartışılır. Osmanlı Devleti yıkıldığı zaman parlamenter demokratik monarşi idi. Gazi Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal ve hâlihazırda Tayyip Erdoğan gibi karizmatik liderlerin devri, fiilen başkanlık sistemini andırır.
Başkanlık sistemi ABD'de mükemmel bir şekilde tatbik olunmaktadır. 1848 Fransız anayasası başkanlık sistemini kabul etmişti. 1851'de hükümet darbesiyle neticelendi. İmparator Napoléon'un yeğeni olan başkan Louis Napoléon Bonaparte başkan seçildiği için değil, ismi sebebiyle darbe yaptı. Latin Amerika ülkelerinde bunun kötü birer taklidine rastlanır. Bu bakımdan başkanlık sistemi denince akla ABD gelir. Hatta "Başkanlık sistemi ABD'ye hastır; başka memleketlerde tatbik olunamaz" deniyor. Halbuki dünyada demokrasinin gidişi başkanlık sistemine doğrudur.SEÇİLMİŞ KRALLARParlamenter sistemde hiçbir parti ekseriyeti elde edemezse sistem tıkanır. Koalisyon kurulur. Başbakan ile meclisin uyumlu çalışması zorlaşır. Hatta Belçika'da olduğu gibi aylarca hükümet kurulamayabilir. Başkanlıkta sistemin tıkanması çok zordur. Başkan ile meclisteki çoğunluk aynı partiden değilse, başkan istediği kanunları çıkartamaz. Hükümetin icraatı sekteye uğrayabilir. Başkanın kudreti "yağmurda eriyen tuz yığınına" döner. Fakat tarih boyu Amerika'da böyle bir şey vuku bulmamıştır.Parlamentolar, tarih boyunca yürütmeden bir şeyler kemirerek teşekkül etmiştir. Ama artık zaman eskisi gibi değildir. Teknoloji, yürütmenin güçlü ve çabuk olmasını gerektirmiştir. Parlamentolar, eskiden kralların düştüğü hale düşmüştür. Birinci Cihan Harbi, parlamenter hükümet devrini kapatmış, icranın güçlü olduğu bir devri açmıştır. Kıta Avrupası'nın Amerika karşısında gerilemesi, güçsüz hükümetler ve koalisyonlarla izah edilmiştir. Bugün parti disiplini sayesinde, iktidar şahsîleşmiştir. Parlamenter sistemlerdeki başbakanlar için, "seçilmiş krallar" veya "diktatörün dik âlâsı" tabirleri kullanılmaktadır. Hele meclis ekseriyetine de sahipse, memleketin tek hâkimi odur. Akıntıyı tersine döndürmek mümkün gözükmediğine göre, bunun adını koymak, bir başka deyişle başkanlık sistemini kabul etmek yerinde görülebilir. 12 Eylül ihtilâlinde ihtiyar bir ahbabımız "Şimdi ne oldu?" diye havadis sorduğunda, damadı "Eskiden 450 kişi karar veriyordu, şimdi beş kişi verecek" diye hülasa etmişti. Bu sefer amcamız gülerek "Beş çok efendim, bir kişi karar vermelidir" dedi. Bu söz, bizdeki lider telâkkisinin bir ifadesidir. İslâm kültüründe halifenin seçimle başa gelmesi idealdir. Başa geldikten sonra istişare eder; ama kararı yalnızca o verir. Tenkit edilebilir; ama kararları yerine getirilir. Hukuka aykırı veya keyfî davranmışsa, karşısında mahkemeyi bulur. Yasama salahiyeti esas itibariyle yoktur. Şer'î hukuk her şeyi tanzim etmiştir. Ölüm, istifa, vazifesini yapamayacak şekilde sakatlık ve dinden dönme dışında makamından alınamaz. Türk devlet geleneğinde, "Bir kişinin eli kalkar, bir kişinin eli iner!"
Bizi Takip Edin
YORUMLAR
