Tüm Dünya'yı etkisi altına alan koronavirüs salgını hakkında açıklamalarda bulunan GİMDES Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer, "Virüs, yaşamak için bitki, hayvan veya bakterilere ihtiyaç duyan cansız bir parazittir. Cansız olmalarının nedeni, canlılığın gereksinimi olarak görülen vücut yapısını (organizasyonu) sürdürebilmelerini sağlayan iç aktiviteden (metabolizmadan) yoksun olmalarıdır. Virüsler, enfekte ettikleri yapının dışındayken bir protein zırh içine hapsolmuş bir genetik malzemeden (RNA veya DNA) ibarettirler. Bir yapıyı enfekte ettiklerinde ise protein zırhları dağılır ve DNA/RNA'dan ibaret olurlar. Organizasyon ve iç aktivite kriterlerini aynı anda ve sürekli olarak sağlamadıkları için cansız olarak kategorize edilirler; ancak birçoklarınca 'canlılığın eşiğindeki cansızlar' olarak değerlendirilirler.

Virüslerin sadece proteinden bir kılıfları ve genetik malzemeleri vardır; dolayısıyla canlı bir yapı olmaksızın varlıklarını sürdüremezler. Bu nedenle canlı olmayan yüzeylerde, çoğu zaman kısa sürede (birkaç saat ila birkaç gün içinde) parçalanarak dağılırlar. Antibiyotiklerin virüsler üzerine etkisi yoktur. Virüsler çok küçüktür ve kendiliklerinden metabolizmaları olmaması nedeniyle kendi başlarına üreme yetenekleri yoktur. İçlerine girdikleri yapıları zorlayarak, adeta, yeni virüs üretmek için kullanırlar. Sonrasında da, yapı hücreyi imha ederek hastanın vücudunda hızla çoğalmaya devam ederler." ifadelerine yer verdi.

"Rabbimiz bizi açlık ve korku ile imtihan ediyor" 

"Allah kendi mülkünde, kendi yarattığı kullarını bugüne kadar asude bir şekilde yaşattığı yurtlarında korku ve endişe içerisinde yaşatıyor. Bu bir küresel musibetten başka bir şey olabilir mi?" diyen GİMDES Başkanı, "Kutsal kitabımızda hikmetleri ile anlatılan çeşitli kavimlere, tarihin çeşitli zamanlarında uygulanmış musibetleri okumuyor muyuz? Mühim olan bu musibetlerden ders almak ve yüzümüzün akıyla çıkabilmek Biz mutlaka sizi biraz korku, biraz açlık yahut mala, cana veya mahsullere gelecek noksanlıkla imtihan ederiz. Sen sabredenleri müjdele! Kendilerine yapılan öğütleri unutunca, biz kötülükten men edenleri kurtardık ve zalimleri, Allah'a karşı gelmelerinden ötürü şiddetli azaba uğrattık. Biz de açık seçik mûcizeler olmak üzere onların üzerine tûfan, çekirge, haşarat, kurbağalar ve kan gönderdik. Yine de büyüklük tasladılar ve günahkâr bir kavim olmakta direndiler" ifadelerini kullandı.

"Gerekli sağlık ve güvenlik tedbirlerini almalıyz" 

Virüs gelecek diye nefes almaktan korktuklarını belirten Dr. Büyüközer, "Virüs gelecek diye nefes almaktan dahi korkuyoruz. Hâlbuki korkunun, ecele bir faydası olmayacağını neden bilmiyor gibi davranıyoruz? Bir felaketin bir tehdidin karşısında gerekli sağlık ve güvenlik tedbirlerini alacağız muhakkak, ancak tesirini ve yardımını Allah'tan talep edeceğiz. Aşırı telaşın yerine Müslümanca muhasebemizi yapmalıyız, geçmişte yaptığımız yanlışlarımızı hatırlamalı güzelce bir nasuh tövbesi yapmalıyız. Bundan sonramız için yeni bir yol haritası yapmalıyız. Ümmet için dualar yapmalıyız. Ümmet için kalıcı hizmetlerin yapılmasında öncüler olmalıyız..Rabbimiz bizi sıratı müstakimde sabit durmayı nasip buyursun.Her türlü felaketlerden bizi muhafaza buyursun." dedi.

"Ağaçtan düşen bir yaprak bile, ilâhî kaderle düşer" 

Ağaçtan düşen bir yaprağın bile, ilâhî kaderle düştüğü, Kuran'ı Kerim'de beyan edildiğini ifade eden Dr. Büyüközer, "Allah elbette dünyada da cezalandırır. Cezalandırdığını ve kıyamete kadar da cezalandıracağını Kuran'ı Kerimi'nde bildiriyor. Hayatta en çok korkulan ve ilâhî bir tehdit olarak bilinen büyük olaylar; tufanlar, kasırgalar, depremler, kıtlıklar, yıldırımlar, düşman işgalleri ve bulaşıcı hastalıklar ilâhî birer gazap tecellileridir. 'Tabiat olayları' olarak görülen bu tip olaylar, gelişigüzel olmayıp birçok sebep ve hikmetlere bağlıdır. Bu tip acı hâdiseler, insanların isyanları ve günahları sebebiyle meydana gelir. Ve ilâhî nizamın bir emri ile tahakkuk safhasına girer. Allah, zalim değildir. Fakat bu felâketlerin, kulların hak etmesiyle zuhur ettiği bir gerçektir. İlâhî nizama ve yaradılış esaslarına karşı koyanların, Allah'ın ilâhî intikamının acı tatbikatı ile karşılaşmaları kaçınılmazdır." dedi.

"Tüm planların üzerinden Allah'ında bir planı vardır" 

Dr. Büyüközer şöyle devam etti: "ABD'nin bir planı var deniyor, AB'nin bir planı var deniyor, Çin'in bir planı var deniyor, Rusya'nın bir planı var deniyor. Herkesin bir planı varsa hepsinin üzerinde Allah'ın da bir planı olamaz mı?. O'nun planı var şimdi önümüzde. Hepimiz tutukluyuz bu yüzden O'nun mülkünde. Başkanlıktan, bakanlara, diyanetten müftülüklere bu planda adeta gardiyanlık görevini sadakatle yürütüyorlar. Talimat üstüne talimat yayınlıyorlar. İkinci bir emre kadar, Camiler kapansın, Cuma namazları kılınmasın, insanlar birbirine sarmaş dolaş olmasın, tokalaşmasın, aralarında en az 1 metre mesafe olsun, uzaktan baksınlar birbirlerine, sokaklarda dolaşmasınlar, her türlü toplantılar yasaklansın, herkes evde otursun. Bu talimatlara uymanın vatandaşlık görevi olduğu aksi davrananların adeta vatan haini olacağı şiddetle vurgulanıyor.
Tamam! bu görev şuuruna karşı değiliz. Ama ister istemez soruyor insan; alkollü içkiler koronavirüs kadar tehlikeli değil mi? Alımda satımda almış başını giden faizcilik koronavirüs kadar tehlikeli değil mi? Sapkın ilişkileri uygulayan, yayan şahısların serbestçe dolaşmaları koronavirüs kadar tehlikeli değil mi?, Fuhuş yuvaları koronavirüs kadar tehlikeli değil mi?, Sigara koronavirüs kadar tehlikeli değil mi?, Genetik yapıları değiştirilmiş ürünleri tükettirmek koronavirüs kadar tehlikeli değil mi?, MSG'li ürünlerin zararlı oldukları bilindiği halde üretimine izin vermek koronavirüs kadar tehlikeli değil mi?, Rabbimizin haram ve necis olduğunu beyan ettiği hayvanın katkı maddelerini içeren ilaçları, aşıları tükettirmek korona kadar tehlikeli değil mi?. Bu ve daha birçok sorular cevapsız kalıyorken ve bu illetler sebebi ile yılda 10 binlerce insanımız ölürken, koronavirüs için kopartılan bu yaygara, çıkartılan ayyuka kusura bakmayın insana ciddiyet duygusu vermiyor. Biliyorum Kral çıplak diyen insanlar sevilmez. Ama sevilmese de her devirde kral çıplak diyecek doğrucu Davutlar çıkmaya devam edecektir."

"Ümmet için kalıcı hizmetlerin yapılmasında öncüler olmalıyız" 

Dr. Büyüközer son olarak şunları kaydetti: "Allah'ın önceki ümmetler için uyguladığı yasası, bu toplumlar için de aynen vuku bulur ve bunları da benzer bir akıbetle karşı karşıya bırakır. Peygamberlerin helâk olan kavimlerine uygulandığı gibi, peygamber bulunmayan toplumlar da isyankârlıkta aşırıya gidip artık cezalandırılmayı hak edince, öncelikle büyük helakin habercisi niteliğinde bazı küçük cezalarla uyarılırlar. Bu cezalar, A‘râf suresinde de belirtildiği gibi öncelikle bugünkü imtihanımız koronavirüs! Şu hale bakın tesettürlüsü, tesettürsüzü hanım efendiler; sakallısı, sakalsızı beyler, genci ihtiyarı marketlere hücum ettik, rafları bir gece ve bir gündüzde talan ettik. Bir felaketin bir tehdidin karşısında gerekli sağlık ve güvenlik tedbirlerini alacağız muhakkak, ancak faydasını Allah'tan talep edeceğiz."