Değerlerimizi kaybetmek ilk olarak çocukları etkiledi: Prens ve prensesler eline silah aldı
Prof. Dr. Burak Doğangün: Ataerkil dönemden, ‘çocuk erkil’ döneme geçildi. Evde alınacak deterjandan, eşyadan, arabanın seçimine kadar çocuk karar veriyor. Anne babanın “hayır” diyemediği çocuk gerçek hayatta otoriteyle karşılaşınca öfke gösteriyor.
- Çocuklarda şiddetin tek bir sebebe bağlı olmadığı, aileden topluma, ekrandan eğitime kadar uzanan çok katmanlı bir mesele olduğu belirtiliyor.
- Toplumsal değerlerin zayıflamasıyla çocukların içindeki agresyonun ortaya çıktığı ve yaşamın bir anlamı olmadığı düşüncesinin yaygınlaştığı ifade ediliyor.
- Ailelerde sınır koymanın unutulduğu, çocukların karar verici hale geldiği ve anne babanın koruyucu rolünün zayıfladığı bir tablo çiziliyor.
- Dijital oyunların çocukları yönlendirdiği, hazır dünyalara teslim olmalarına ve şiddete sürüklenmelerine neden olduğu öne sürülüyor.
- Ekrandan taşan şiddete dikkat çekilerek, mafya dizilerinin özendirilmesi, televizyonlardaki şiddet, ihanet ve cinayet dolu içeriklerin çocuklar üzerindeki etkisi vurgulanıyor.
- Dünyadaki savaş ortamının şiddeti olağanlaştırdığı ve çocukların bunları rol model olarak algıladığı belirtiliyor.
ZİYNETİ KOCABIYIK- Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta çocuklar tarafından gerçekleştirilen ve çok sayıda öğrencinin ölümüne sebep olan okul katliamlarını yorumlayan uzmanlar, ortaya çıkan tablonun sadece bir “çocuk meselesi” olmadığına dikkat çekerek, “Çocuklarda şiddet tek bir sebebe bağlı değil. Aileden topluma, ekrandan eğitime kadar uzanan çok katmanlı bir meseleyle karşı karşıyayız. Değerlerin zayıflaması, ekran etkisi, aile tutumları ve toplumsal değişim iç içe geçmiş durumda. Bu başlangıç bu tür olaylar artarak devam edecektir. Tedbir alınmazsa daha kötü günler bizi bekliyor” değerlendirmesini yaptı.
Türk Pediatri Kurumu tarafından düzenlenen 61. Ulusal Kongre’de alanında uzman isimler, çocuklarda artan şiddetin perde arkasını çarpıcı ifadelerle anlattı.
“DEĞERLER ERİYOR, ÇOCUKLARIN İÇ DÜNYASI ÇÖKÜYOR”
Zaman içinde toplumsal değerlerin erozyona uğradığını söyleyen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Burak Doğangün, “Şiddet insanlık tarihi kadar eski. Ancak insanlık geliştikçe şiddet duygusunu bastırmayı öğrendi. Bu virütik bir hastalık gibi. Yani herkes virüse maruz kalıyor ama hastalanmıyor. Ne zaman hastalanıyor? Bağışıklık sistemi çöküp düştüğü zaman hastalık kendisini gösteriyor. Benzer bir durum da çocuk ve ergenlerin ruh sağlığı için geçerli. Toplumsal değerlerin zayıfladığı yerde çocukların içindeki agresyon da ortaya çıkıyor” dedi.
Eriyen toplumsal değerlerin son derece korkunç bir yansıması olduğuna işaret eden Prof. Dr. Doğangün, “Maalesef bu eriyen değerlerle beraber son dönemlerde birçok ergen de ‘yaşamın bir manası yok’ diye düşünüyor. Hatta yaşatmanın ve bir başkasının yaşamasının da manası olmadığını düşünüyor. Bu tarz toplu eylemlerde aslında kişiler eylemin sonunda çok büyük bir ihtimalle öleceklerini biliyor. Yani bu bir intihar saldırısı. Ama öte yandan ölüme giderken, öldürerek de gitmek aslında o toplumsal ve ahlaki değerlerin erimesi, vicdanların zayıflamasıyla bağlantılı” diye konuştu.
Kahramanmaraş'taki saldırıda ölen Adnan Göktürk Yeşil’in en büyük hayali ortaya çıktı! Kağıda yazmış
BENİM ÇOCUĞUM YAPMAZ DİYE DÜŞÜNMEYİN
Yaşanan bu durumlara mutlaka orta ve uzun vadeli çözümler üretmek gerektiğine dikkati çeken Prof. Dr. Doğangün, “Hepimiz tırnak içinde suçluyuz. Hepimiz tırnak içinde risk altındayız. Kendi çocuklarımızla hem zorbalık yapabilir hem zorbalığa maruz kalabilir, mağdur olabilir.
Benim çocuğumda olmaz diye düşünce tamamen bir inkârdır” dedi.
SINIR KOYMAYI UNUTTUK, ÇOCUK YÖNETİYOR
Aile içindeki rol değişimine de dikkat çeken Doğangün, tehlikeli bir tabloyu şöyle anlatıyor:
Bugün birçok evde çocuk karar veriyor. Evde alınacak deterjandan, eşyadan, arabanın seçimine kadar. Anne babanın koruyucu rolü zayıflıyor. Anne-babanın “hayır” diyemediği çocuk gerçek hayatta otoriteyle karşılaşınca öfke gösteriyor” dedi.
EVDEKİ ANNEYE BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR
Çocuğun ilk eğitiminin evde anne tarafından verildiğini ifade eden Prof. Dr. Fügen Çullu Çokuğraş:
“Bir anne bu olayları gördükten sonra her an, her gün kendi çocuğuna da olabileceği veya kendi çocuğunun da bunu yapabileceğini düşünebilir ise buradan kurtuluruz diye düşünüyorum. Yani yine kadının eğitimiyle bu işi çözebileceğimizi düşünüyorum"
ÇOCUKLARA KENDİ HAYALLERİMİZİ YÜKLÜYORUZ
Prof. Dr. Burak Doğangün’e göre mesele sadece şiddet değil, çocuklara yüklenen görünmez roller.
Bazı anne babaların farkında olmadan çocuk yaparken kendi çocukluklarını onarmaya çalıştıklarına işaret eden Prof. Dr. Doğangün, “Anne baba çocuğuna ‘Ben olamadım, sen ol’, ‘Ben yaşayamadım, sen yaşa’ diyor. Bu da çocuğun omzuna ağır bir yük bindiriyor. Bu durum zamanla farklı bir noktaya geliyor. Bir bakıyorsunuz ‘Arabada prens var, prenses var’ deniyor. Ama bu, çocuğun merkeze konduğu bir düzene sebep oluyor. Anne baba da bilinçli olarak çocuğu üzerinden ‘kral’, ‘kraliçe’ oluyor. Bu da narsisistik bir yapı doğuruyor. Önce ben diyen bir nesil yetişiyor. Bu da okulda öğretmene parmak sallamakla başlıyor, sonra hayatın her alanına yayılıyor” diye konuştu.
Kahramanmaraş'taki okul saldırısının fâili İsa Aras Mersinli'nin yeni görüntüleri
OYUNLAR ÇOCUKLARI HİPTONİZE EDİYOR
Yaşanan şiddet olaylarında oyunların önemli bir rolü olduğunu söyleyen Prof. Dr. Doğangün, dijital oyunların çocukları yönlendirdiğine dikkati çekerek, “Eskiden çocuklar sokakta oyun kurar, hayal kurar, kendi dünyasını inşa ederdi. Şimdi ise ekranın içindeki hazır dünyalara teslim oluyorlar. Çocuğun hayal kurmasını sağlayan oyunlar yerini “görevli” olduğu, sürekli emir alan dijital senaryolara bırakmış durumda. Çocuk oyunu kendisinin oynadığını sanıyor oysa oyunu kurgulayanlar ona istediğini yaptırıyor. Bu da çocuğun dünyayı algılayışını değiştiriyor. Şiddete sürüklüyor” dedi.
EKRANDAKİ ŞİDDETE KARŞI RTÜK HAREKETE GEÇMELİ
Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur ise ekrandan taşan şiddete dikkati çekerek “Çocuğun üzerine ekrandan şiddet yağıyor. Dizilerde mafyatik davranışlar özendiriliyor. Sabah programları, kadın programları, diziler, televizyonlardaki tartışma programları, şiddet, ihanet ve cinayetlerle dolu. Öte yandan çocuğun silaha bu kadar kolay ulaşabiliyor olması da şiddeti arttırıyor. Sosyal medya yasasının bir an evvel çıkmasını ve RTÜK’ün öncelikle mafya dizilerini yasaklamasını, ekrandaki şiddet dozunu düşürmesi için bir an önce harekete geçmesini bekliyoruz. Çocuklarımız ekran reytinginin kurbanı oluyor” diye konuştu.
Türk Pediatri Kurumu önceki Başkanı Prof. Haluk Çokuğraş dünyanın yaşadığı savaş ortamının şiddeti olağanlaştırılmasına katkı sağladığının altını çizerek, “İsrail Gazze’de insanları, çocukları öldürüyor, İran’da okul bombalıyor. Bütün bunları ekranlardan canlı canlı izliyoruz. Ölmek ve öldürmek sıradan bir durum hâline geldi. Güçlünün kazandığı mafya dizileri de bunun üzerine eklenince çocuklar bunları rol model olarak algılıyor. Ekranlardaki şiddete dur demek gerekiyor” dedi.
