Tedavi robotları “süper insanın” prototipi mi? Felç tedavisinden insan 2.0 tartışmalarına
Bugün MS, ALS, serebral palsi, inme ya da travma sonucu oluşan hareket bozukluklarının tedavisinde kullanılan robotik destekler, nöromodülasyon sistemleri ve yapay zekâ uygulamaları “süper insana” geçiş basamağı olarak değerlendiriliyor.
- Giyilebilir robotik teknolojiler, felç gibi durumlarda hareket kabiliyetini geri kazandırmayı hedefliyor.
- Bu teknolojilerin temel amacı, insanın kendi var olan potansiyelini açığa çıkarmaktır.
- Cybernetic yaklaşım, beden ile bilinç arasındaki kopukluğu kapatmayı amaçlar.
- Giyilebilir sistemler, insanın kendi bedenini ve zihnini tanımasını sağlayan bir öğrenme sürecinin parçasıdır.
- Gelecekte bu cihazlara ihtiyaç kalmayabileceği, asıl amacın bedenin kendi iyileşme ve denge kurma mekanizmalarını aktif hale getirmek olduğu belirtildi.
- Yapay zekâ destekli sistemlerin hastanın durumunu anlık analiz ederek kişiye özel destek sunması bekleniyor.
ZİYNETİ KOCABIYIK - Geçtiğimiz hafta İstanbul’da düzenlenen Cybernicx Future 2026 Zirvesi, bilim kurgu filmlerini aratmayan gelişmelere sahne oldu. Tıp ve teknolojinin kesiştiği en çarpıcı başlıklardan birini gündeme taşıyan zirvede felçten MS’e, ALS’den omurilik yaralanmalarına kadar birçok hastalıkta hareket kabiliyetini geri kazandırmayı hedefleyen giyilebilir robotik teknolojiler masaya yatırıldı.
Zirvede konuşulanlar, “Geleceğin insanı nasıl olacak?” sorusunu da yeniden gündeme taşıdı. Giyilebilir robotik sistemler, bilim dünyasında yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Uzmanlara göre bu teknolojiler yalnızca tedavi değil, insan kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan yepyeni bir yaklaşımın parçası. Cybernicx Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Akdemir ile bu dönüşümü konuştuk.
FELÇ TEDAVİLERİ İLK BASAMAK
Giyilebilir robotik teknolojiler denildiğinde akla ilk olarak felçli hastaların yürüyebilmesi geliyor. Bu yaklaşım bununla mı sınırlı?
Felçli hastaların yeniden yürüyebilmesi bu teknolojinin en somut ve heyecan verici sonuçlarından biri. Ancak bu yalnızca başlangıç. Cybernetic yaklaşımın temel amacı, insanı dışarıdan güçlendirmek değil, insanın zaten var olan ama kullanamadığı potansiyeli açığa çıkarmak. Giyilebilir sistemler, insanın kendi bedenini ve zihnini tanımasını sağlayan bir öğrenme sürecinin parçasıdır. Bugün bu sistemleri kullanıyoruz çünkü insan bedeninin işleyişini henüz yeterince tanımıyoruz. Teknoloji burada bir “destek aracı” olarak görülüyor. İnsan bedeninin ve beyninin birlikte çalışmasını kolaylaştıran bir köprü görevi üstleniyor. Teknoloji burada insanı “süper” yapmak için değil, insanı kendi gerçek kapasitesine yaklaştırmak için devreye giriyor. Bu bir güç gösterisi değil, bir kapasite açılımıdır.
BEDENLE BİLİNÇ ARASINDA KOPUKLUK VAR
Cybernetic yaklaşım tam olarak neyi ifade ediyor?
Bugün bir insan olarak kendi hücrelerimizin neye ihtiyaç duyduğunu bilmiyoruz. Bir hücrenin ne kadar sodyuma ihtiyacı olduğunu, hangi hücrenin stres altında çalıştığını ya da bedenimizin hangi noktada dengesini kaybettiğini doğrudan algılayamıyoruz. Oysa bedenimiz bunların hepsini biliyor. Sorun, beden ile bilinç arasındaki kopukluktur. Cybernetic yaklaşım bu kopukluğu kapatmayı hedefler. Teknoloji burada insanın yerine geçmez; insanın kendi sistemini anlamasına aracılık eder.
Giyilebilir sistemlerin geleceği nasıl şekillenecek?
Bugün kullandığımız giyilebilir teknolojiler aslında oldukça tanıdık bir mantıkla ilerliyor. Gözlük, saat veya protezler gibi insan yaşamına sonradan eklenen araçlar zamanla beynin kabul ettiği bir uzantıya dönüşebiliyor. Giyilebilir robotik sistemler de benzer bir süreçten geçiyor. Ancak bu teknolojilerin nihai hedefi insanı cihazlara bağımlı hâle getirmek değil. Bu sistemler, insanın kendi bedenini ve zihnini tanımasını sağlayan bir öğrenme sürecinin önemli bir parçası olarak görülüyor.
İNSAN GERÇEK KAPASİTESİNİ KULLANMAYI ÖĞRENECEK
Yani gelecekte bu cihazlara ihtiyaç kalmayabilir mi?
Uzmanlara göre evet. Bugün kullanılan robotik destekler, nöromodülasyon sistemleri ve yapay zekâ uygulamaları birer geçiş basamağı olarak değerlendiriliyor. Asıl amaç, bedenin kendi iyileşme ve denge kurma mekanizmalarını aktif hâle getirmek. Vücudun yardımı olmadan iyileşebilen tek bir hastalık yoktur. Tedavinin özü, bedeni iyileşmeye yönlendirmektir. Cybernetic yaklaşımda esas olan, vücudu baskılamak değil, vücudu doğru yöne sevk etmektir. Geleceğin tıbbı, çok gelişmiş bir makine olan insan bedeninin kullanma kılavuzunu açmakla yükümlüdür. Bu nedenle invaziv çözümler, çipler ya da sürekli nöromodülasyon nihai hedef değildir. Bunlar geçiş dönemine ait araçlardır.
Giyilebilir robotik sistemler konusunda çığır açan çalışmaları bulunan Japon bilim insanı Prof. Dr. Yoshiyuki Sankai, zirvede yaptığı çalışmalarda giyilebilir teknolojilerinin hedefinin, tıbbı “iyileştirme” safhasından çıkarıp “insan kapasitesini teknolojiyle artırmak” olduğunu söyledi.
YAPAY ZEKÂ VÜCUDUN LABORATUVARI OLACAK
Yapay zekâ bu süreçte nasıl bir rol üstlenecek? Gelecekte bir robotik sistem, hastanın o anki yorgunluk seviyesini veya kas direncini hissedip ona göre mi destek verecek? Yani teknoloji bizi bizden daha iyi mi tanıyacak?”
Gelecekte yapay zekâ destekli sistemlerin, hastanın kas gücünü, yorgunluk seviyesini ve performansını anlık analiz edebilmesi bekleniyor. Bu sistemler, hastaya kişiye özel destek sunarak tedavi süreçlerini daha verimli hâle getirebilir. Uzmanlar bu süreci “İnsan 2.0” kavramıyla açıklıyor. Bu bir robotlaşma değil, bilinçli bir evrimdir. Cybernetic Future, bu kaçınılmaz dönüşümü erkenden kabul eden ve altyapısını kurmaya çalışan bir kültürdür. Bu kavram, insanın teknolojiyle birleşerek daha bilinçli ve kontrollü bir biyolojik yapı kazanmasını ifade ediyor.
