Duygu YILMAZ

Doğum, bir kadının şüphesiz hayatında yaşadığı en büyük değişikliklerden biri. Yeni bir bebeğin dünyaya gelişiyle birlikte annenin de hayatı büyük bir değişime uğruyor. Anne, aylarca büyük bir hevesle kavuşmayı beklediği bebeğini ne kadar severse sevsin doğum sonrası stres, uykusuzluk, bakıma muhtaç bir canlının sorumluluğu, acemiliğin zemin hazırladığı yetersizlik hissi, alınan kilolar ve değişen hayatla birlikte kendini kötü hissedebiliyor.

Uzmanlar doğum sonrası hüznü olarak adlandırılan ve normal kabul edilen bu sürecin uzamasının doğum sonrası depresyonuna davetiye çıkardığına dikkat çekiyor. Kadın, annelik rolünü benimsemekte güçlük çeken bir yapıya sahipse depresyon da kaçınılmaz oluyor. Tüm bu süreç değişen hormonlar ve hayat düzenine bakıldığında normal karşılanırken telefonunu eline alan taze annelerin canı epey sıkılıyor.  

KÖTÜ DÖNGÜYE KAPILMAYIN

Sosyal medya uygulamalarında her şeye yetişebiliyormuş gibi görünen mükemmel anneler, doğum sonrası incecik bedenler ve kusursuz mutlu aile fotoğrafları… Yapılan araştırmalar sosyal medyadaki bu mükemmeliyetçi ebeveynlik gösterisinin birçok yeni anneye kendini yetersiz hissetmesine sebep olduğunu gösteriyor. 

Günümüzde oldukça popüler olan Instagram uygulamasında meşhur olan instamomlar, hayatlarının sadece göstermek istedikleri kısmıyla ‘kusursuz anne’ profili çiziyor. Bu kişileri merakla takip eden ve bu illüzyona kapılan yeni anneler de “Benim bebeğim neden böyle uslu değil? Ben neden doğum öncesi kiloma hemen geri dönemedim? Ben neden böyle her şeye yetişemiyorum?” Neden, neden, neden! diye hayıflanıyorlar. Arka yüzünü göremediği, sadece sosyal medyadan tanık olabildiği bu sözde mükemmel hayata özenen taze anneler kendi hayatlarında bunu gerçekleştiremeyince kontrol edemedikleri kötü hissetme döngüsünün de içine giriyor. 

Aile Danışmanı ve yazar Hilal Çorbacıoğlu da raflarda yerini alan son kitabı Çocuklara Eşlik Etme Sanatı’nda “Ebeveynin mükemmeli mi yoksa yeterlisi mi makbuldür?” sorusundan yola çıkarak iyi bir ebeveynin nasıl olması gerektiğine dikkat çekiyor. İyi bir ebeveynin egodan bağımsız üstlenilmesi gereken bir yol ya da sıfat olduğunu belirten Çorbacıoğlu “Sosyal medyada ‘var olabilmek’ pahasına paylaşımda bulunmak için çocuğuyla oyun oynaması, paylaşım için çocuğunu giydirmesi, koşturması, onunla ilgilenmesi işin tabiatına aykırı olduğundan çocuk da bunu hisseder. Yeterince iyi ebeveyn, hayatın ve gelişimin doğal akışına güvenir” ifadelerine yer veriyor.

ÇOCUKLARLA İLETİŞİMİNİZE DİKKAT

Hilal Çorbacıoğlu’nun kitabıyla aynı adı taşıyan ve araştırma şirketi Areda Surbey tarafından 1.100 ebeveyn ile yapılan bir araştırma yanlışları da gün yüzüne çıkardı. Araştırmada katılımcılara “Teknolojinin aile içi iletişiminizi etkileme düzeyi nedir?” diye sorulduğunda yüzde 51,6 etkiledi cevabını verirken, yüzde 27,4 ne etkiledi ne etkilemedi, dedi. Ailelerin yüzde 24,6’sı çocuklarıyla ilgilenirken dahi telefonun yanlarında olduğunu belirtti.

Çorbacıoğlu “Çocukla geçirilen vakitte özellikle telefon kullanımımızı azaltmalı ve çocuğumuza odaklanmalıyız. Teknolojiden yararlanmalı ancak aile içinde kuracağımız güçlü iletişim bağını etkilemesine izin vermemeliyiz. Burada özellikle telefon ya da sosyal medya detoksu uygulamak birlikte geçireceğimiz vakti daha değerli kılmaya yardımcı olacaktır” tavsiyesinde bulundu.

Türkiye, sosyal medyanın bağımlısı oldu: Her gün 2 saat 57 dakika Türkiye, sosyal medyanın bağımlısı oldu: Her gün 2 saat 57 dakika 2021 verilerine göre, Türkiye sosyal medyanın bağımlısı oldu. Kullanıcıların günlük ortalama 2 saat 57 dakikasını sosyal medyada geçirdiği ortaya çıkarken, Türkiye bu rakamla dünya genelinde 2 saat 25 dakika olan ortalamanın üzerine çıktı.