Anneler vicdan azabı çekiyor
Çalışan kadın hem ev hem de işteki sorumluluktan yoruluyor. Çocuğunu başkasına emanet ettiği için vicdan azabıyla baş etmeye çalışırken, bir de kötü bakıcı çıkıyor karşısına. İşte ücret, ayrımcılık ve terfi problemi de cabası...
CANAN ERASLAN
Çalışan anneler bilir... Hem iş hem evin sorumluluğu zordur. Buna bir de çocuğa yeterince vakit ayıramamanın, hatta onu hiç tanımadığınız birine emanet etmenin yükü çok ağırdır; çok. İşte bu zorluklar, geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırmayla bir anlamda rakamlara da döküldü... Araştırmaya göre çalışan annelerin yaşadığı en büyük zorluk, hem ev hem de işle ilgilenmek. Birçoğu eşinin kendisiyle sorumluluk paylaşmamasını dert edinip, bakıcı problemleri yaşarken, en fazla da “Çocuğumu başkasına bırakırken vicdan azabı yaşıyorum” diyor.
Araştırmayı DORinsight şirketi yapmış. Online olarak tamamlanan araştırmaya, hemen hemen bütün sosyo ekonomik gruplara mensup 697 çalışan anne katıldı. Araştırma kapsamında çocuğu olan ve çalışan annelere, çalışan anne olmanın zorlukları ve getirileri ile ilgili sorular yöneltildi.
Katılımcılara göre çalışan kadının yaşadığı en büyük zorluk hem iş hem ev ile ilgilenme mecburiyeti. Çalışan kadınların yüzde 48’i bu sıkıntıdan muzdarip. Diğer zorluklar ise çocuğunu başkasına emanet etmenin getirdiği vicdan azabı yüzde 23, bakıcı problemi yüzde 10, çalışma hayatında cinsiyet ayrımı, ücret eşitsizliği, terfi sıkıntısı da dile getirilenler arasında.
Katılımcıların yarısı evdeki sorumluluğun paylaşılıp işlerin ortak yapılması gerektiğini düşünüyor. Yüzde 2’lik kesim “Erkek çalışmıyorsa işi o yapmalı” derken, yüzde 2’lik oran “Ev işi kadın işi” diyor. Fakat katılımcılar her ne kadar zorluk yaşasa da kendi ayakları üzerinde durabilmenin güveni, aile ekonomisine katkının verdiği mutluluk, psikolojik sağlığa olumlu etkisi ve çocuğun gelişimine olumlu katkısı sebebiyle çalışmaktan memnun...
EN BÜYÜK SIKINTI KREŞ
Katılımcıların yüzde 59’u çocuğun bakımına yönelik imkânlar (Kreş, okul vs) problemine çözüm bulunması gerektiğini anlatıyor. Yüzde 52’si esnek çalışma saatleri problemine, yüzde 35’i kadın-erkek eşitliği problemine, yüzde 18’i ise daha fazla iş imkânı sıkıntısına çözüm üretilmesi gerektiğini dile getiriyor.
ÇOCUĞUMA ZAMAN YETMİYOR
Katılımcıların yüzde 44’ü çalıştığı için çocuğuyla yeterince ilgilenemediğini düşünüyor. Yüzde 35’i ilgilenemediğini, yüzde 21’i ise ilgilendiğini söylüyor. Çalıştığı için sorumluluğunu aksattığını düşünenlerin oranı yüzde 33. “Aksatmıyorum” diyenler yüzde 33’ü buluyor. Katılımcıların yüzde 47’si annenin çalışıyor olmasının iyi bir “eş” olma sorumluluklarını aksatmadığını, yüzde 39’u kısmen aksattığını, yüzde 14’ü ise aksattığını söylüyor.
ÖNEMLİ OLAN SEVGİ VERİP İHTİYACINI ANLAMAK
Psikolog Önder Güven, vicdan azabı yaşayan annelere sesleniyor: Çocuğun 24 saat yanında olduğu hâlde ilgi göstermeyen anne olmak yerine, çalıştığı hâlde onu çok seven, ihtiyaçlarını bilip ona göre davranan ve birlikte olduğu saatleri sadece ona özel kullanmanın değerini kavramak en iyisi.
¥ Bir anne 24 saat çocuğuyla birlikte olduğu hâlde arkadaşlarını bilmiyor, derslerinden, ihtiyaçlarından habersizse; aynı odada oldukları hâlde biri tablette, biri televizyonda ve sosyal medyada ise anlamı yok.
¥ Bunun yerine çalışıyorsa bile hafta sonu izni ve akşamları çocuğuyla konuşan, sıkıntılarını bilen, ihtiyaçlarını bilip gidermeye çalışan, arkadaşlarının aileleriyle ilişki kurup öğretmenleriyle telefonda bile olsa yakınlık kurmak önemli. Okula gitmeyen çocukla akşamları sadece onunla geçireceğiniz 2 saatin değeri çok büyük. Çocuğuyla ilgilenmeyi sadece karnını doyurup üzerini giydirmek, temiz tutmak ve sürekli “yapma” demek zanneden annelerden çok daha sağlam çocuklar yetiştireceğinizden emin olun. Yeter ki zamanı iyi programlayın, işten gelip yemek yedikten sonra
televizyon karşısında hiç konuşmadan geçen saatlere bırakmayın kendinizi.
ÇOCUK VE ANNE DOSTU ŞİRKET SAYISI ARTIYOR
Kadın çalışma hayatına daha çok katıldıkça, çalışan mutluluğunu önde tutan şirketler de bu amaca uygun çalışma şartları geliştiriyor. Bunlardan biri, hazır giyim markası Koton. Çalışanlarının yüzde 62’si kadın olan, Doğu ve Güneydoğu illerinde kadının el emeğini değerlendirmek için projesini büyüten “Çocuğunu okula gönder, gel çalış” diye esnek saatlerle kadını çalışmaya çağıran bir şirket Koton. Şirket içinde ise çocuğu olan annelere karne günü izni, okulun ilk günü izni veriyor. ING de benzer güzellikler yapıyor. Onlar da ilk okul günü heyecanı, karne günü gibi anları çalışanlarının yaşamasını sağlıyor.
Generali Sigorta da öyle güzel bir uygulama başlatmış ki... Şirketin İnsan Kaynakları Müdürü Elif Uysal Kumcu’nun anlattığına göre okulun ilk günü ve karne gününe ilave olarak çocuk hastalandığında rapor süresince evden çalışma, süt iznini toplu kullanma, özel günlerde izinli sayılma gibi uygulamalar müthiş gerçekten...
