Marmara’nın 25 yıllık kâbusu! 2020’de her yeri sarınca fark edildi, müsilajın çözüm yolu açıklandı
Marmara Denizi’nde 25 yıldır etkisini gösteren müsilaj tedirginlik oluşturmaya devam ederken, gözler bir kez daha müsilajın nedenlerine çevrildi. Marmara Denizi'nin çöp ve kanalizasyon çukuru olarak kullanılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Bayram Öztürk “Müsilajın en büyük nedenlerinden biri arıtılmamış sular. Arıtmayı yaptığımız oranda Marmara Denizi düzelecek. Marmara Denizi'ni hasta olarak nitelendirebiliriz ama ölmüş değil” dedi.
- Prof. Dr. Bayram Öztürk'e göre müsilajın en önemli nedenleri arıtılmamış sular ve kirliliktir.
- Arıtmanın yeterli oranda yapılması halinde sorunun çözülebileceği ifade edilmiştir.
- Marmara Denizi'ndeki kirlenmenin sadece gemi kökenli değil, aynı zamanda arıtılmamış suların denize akıtılmasıyla oluşan kara kökenli kirlilik olduğu vurgulanmıştır.
- Deniz kirlendiğinde belli plankton türleri ve mikroskobik tek hücreli canlıların aşırı ürediği, bunun da müsilaj veya kızıl gelgite yol açtığı belirtilmiştir.
- Prof. Dr. Öztürk, Marmara Denizi'ne yüzde 50 oranında arıtılmamış su verildiğini ve arıtmanın yetersiz olduğunu söylemiştir.
- Müsilajın 25 yıldır Marmara Denizi'nde var olduğu ancak 2020'de herkesin dikkatini çektiği ifade edilmiştir.
Marmara Denizi'nde uzun yıllardır görülen müsilajın temel nedenlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, önemli noktalara dikkat çekti. Öztürk bunun en önemli nedenlerinin arıtılmamış sular ve kirlilik olduğunu belirtti.
Arıtmanın yeterli oranda yapılması halinde sorunun çözülebileceğini işaret eden Öztürk, müsilajın deniz ekosisteminin dengesinin bozulduğunu gösteren önemli çevre sorunlarından biri olduğunu hatırlattı.
“KARA KÖKENLİ”
Prof. Dr. Bayram Öztürk, kirlenmenin Marmara Denizi'ni tehdit ettiğini belirterek, "Marmara Denizi'ndeki kirlenme sadece gemi kökenli değil, aynı zamanda kara kökenli kirlenmedir. Kara kökenli kirlenme, arıtılmamış suların Marmara Denizi'ne akıtılması demektir. Bir litrelik su bile arıtılmadan verilmemelidir, verilirse müsilaj olur” dedi.
DENİZ KİRLENİNCE ORTAYA ÇIKIYOR
Deniz kirlenince belli plankton türlerinin ve gözle görülmeyen mikroskobik tek hücreli canlıların aşırı bir şekilde ürediğini belirten Öztürk, bunun sonucunda müsilaj ya da "red tide" denilen kızıl gelgitin ortaya çıktığını anlattı.
“HER TARAFI BİZE AİT OLAN TEK DENİZ”
1980'li ve 1990'lı yıllarda kırmızı planktonların, 1990'ların sonunda ise müsilaja neden olan fitoplanktonların ve mikroskobik tek hücreli canlıların Marmara Denizi'nde yoğun olarak görüldüğünü ifade eden Öztürk, şöyle uyardı:
Her tarafı bize ait olan tek deniz. Kuzeyi, doğusu, batısı, güneyi. Burayı ne Çinliler temizleyecek ne Arjantinliler, biz kirlettik biz temizleyeceğiz. Genel slogan şudur: 'Kirleten öder.' Biz kirlettik, biz ödeyeceğiz, arıtma yaparak ödeyeceğiz.
"ARITMA YETERSİZ"
Marmara Denizi'ne yüzde 50 oranında arıtılmamış su verildiğini belirten Öztürk, arıtmanın yetersiz olduğuna dikkat çekti.
“25 YILDIR MARMARA’DA"
Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:
Müsilaj, 25 yıldır Marmara Denizi'nde var. Peki şimdiye kadar niye duymadık? Bir musibet bin nasihat meselesi. Anlattık, anlattık duyuramadık. 2020 yılında her tarafı müsilaj kaplayınca herkes uyandı. Marmara Denizi'ni çöp ve kanalizasyon çukuru olarak kullanıyoruz, bunu yapmamamız gerekiyor. Başka iç denizimiz yok ve gelecek kuşaklara temiz bir deniz bırakmak zorundayız. Gelecek kuşaklar da balık yemeli ama kirletirsek yiyemeyiz.
