Tarlada oy savaşı
ABD'de son 60 yılın en kurak mevsimi yaşanırken gıda korkusu başgösterdi. Kuraklık endişesi ABD'de Başkanlık seçimlerine de yansıdı. Obama ve rakibi Romney mesailerinin büyük bölümünü tarlalarda çiftçilerle geçirmeye başladı.
EDİZ HUN'LA YEŞİL SAYFA BAŞKAN ADAYLARI MISIR TARLASINDA ABD'de kuraklık o denli ciddi boyutlara ulaştı ki, Başkan Barack Obama ve rakibi Cumhuriyetçi Başkan adayı Mitt Romney bile sık sık mısır tarlalarına inerek çiftçilerin dertlerini dinliyor.Sevgili okuyucularım, bu yıl dünyanın birçok bölgesinde sıcaklar mevsim normallerinin üzerinde seyrediyor. Bunun doğal sonucu olarak da kuraklık kaçınılmaz oluyor. Kuraklığın en çok vurduğu ülke ise 'süper güç' ABD... Ticaret hacmi trilyonlarca dolar olan bu ülkede başlayacak bir gıda krizi tüm dünyayı sarabilir. Hatta son yarım asrın en büyük kuraklığını yaşayan ABD'de, başkan adayları Obama ve Romney, önümüzdeki kasım ayında yapılacak seçimler için çalışmalarını bu yönde sürdürüyor. Anlaşılan o ki gıda krizi seçimin sonuçlarını belirlemede önemli bir rol oynayacak. Bu arada, artan gıda fiyatlarına karşı eylül ayında acil toplanma kararı alan G-20 ülkesi yetkililerinin görüşmesi öncesinde uzmanlardan gıda krizi korkusunu körükleyen uyarılar gelmeye devam ediyor. Son aylarda tahıl fiyatlarındaki yaşanılan artış, muhtemel bir gıda krizinin ilk sinyallerini verir gibi. Artışın sebebi ise ABD, Hindistan, Rusya, Ukrayna ve Kazakistan'daki kuraklık. Haziran'dan beri fiyatlar yüzde 30 oranında arttı ve bir ton buğdayın fiyatı 330 dolara tırmandı. En son 2008 krizinden önce fiyatlar bu denli artmıştı. Uzmanlar, muhtemel gıda krizi engellenmezse Batı Afrika'da yaşayan 18 milyon insanın açlık sınırına düşeceğini belirtiyorlar. BM'nin verdiği istatistiğe göre, dünya genelinde yaklaşık 925 milyon insan açlık sınırında. Gıda fiyatlarının artış sebeplerinden biri de hayvan yemi ihtiyacının artması. Artan et talebi, tarımlık arazinin yem üretiminde kullanılmasına yol açıyor ve bu alanlarda gıdalık tahıl üretilmiyor.Fiyat artışının diğer bir sebebi ise E10 adıyla bilinen "biyoyakıt". Mısır, kolza (kanola) ya da şeker gibi yemek masasına değil, araba deposuna gitmek üzere işleme gönderiliyor. Örneğin Amerika, ülke çapındaki mısır hasatlarının yarısını biyoyakıt kazanmak için kullanıyor. Yükselen benzin fiyatları biyoyakıta talebi arttırırken, tarlalar gıda için değil, yakıt için ekip biçiliyor.Gıda fiyatlarındaki artışın bir diğer sebebi de büyük şirketlerin borsadaki spekülasyonları. Tarım ürünlerine vadeli yatırım yapan büyük sigorta şirketleri, bankalar ve fonlar fiyatlardaki yükseliş eğilimlerini güçlendirerek fiyatların artmasına sebep oluyor. Kâr etme düşüncesiyle zaruri ihtiyaçları devre dışı bırakabilen bu kısır döngünün nasıl kırılabileceğine gelince... Tarım ekonomistlerine göre, biyoyakıtın kullanımı kısıtlanmalı. Yukarıdaki bilgilerden de anlaşıldığı gibi, "tarım alanları" son yıllarda insanoğluna besin temin etmek yerine, taşıtların ihtiyacı olan enerjiyi sağlamak üzere bilhassa artan petrol fiyatlarına karşı bitkisel kökenli Etanol üretimi için kullanılmaya başlandı. Burada maalesef dünya nüfusunun artış trendi hesaba katılmayarak büyük bir hata işleniyor. Değerli okurlar, dilerseniz krizi bir tarafa bırakıp temel besin kaynaklarının kullanımına başka bir açıdan bakalım. Dünyada insan besini olmaya uygun, denizlerdeki yosunlar dahil olmak üzere 80 bin 400 kadar bitki türü mevcut. Tarihsel gelişim sürecinde bunlardan sadece 3 bin 500 kadarı yiyecek olarak kullanılmış. Geniş çapta yetiştirilen tür sayısı ise sadece 160'la sınırlı kalmış. Günümüzde buğday; Avrupa, Avrasya ve Afrika'da, pirinç; Uzakdoğu Asya'da, mısır ise; Amerika kıtasında ön planda buğday ile birlikte yetiştiriliyor. Ancak ekilen mısır plantasyonlarının büyük bölümü Etanol üretimi için ayrılıyor. Çağımız insanları pirinç, buğday, arpa, mısır ve patatesi devamlı kullanırlarken, diğer bitkilerden gerektiği gibi faydalanamamakta. O halde yiyecek tedariki şimdi yalnız birkaç türün en iyi şekilde üretilmesine bağlı kalmaktadır. Hayati önemi olan bu besinlerin biri veya birkaçının durumunun kötüye gitmesi milyonlarca insan için ani bir kıtlık durumu ortaya çıkarabilir.Besin ihtiyacı başta insanoğlu olmak üzere bütün canlılar için hayati önem taşımaktadır. Herhangi bir olumsuz durumla karşı karşıya kalmamak için tarım alanlarını büyük bir titizlik içinde korumamız gerekmektedir.
Bizi Takip Edin
YORUMLAR
