Taşla çekilen kahve yanmaz acımaz, telvesi kremayı andırır adeta: Sır, değirmenin taşında
Dededen kalan 65 yıllık taş değirmende kahvesini kavuran Selim Dönmez, Fatih Malta Çarşısı'nda sadece kahve satmıyor, kuşakları aynı fincanda buluşturan sıcak bir mahalle kültürünü de yaşatıyor...
- Selim Dönmez, çiğ çekirdeği seçerek alıyor, tecrübesiyle kavuruyor ve hususi kaplarda dinlendiriyor.
- Dededen miras 65 yıllık, taşı ısınmayan, kahveyi yakmayan ve acılaştırmayan bir değirmen kullanıyor.
- Taş değirmen kahveye yumuşak bir içim ve rayiha kazandırıyor, ince öğüttüğü için telvesi pütürlü olmuyor.
- Malta'daki içe kapalı çarşıda ahbaplık ve komşuluk ilişkileri kuvvetli, insanlar sohbet için bahane arıyor.
- Müşterilerin isteği üzerine cezve ve fincan edinmiş, gençlerin talebiyle de İtalya'dan retro filtre kahve makineleri getirmiş.
- Dükkânın önü dostlar meclisine dönmüş durumda, gençler dersleri için dua istiyor ve sohbetler uzuyor.
İRFAN ÖZFATURA- Fatih Malta’da üçüncü kuşak olarak kuru kahvecilik yapan Selim Dönmez âdeta semtine sevdalı, çocukken koşturduğu çarşıya gönülden bağlı. Dedesi, babası ve amcası zamanında kahveciler odasının idarecileri imiş. Kendisi de çok hevesli “seni bunun için mi okuttuk” deseler de dükkândan kopamamış.
Sorarsanız, “çiğ çekirdeği seçerek alıyorum” diyor ve ekliyor:
“Babamdan amcamdan edindiğim tecrübe ile yakmadan kavuruyor, sonra hususi kaplarda dinlendiriyorum. Dededen miras bir değirmenimiz var. Maşallah 65 yıldır tıngır mıngır çalışıyor. Öğütmeyi taşla yaptığı için ısınmıyor, yakmıyor, acılaştırmıyor. Taş, kahveye yumuşak bir içim ve rayiha kazandırıyor. Pudra gibi ince çekebildiği için telvesi pütür pütür olmuyor, dile gelmiyor, dibinde krema kıvamında bir tortu kalıyor.
Bir an bile yanından ayırmıyor! Adım adım takipte
Malta içe kapalı bir çarşı, burada herkes ahbap, akran. Komşularımız kibar hassas ve hatırnaz insanlar. Gönül ne kahve ne kahvehane ister, sohbet için bahane arıyorlar.
Bir zamanlar kahve alıp çantasına atanlar, ‘ya yapsana bir acı kahve de içelim şurada’ deyince cezve fincan edindim. Gençler ise ne zaman filtre kahveye başlayacaksın diye sıkıştırdılar.
Onları da kıramadım, İtalya’dan getirttiğim Retro makineler dükkâna yakıştı. Saçak altına da birkaç sandalye bıraktım, gençler, kahve tarttıran yaşlılardan ‘imtihanım var’ diye dua istiyorlar. ‘Allah zihin açıklığı versin evladım, sen nerede okuyorsun bakiim’ muhabbetleri uzayıp gidiyor. Dükkânın önü dostlar meclisine döndü, telefon numarası alanlar, sarılarak ayrılanlar. Söyleyin bunu kahveden başka hangi ürün yapabilir acaba?
