Konteynere kilitlediler, diri diri yaktılar! İş arkadaşını öldüren 2 caniden mahkemede şok savunma
Hatay'da şantiyedeki konteynerde iki iş arkadaşı tarafından üzerine benzin dökülüp diri diri yakılarak katledilen 19 yaşındaki İbrahim Yaşar'ın cinayet davasında ikinci duruşma görüldü. Cinayeti uyuşturucu etkisinde işlediklerini öne sürerek beraat isteyen tutuklu sanıkların talebi reddedildi. Sanıkların emsal bir ceza almasını isteyen acılı baba ise, açıkta benzin satan istasyona ve suç kayıtlı şahısları çalıştıran taşeron firmaya da ihmal tepkisi gösterdi.
Hatay'da bir şantiyede çalıştığı sırada, kaldığı konteynerin alevlere teslim olması sonucu yanarak can veren 19 yaşındaki İbrahim Yaşar’ın ölümüyle ilgili davanın ikinci duruşması gerçekleştirildi. Bir akaryakıt istasyonundan bidonla aldıkları benzinle konteyneri ateşe vererek genç işçinin ölümüne neden olan tutuklu 2 sanık, cinayeti uyuşturucu madde etkisindeyken işlediklerinin arkasına sığınarak mahkemeden beraat talebinde bulundu.
İLK İŞİNDE, DÖRDÜNCÜ GÜNÜNDE HAYATTAN KOPARILDI
Yaşanan acı olay öncesinde 19 yaşındaki İbrahim Yaşar, 4 Mart 2025 tarihinde memleketi Mersin'den Hatay'a işçi olarak çalışmak üzere gelmişti. Antakya ilçesi Emek Mahallesi'nde bulunan bir inşaat şantiyesinde işe başlayan genç, hayatındaki ilk iş deneyimini yaşıyordu. Ancak Yaşar'ın yatakhane olarak kullandığı konteyner, işe başlamasından sadece dört gün sonra, 8 Mart tarihinde alevlere teslim oldu. Çıkan yangında alevlerin arasında kalan İbrahim Yaşar feci şekilde can verirken, aynı konteyneri paylaştığı iş arkadaşı M.A.Ö. ise yaralı olarak kurtuldu. Olayın ardından başlatılan geniş çaplı soruşturma kapsamında, aynı şantiyede işçi olarak çalışan 26 yaşındaki M.K. ve 33 yaşındaki B.S. gözaltına alınarak mahkemece tutuklandı.
KAMERA KAYITLARI DOSYADA: PET ŞİŞEYLE BENZİN ALMIŞLAR
Zanlılar hakkında "yangın suretiyle tasarlayarak kasten öldürme" suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması 20 Nisan tarihinde Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmüş, davanın ikinci duruşması ise 8 Temmuz tarihinde gerçekleştirilmişti. Mahkemeye sunulan iddianamede yer alan güvenlik kamerası kayıtları, olayın kan donduran detaylarını gözler önüne serdi. Görüntülerde, olay günü sabah saat 06.40 sıralarında tutuklu sanıklar B.S. ve M.K.'nin birlikte bir akaryakıt istasyonuna giderek 5 litrelik pet şişeyle yakıt aldıkları tespit edildi. Öte yandan dosyada yer alan itfaiye raporlarında, yangının söndürülmeden atılan veya unutulan herhangi bir ateş sonucu çıktığı bilgisine de yer verildi.
VAHŞET ANINI YARALI KURTULAN İŞÇİ ANLATTI
Yangından yaralı olarak kurtulan M.A.Ö., mahkemedeki ifadesinde olay anını detaylarıyla anlattı. M.A.Ö., sanıklardan B.S.'yi olaydan bir gün önce gece saatlerinde telefonla konuşurken uyardığını, sonrasında ise şüpheli iki şahısla birlikte kahve içtiklerini belirtti. İfadesine göre olay esnasında şüpheli M.K. konteynerin kapısını açarak selam verdi, hemen ardından diğer şüpheli B.S. konteynerin içerisine yanan bir bez parçası attı ve peşinden benzini yere fırlattı.
BERAATLERİNİ İSTEDİLER!
Görülen ikinci duruşmada savunma yapan iki sanık da beraatlerini talep etti. Mahkeme heyeti ise şahısların tutukluluk hallerinin devamına hükmederek bir sonraki duruşmayı 5 Ekim tarihine erteledi. Olayda gencecik evladını toprağa veren acılı baba Vedat Yaşar, sanıkların cinayeti yasaklı madde etkisinde işlediklerini söylemelerine isyan ederek, "Ben bu canilerin alacakları cezanın emsal bir karar olmasını bekliyorum. Ve artık bu caniler cezasızlıktan cesaret bulup da herhangi bir canımızı yakmaya kalkışmasınlar." dedi.
"HTS KAYITLARI BİR AN ÖNCE DOSYAYA GİRMELİ"
Evladının, ekmek parası kazanmak için çalışmaya geldiğinin henüz dördüncü gününde bir konteynerin içerisinde diri diri yakılarak can vermesinin tarifsiz acısını yaşayan baba Vedat Yaşar, yargı sürecindeki eksikliklere ve ihmallere dikkat çekti. Baba Yaşar, adalet beklentisini şu sözlerle dile getirdi:
"Benim oğlum 4 Mart 2025 tarihinde Hatay'a çalışmaya geldi. Çalışmaya geldiği günden dört gün sonra benim oğlum iki cani tarafından konteynerin içine kilitlenip üstüne beş litre benzin döküp katlettiler. İlk dava 20 Nisan’da oldu. Bugün de ikinci davamızdı. Biz 1 buçuk seneyi aşkındır hukukla uğraşıyoruz. Sonuçta ülkemize olan bir adaletimiz var ama maalesef 1 buçuk senedir biz olay yeri inceleme bunların HTS kayıtlarını istedik. HTS kayıtları daha dosyaya girmedi ve bir an önce girmesini istiyoruz. İkincisi, açıktan benzin satan o akaryakıt şirketine sesleniyorum: Benzin bir canın hayatına mal olabiliyorlar. Üçüncüsü, oğlumun çalıştığı şirketin güvenlik zafiyetinden biz şüpheliyiz. Böyle 3, 4 suç kaydı olan insanları nasıl çalıştırabiliyorlar ve bu toplumun içine nasıl alabiliyorlar bilemiyorum. Onların suç kayıtları da var. Böyle uyuşturucu, pislikle ve müptezel olanları biz kesinlikle çalıştırmıyoruz."
"YASAKLI MADDE KULLANDIK, HATIRLAMIYORUZ"
Evladını ateşe veren sanıkların, cinayeti yasaklı madde etkisindeyken gerçekleştirdikleri bahanesine sığınmalarına büyük tepki gösteren Vedat Yaşar, aynı zamanda açıkta bidon ile akaryakıt satışı yapan Aytemiz akaryakıt istasyonunu da eleştirdi. Sanıkların en ağır cezayı almasını talep eden acılı baba, sözlerini şöyle tamamladı:
"Canilerin bahaneleri de hazır: 'Biz yasaklı madde kullanmıştık ve ne yaptığımızı hatırlamıyoruz, beş litre benzinle biz şaka yapmaya çalıştık' dediler. İlk ifadelerinde, 'Korkutmaya çalıştık' dediler. Bunlar gecenin dördünde benzin almaya gidiyorlar ve iki saat yol yürüyorlar. Açıktan benzin alıyor. Bu nasıl bir korkutma! Bir de molotof yapıyorlar! Bunlar biri 33 ve diğeri de 29 yaşında iki kişiydi. Benim oğlum daha 19 yaşındaydı ve hiç de oğlumu tanımıyorlar. Ben bu canilerin alacakları cezanın emsal bir karar olmasını bekliyorum. Ve artık bu caniler cezasızlıktan cesaret bulup da herhangi bir canımızı yakmaya kalkışmasınlar. Ben öyle bir adalet bekliyorum. Biz İbrahim'i hiçbir şekilde geri getiremeyiz ama emsal bir karar bekliyorum. Bir baba evladını kaybettiği zaman ne durumdaysa ben de şu an aynı durumdayım. Benim yerimde kimsenin olmasını istemem. Bana bu acıyı çektiren canilerin bile babaları benim durumuma düşmesini ben asla istemiyorum."
