ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’ten İsrail’e tarihi ayar: 9 milyonluk bir ülkesiniz, öldürerek bir çıkış yolu bulamazsınız
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, The New York Times podcast’inde İsrail’in aşırı sağcı bakanları Ben-Gvir ve Smotrich’e tepki gösterdi. ABD-İran mutabakatını savunan Vance, Tel Aviv’in uzlaşmaz tavrını eleştirerek, "9 milyonluk bir ülkesiniz. Sahip olduğunuz her ulusal güvenlik sorununa kendi yolunuzla şiddet kullanarak çözüm bulamazsınız" dedi.
- Vance, İsrail kamuoyundaki panik havasının yersiz olduğunu belirterek, İsrail'in her ulusal güvenlik sorununu sadece öldürerek çözemeyeceğini söyledi.
- ABD Başkan Yardımcısı, İran'ın terör faaliyetlerini fonlamaya devam etmesi durumunda ABD'nin yaptırımları kaldırmayacağını vurguladı.
- Vance, ABD'nin öncelikle kendi halkının çıkarlarını gözetmek zorunda olduğunu ve İsrail ile stratejik sınırları çizdiğini belirtti.
- İran'ın ekonomik kazanç elde etmesinin tek şartının tam uyum olduğunu ve ABD'den tek bir kuruş gitmeyeceğini açıkladı.
- Vance, 60 günlük sürenin resmen başladığını duyurdu ve İsrail ile Hizbullah'a ateşkes uyarısında bulundu.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, The New York Times’ın popüler podcast programı "Interesting Times"ta köşe yazarı Ross Douthat’ın konuğu oldu.
Yapılan hararetli söyleşide Vance, ABD ile İran arasında varılan tarihi mutabakat zaptını savunurken, anlaşmayı baltalamaya çalışmakla ve aşırı saldırgan bir tutum sergilemekle suçladığı İsrail hükümetinin sağ kanat bakanlarını yerden yere vurdu .
"9 MİLYONLUK BİR ÜLKESİNİZ, HER ŞEYİ SADECE ÖLDÜREREK ÇÖZEMEZSİNİZ"
Sunucu Ross Douthat’ın, varılan barış anlaşmasının İsrail’de hiç popüler olmadığını hatırlatması ve bölgedeki varoluşsal risklere değinmesi üzerine JD Vance, İsrail kamuoyundaki panik havasının yersiz olduğunu öne çıkardı. İsrail kabinesinin aşırı sağcı isimleri Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in anlaşmayı hedef alan açıklamalarına doğrudan cevap veren Vance, şöyle konuştu:
"İsrail siyasi sisteminin ve halkının büyük kesimlerinin bu anlaşmaya karşı çok hassas olduğu açık. Ancak aynı zamanda, anlaşma hakkında bazı yanlış bilgileri alıp bunları yaygınlaştırdıklarını ve bu konuda bir nevi paniğe kapıldıklarını düşünüyorum. Onların sisteminde, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi anlaşmaya saldıran kişiler gördünüz. Ve sanırım onlara vereceğim yanıt şudur: Tam olarak ne öneriyorsunuz? Dokuz milyonluk bir ülkesiniz. Karşılaştığınız her ulusal güvenlik sorununu çözmek için sadece öldürerek bir çıkış yolu bulamazsınız."
"İSRAİL'DEKİ PANİK HAVASINI ANLAMIYORUM"
Anlaşmanın yürürlüğe girmesine rağmen İsrail tarafının İran’ın terör faaliyetlerini fonlamaya devam edeceğine yönelik şüphelerini "tuhaf bir panik" olarak tasvir eden ABD Başkan Yardımcısı, iplerin tamamen Washington'ın elinde olduğunu kaydetti. İsrail hükümetine yönelik eleştirilerini sürdüren Vance, konuşmasına şöyle devam etti:
"İsrail sisteminde fark ettiğim tuhaf bir panik havası var; İran için iyi olacak her şeyin gerçekleşeceğini varsayıyorlar — ama İranlılar davranışlarını hiç değiştirmeden. Ve neden kimsenin bunun doğru olduğunu düşündüğünü anlamıyorum. Anlaşma böyle yazılmadı. Tüm mali baskı gücü ABD’nin elinde. ABD Başkanı ya da Hazine Bakanı tüm bu yaptırımları kaldırmak zorunda. İran, bir terör örgütünü finanse etmeye devam ederse, İran’a yönelik yaptırımları gerçekten kaldıracağımızı mı sanıyorlar? Cevap şudur: Elbette hayır."
"AMERİKA'NIN ÇIKARLARI İLE UYUŞMADIĞI NOKTADA FARKLI YOLLAR İZLERİZ"
Cumhuriyetçi Parti içindeki şahin kanadın ve İsrail lobisinin baskılarına rağmen Amerika Birleşik Devletleri’nin öncelikle kendi halkının refahını gözetmek zorunda olduğunun altını çizen JD Vance, müttefikleri Tel Aviv ile stratejik sınırları çizdi:
"Her ne kadar buna inansam da, bu anlaşmanın tüm dünya için iyi olacağına inansam da, temelde Amerikan halkının çıkarlarının ne olacağı konusunda endişeliyiz. Başkan da bunu göstermiştir. İsrail’deki siyasi sistemin hedefleri ile Amerikan halkının hedefleri arasında uyumsuzluk gördüğü yerlerde, farklılıkların olduğu noktalarda Amerika’nın çıkarlarını gözeteceğimizi söylemeye hazırdır. Dolayısıyla zaman zaman anlaşmazlıklar yaşanacağı kesindir. Bence bu normaldir."
NETANYAHU’NUN KABİNESİNE İNCE MESAJ "GERİYE KALAN TEK GÜÇLÜ MÜTTEFİKİNİZE SALDIRMAYIN"
Başkan Yardımcısı İran Mutabakatı’nı eleştiren ve ABD yönetimine yüklenen İsrailli bakanlara ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun başdanışmanlarını yeniden ikaz etti:
"Bibi’nin kabinesinden bazı kişilerin ortaya çıkıp anlaşmayı eleştirdiğini ve bazı açılardan ABD Başkanı’na çok kişisel saldırılarda bulunduğunu gördünüz; sanırım onlara vereceğim mesaj iki yönlü olacaktır.
Birincisi, Donald J. Trump şu anda tüm dünyada İsrail ulusuna sempati duyan tek devlet başkanıdır ve o, dünyanın süper gücünün devlet başkanıdır. Eğer ben İsrail hükümetinin kabinesinde olsaydım, tüm dünyada geriye kalan tek güçlü müttefikime saldırmazdım.
"SAVUNMA SİLAHLARINIZIN ÜÇTE İKİSİNİ BİZ VERDİK"
İkinci mesajımı ise, devletimize saldırıda bulunan bazı İsrail kabine üyelerine vermek isterim. Söylemek istediğim şey son üç ayda vatanınızı koruyan savunma silahlarının üçte ikisinin Amerikan elleriyle üretilmiş ve Amerikan vergi gelirleriyle finanse edilmiş olmasıdır.
İsrail’in sorunu Donald J. Trump değildir ve İsrail’de en büyük sorununun ABD Başkanı olduğunu düşünen herkes, uyanmalı ve ülkenin içinde bulunduğu durumun gerçekliğini görmelidir."
"ABD'DEN TEK BİR KURUŞ GİTMEYECEK, BU BİR KAZAN-KAZAN DURUMU"
NYT röportajının ardından Başkan Yardımcısı Beyaz Saray basın brifing odasında gazetecilerin karşısına çıktı.
ABD ve İran arasında varılan tarihi mutabakatın ardından küresel piyasalardaki son durumu paylaşan Vance, "Dün gece 12,5 milyon varil petrol Hürmüz Boğazı'ndan geçti. Bu, çatışmanın başından beri en yüksek rakam" yorumunda bulundu.
Boğazların bir daha küresel ekonomi için bir tıkanma noktası olarak kullanılmasını engellemekte kararlı olduklarını vurgulayan Başkan Yardımcısı, "Bu durum dürüst olmak gerekirse İranlıların da istediği bir şey değil" dedi.
Medyada dolaşan milyarlarca dolarlık fon iddialarına açıklık getiren Vance, İran'ın ekonomik kazanç elde etmesinin tek şartının tam uyum olduğunu hatırlattı:
"300 milyar dolar ya da 24 milyar dolar ya da bu ya da o para miktarı hakkında şeyler duyacaksınız. Ve asıl gerçek şu ki, İranlılar bu kaynaklardan herhangi birini almanın tek yolu — Amerika Birleşik Devletleri'nden hiçbir kuruş alamayacaklar, ne pahasına olursa olsun — ama anlaşmadan herhangi bir fayda sağlamanın tek yolu tam uyum göstermek ve davranışlarını değiştirmek. Eğer İranlılar davranışlarını değiştirmezse, askeri ve nükleer programları hala yok edilecek; eğer davranışlarını değiştirirlerse, Orta Doğu ile dönüştürücü bir ilişkiye sahip olacaklar. Bu bizim için bir kazan-kazan durumudur."
İran içinde pragmatistlerin tartışmayı kazandığını ve gerçek bir ayrışma yaşandığını belirten Vance, kuşkuculara şu soruyu yöneltti: "İnsanlar İranlıların davranışlarını asla değiştirmeyeceğini söylüyor. Belki bu doğrudur ve eğer öyleyse, anlaşmanın avantajlarından hiçbiri onlara ulaşmayacaktır. Ama denemeye değmez mi?"
Ayrıca bir muhabirin, Axios'ta yer alan "Netanyahu anlaşma nedeniyle Trump yönetimine çok öfkeli" istihbaratını sorması üzerine Vance, "Axios’un Netanyahu’nun öfkeli olduğu yönündeki haberini gördüm. Bu, onunla şahsen yaptığım görüşmeleri kesinlikle yansıtmıyor. Ama kim bilir, belki de bana yüzüme karşı söylemediği bir şeyi arka kapıdan başkasına söylüyordur." şeklinde cevap verdi.
60 GÜNLÜK SÜRE RESMEN BAŞLADI
Anlaşmanın takvimine dair önemli bir lojistik detay paylaşan Vance, "60 günlük sürenin bugün resmen başladığını söyleyebilirim. Evet, anlaşma dün başladı, bugün 60 günlük süreyi başlatacağız" dedi.
İSRAİL'İ YENİDEN UYARDI
İran'ın balistik füze programı ve ülkelerin meşru müdafaa haklarına da değinen Başkan Yardımcısı, son durum hakkında şu tabloyu paylaştı:
"Başkanın dün söylediği tek şey, elbette ülkelerin kendini savunma haklarından vazgeçmemesiydi. İsrail, Hizbullah İsrail'e roket veya drone ateşlediğinde kendini savunma hakkından vazgeçmiyor. İranlılar ülkelerinde kendini savunma hakkından vazgeçmiyorlar, ancak biz nihai anlaşmanın bir parçası olarak onların tüm dünyayı geniş çapta tehdit edebilecek türde füzeler üretemeyeceklerini bekliyoruz ve ABD Başkanı dün bunu söyledi. Bir ülkeye İsrail, İran olsun kendini savunma haklarının olmadığını söyleyemezsiniz."
Lübnan sınırındaki gerilime de değinen Vance, "Hizbullah'ın İsraillilere roket ve drone ateşi açmayacağını bekliyoruz ve İsraillilerin de Lübnan'da çılgınca davranmayacağını bekliyoruz. Her iki taraf da anlaşmanın kendi kısmına uymak zorunda. Şimdi, sizin de bildiğiniz gibi, bazen bu ateşkesler biraz karmaşık oluyor." dedi.
"SİVİL MERKEZLERDEKİ PATLAMALAR KABUL EDİLEMEZ"
Konuşmasının en sert bölümünü yine İsrail’in son askeri hamlelerine ayıran ABD Başkan Yardımcısı, savunma hakkı ile barış sürecini baltalamak arasındaki çizgiye dikkat çekti:
"Hiç kimse başka bir ülkenin kendini savunma hakkını inkar edemez, İsrail de tabii ki kendini savunma hakkına sahiptir. Ama temel olarak, tıpkı diğer herkes gibi, İsrailliler de bu barış sürecine saygı duymak zorundadır. Bu süreç esasen onlar için ve tüm bölge için iyidir. Anlaşmada büyük bir atılımın eşiğindeyiz gibi görünüyor ve sonra birden Beyrut'ta bir sivil nüfus merkezinde büyük bir patlama oluyor. Hizbullah'la hiçbir ilgisi olmayan birçok insan hayatını kaybediyor. Bu kabul edilemez."
TRUMP'IN "GÜNAH KEÇİSİ" ŞAKASINA CEVAP
Bir muhabirin, "Başkan Trump dün, görüşmelerin yolunda gitmemesi durumunda sizi suçlayacağını söyledi. Sizi günah keçisi olarak görmesinden endişeleniyor musunuz?" sorusuna ise Vance gülerek şu yanıtı verdi:
"Ah, hayır, hiç değil. Yani, bence başkan, her zamanki gibi şaka yapıyordu."
YAPTIRIMLARIN PERDE ARKASI: "ZATEN PETROL SATIYORLARDI, ŞİMDİ PARAYI TAKİP EDEBİLECEĞİZ"
Yaptırımların kaldırılmasının İran’a verilmiş bir taviz olmadığını belirten Vance, şu ifadeleri kullandı:
"Dürüst olmak gerekirse, bunu İranlılara yapılan büyük bir taviz olarak görmedik. Çünkü onları petrol satmaktan alıkoyan şey zaten yaptırımlar değildi. Yaptırımlar temelde etkisiz olduğu için indirimsiz olarak çok fazla petrol satıyorlardı. O noktada, yaptırımların İran finansal sistemini bir nevi gölge bankacılık sistemine doğru ittiğini gördük. Yaptırımları kaldırarak, aslında finansal sistemlerinin parayı nereye gönderdiğini ve nereden aldığını biraz daha görebileceğiz. Bu, bizim için gerçekten kazanç noktası"
Eleştirmenlerin "İran tüm bu avantajları elde edecek" tezine de karşı çıkan Vance, "İranlıların daha önce sahip olmadıkları hangi avantajı elde ettiklerini soruyorum ve cevap: Hiçbir şey. Davranışlarını değiştirmedikçe hiçbir şey elde edemeyecekler. Eğer değiştirirlerse, bu zaten kutlanması gereken bir şey olur" diye ekledi.
OBAMA DÖNEMİ İLE FARK VAR
Anlaşmayı, 2015 yılında imzalanan Obama dönemi nükleer anlaşmasıyla (JCPOA) kıyaslayan Vance, yeni mutabakatın kırmızı çizgilerini çok daha sert çektiklerini öne sürdü:
"Obama'nın nükleer anlaşması uranyum zenginleştirmeye izin verdi; bizimki izin vermeyecek. Obama anlaşması silah sınıfı materyalin birikmesine önayak oldu; bizimki aslında zenginleştirilmiş materyal stokunun tamamen yok edilmesini sağlıyor. En önemlisi, Obama anlaşması onlara 1 milyar dolardan fazla Amerikan parası verdi; bu anlaşma ise onlara hiçbir şekilde Amerikan parası vermiyor. Ayrıca Bazı raporlar gördüm bunun nereden geldiğini bilmiyorum - Katar'ın milyarlarca dolar ve İran varlıklarını serbest bıraktığını söylüyor. Bu doğru değil. Katar bunu bizim onayımız olmadan ve biz bunu görmeden yapması imkansız olurdu."
