Barış şehrinde savaş isyanı! VW’deki sinsi oyunu gazetemize anlattılar
Kârlı modellerin üretimi baskıyla durdurulup Volkswagen finansal krize sürüklendi. Batmak üzere olan Alman devi, Osnabrück’te ‘Demir Kubbe’ için üretim yapmaya mecbur bırakıldı.
- İsrail bağlantılı isimlerin üst düzey görevlere getirilmesiyle şirketin sermaye yapısı ve üretim stratejisinin etkilendiği iddia ediliyor.
- Önceki yıllarda elektrikli araç üretimi ve Rheinmetall firması ile zırhlı tır kabini üretimi gibi projelerin iptal edildiği belirtiliyor.
- Osnabrück fabrikası çalışanlarının birçoğunun İsrail'in projesine hizmet etmeme kararlılığıyla istifa dilekçelerini hazırladığı ifade ediliyor.
- Türk kökenli uzman Taner Hakverdi, VW'nin geçmişte Nazi Almanyası için askeri teçhizat ürettiğini hatırlatarak, bugünkü anlaşmayı ahlaki iflas ve tarihin tekerrürü olarak nitelendiriyor.
- İsrail'in bu projesiyle hem katliam silahı ürettirdiği hem de Alman nefreti büyüten bir intikam aldığı öne sürülüyor.
YILMAZ BİLGEN - Alman otomobil Volkswagen (VW) Osnabrück fabrikasının İsrail’in “Demir Kubbe” projesine eklenmesine yönelik tepkiler büyüyor. Şirketin idari departmanında üst düzey görevlerde bulunan ve isminin yazılmasını istemeyen bir yönetici gazetemize konuştu. Özellikle 7 Ekim sonrası şirket yapısında köklü değişimler yaşandığını anlatan VW yöneticisi “Şirket sermaye yapısı son yıllarda ciddi değişim yaşadı.
Türkiye ile 7 ülkeden ortak Mescid-i Aksa bildirisi! İsrail saldırıları kınandı
İsrail bağlantılı isimler üst düzey görevlere getirildi ve bu durum sermayeye de yansıdı. Üretim stratejisi de bundan etkilendi ve elektrikli araç gamında atılması gereken adımlar atılmadı. Hatta Porsche elektrikli araçların Osnabrück’de üretilmesi kararlaştırıldı ve montajbandı dâhil milyonlarca avroluk yatırım yapıldı. Ancak bir el bu projeyi engelledi. Ardından Golf 8 Variant modelinin burada üretimi kararlaştırıldı. Fakat olağan dışı müdahalelerle iptal edildi ve üretim Meksika’nın Puebla şehrine gitti.
Bir sonraki aşamada Çinli bir otomotiv devi şirkete talip oldu ve batma pahasına reddettiler. Bununla da kalmadı Rheinmetall firmasının zırhlı tır kabini üretim teklifinde epey mesafe alındı ve son aşamada yine bir el anlaşmayı iptal etti. Tüm bu engelleme süreçlerine önce hiçbir anlam veremedik. Ta ki İsrailli firma (Rafael) devreye girinceye kadar. Oysa hedef şirketi iflasa sürükleyip bir tür rehin haline getirmek ve kurtuluşu da İsrail savunma sanayiinin parçası hâline getirmekmiş. Şimdi her şey netleşti. Küresel siyonist hegemonya 100 yıllık kurumu adım adım iflasa sürükledi ve rehin aldı” dedi.
İSTİFA DİLEKÇELERİ HAZIR
Fabrikanın yaptığı anlaşma ile ilgili konuştuğumuz işçiler ise “Yüzlerce arkadaşımız istifa dilekçesini hazırlayarak Siyonist katliamın parçası olmama kararlılığını yönetime iletti. Ayrıca Osnabrück, 1648 yılında Otuz Yıl Savaşlarını bitiren Vestfalya Barışı’nın imzalandığı yer olması sebebiyle ‘Barış Şehri’ (Friedensstadt) niteliği taşıyor. Bölge halkı bu imajına zarar getirecek bir anlaşmayı asla kabul etmez. VW ısrar ederse bu fabrikadaki 2.300 çalışan ve ülke geneli 295.000 kişiden birçoğu İsrail’in bu projesine hizmet etmeyecek. Bu proje VW’nin sonu olur” görüşünü dile getirdi.
TÜRK KÖKENLİ UZMAN HAKVERDİ: TARİH TEKERRÜR EDİYOR
Türk kökenli bilgi teknolojileri uzmanı Taner Hakverdi, VW’nin 1938 de Adolf Hitler’in talebiyle kurulan bir firma olduğunu hatırlattı ve “Şimdi İsrail’e silah üretme anlaşmasının yapılması Batı için bir tür ahlaki iflas ve aynı zamanda tarihin tekerrürü” ifadelerini kullandı. Hakverdi, “VW hisselerinin yüzde 53,3 (Porsche/Piëch ailesinde. VW’nin Osnabrück tesisinde Demir Kubbe sistemi için parça üretme planı, bir tür tarihsel ironi gibi. Ayrıca ‘para için her şeyi meşru gören’ Batı ahlak anlayışının da ifşası ve iflasıdır.
VW, 26 Mayıs 1938’de Hitler’in emriyle temeli atılan bir kurum. Kısa süre sonra da sivil otomobil üretiminden vazgeçip Wehrmacht için askerî teçhizat, jip, otomobil hatta savaş uçağı parçaları ve mayın üretti. Tarihçi Wolfram Pyta’nın ifadesiyle, Ferdinand Porsche ‘sınırsız bir oportünizmle’ Hitler’in projesine dâhil olmuştur. Bir diğer çarpıcı arka plan ise o dönem 20 binden fazla zorunlu işçi ve toplama kampı mahkûm insanlık dışı şartlarda burada çalıştırıldı. İçlerinden yüzlercesi bu şartlar sebebiyle öldü. Şimdi aynı tarihî refleks tekrarlanıyor. Bu defa iş birlikçi, Gazze’de 75 bini aşkın insanın ölümüne yol açan, Uluslararası Adalet Divanında soykırım suçlamasıyla yargılanan bir ülke. Demir Kubbe, Hamas, İran ve Hizbullah’ın roketlerine karşı ‘savunma’ olarak tanıtılsa da, bu sistemin varlığı İsrail’in abluka altındaki Gazze, İran, Afrika, Yemen, Suriye ve Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürmesini sağlayan bir katliam sistematiği. Bir anlamda geçmişteki suç ortaklığı bugün bir kez daha tekrar ediyor. Bir zamanlar insan kasabı Adolf Hitler’in savaş makinesinin parçası olan fabrika, şimdi Lübnan, Suriye, İran ve Gazze’deki sivil katliamların aracına dönüşüyor. Bu bir tür öze dönüş. Fakat bu defa, iş birliğinin bedelini sadece Alman vergi mükellefleri değil, Orta Doğu’da bombalar altında yaşayan siviller ödüyor. Aslında bu projenin parçası olmakla İsrail bir taşla iki kuş vuruyor. Bir taraftan katliam silahı ürettirirken diğer yandan dünyada Alman nefreti büyüten bir intikam biçimi aynı zamanda” dedi.
